kapat

19.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CENGİZ ÇANDAR(ccandar@sabah.com.tr )


"Kasırgadan depreme"...

Cuma sabahı, New York'ta bir gece önce sığındığım dost evinde gözlerimi açtığımda Hudson nehrinin koyu ve kirli bir kahverengiye büründüğünü gördüm. Gecenin karanlığında karşı kıyıdaki New Jersey, her zaman olduğu gibi, İstanbul'un Avrupa yakasından Üsküdar'ın görüldüğü gibi görünüyordu. Aradaki Hudson'un renk değiştirdiği farkedilmiyordu...

Çok geçmeden bu rengin Hudson'a özgü olmadığı anlaşıldı. Havaalanları açılmıştı. Öğleye doğru Washington'a doğru alçalırken, Potomac nehrinin de aynı çamur renge büründüğü gözüküyordu. Galiba, Amerika'nın tüm doğu sahili ve Atlantik'e akan tüm nehirler renk değiştirmişti...

Floyd kasırgasını tam olarak kavrayabilmemiz kolay değildi. Kasırga nedir, tanımayan bir coğrafyanın çocuklarıydık; hem de yaşadığımız deprem felaketiyle boy ölçüşebilecek bir doğa afeti olabileceğini aklımıza getiremezdik...

Bu kasırga, 700 millik (1000 kilometreden fazla) bir uzunluk ve genişlikte hareket etmiş. Tıpkı "depremin merkezi" gibi, "kasırganın gözü" var. Şiddeti en fazla, "göz"ün geçtiği yerlerde hissediliyor. Kuvvetinin 155 mile (yaklaşık 250 kilometre) çıktığı olmuş. Depremler gibi kasırgaların da kategorileri var. En üst kategorisi 5; Floyd, 4'ün üst tavanı...

Bu kasırga, şiddet açısından yüzyılın en güçlüsü değil, ama kapsadığı alan ve yol açtığı sonuçlar itibarıyla öyle. Eğer yön değiştirmese ve zayıflamasa, Amerika, "tarihin en büyük doğa felaketi"ni yaşayacakmış.

Ta Florida'dan, yani Bahamalar ve Karaipler civarından başlayarak, Georgia, South ve North Carolina, Virginia, Maryland, Delaware, Pennsylvania, New Jersey, New York, Connecticut, Massachussetts, Rhode Island eyaletlerini etkilemiş. Kanada sınırındaki Maine'e vardığında gücü saatte 25 mile yani kuvvetli bir rüzgâra dönüşmüş. New Jersey'de Atlantic City'ye vardığında, artık ondan "kasırga" olarak değil "tropikal fırtına" olarak bahsediliyordu. Gücü, saatte 100-125 kilometreye düşmüştü...

Kasırga, Amerika'nın doğu sahilinde yol alırken, 2.6 milyon Amerikalı evlerini terketmiş ve birçok eyalette birçok şehir boşaltılarak, halk iç bölgelere kaydırılmış. Bu rakam, Amerikan tarihinin en büyük nüfus hareketi... Florida Valisi Jeb Bush, "olağanüstü hal" ilan etmiş ve Ulusal Muhafız birliklerini seferberliğe sokarak, Florida şehirleri arasında koordinasyonla görevlendirmiş. South Carolina Valisi, kıyı bölgelerine boşaltma işlemi için asker ve polis sevketmiş. Başkan Bill Clinton, Yeni Zelanda'dan apartopar dönmüş.

Yine de eleştiriler eksik olmuyor. Normalde 4 saatte gidilecek yere, karayollarındaki izdiham nedeniyle 14 saatte ulaşılmış olmasından ötürü bazı yetkililer eleştiriliyor. Türkiye'dekilerin bıyık altından gülümsemesine sebep yok. Devletin hizmet işlevi ve alınan önlemlerin etkisi açısından arada dağlar kadar fark var. Floyd kasırgasının maliyeti, Türkiye'deki depremi hatırlatan ölçüde, hatta daha da fazla: 25 milyar dolar. Ölü sayısı ise sadece 6. Ama sakın depremin daha yıkıcı olduğunu, kasırganın depremin aksine önceden kestirilebildiğini düşünmeyin...

Kasırga da, deprem kadar yıkıcı. Evleri uçuruyor, elektrik hatlarını deviriyor ve müthiş yağmurlar getirerek seller bastırıyor. Geldiği, depremin aksine, önceden görülüyor ama ne yönde hareket edebileceği bilinemiyor. Zigzag çizerek hareket edebiliyor. Nereye vuracağı belli olmuyor. Ve, düşünün, bu kasırganın kapsadığı alan, neredeyse Türkiye'nin tümü kadar. Sadece küçük Maryland eyaletinde 100 bin aile ve ev etkilenmiş durumda.

Ve, bu satırları 18 Eylül sabahında Washington'dan yazarken, Amerika'dan bir kasırga sanki hiç geçmemişti. Hayat, her zamanki gibiydi.

Üç gün önce deprem bölgesinin manzaraları gözümün önünde. Her şeyi merkez”leştirme meraklısı çapsız bir bürokrasi. Ankara'dan her şeye hükmetmeye kalkışan ama doğru karar (olağanüstü hal, süper vali gibi) dahi alamayan bir hükümet; ve nisbeten başarılı yerel yönetimler. Federal Amerika'nın doğa felaketiyle başetme becerisi görünce, Sami Selçuk'un konuşma metnini bir kez daha okunmasında yarar olduğunu düşünüyorum.

Konumuz, ne de olsa, "sistem sorunu" değil mi?!

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır