kapat

19.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Televizyonların yaptıkları ve yapamadıkları!..

Deprem bu milletin büyük çoğunluğunu ruh hastası yapacak.. Bunda en büyük sorumluluk da, televizyonların olacak..

Ellerinden geleni yapıyorlar millet kafayı üşütsün diye..

Ruh kliniklerine gizli ortak falan mı bunlar?..

Bakın hala en ufak artçı depremde hala kendilerini pencereden atıp ağır yarlanan, hatta ölenler var..

Neden hiç düşündünüz mü?..

Deprem anında yapılacaklar anlatılırken, pencereden atlamak hiç yok.. Tersine atlayanların başına nelerin geldiği, kapıya koşanların sapasağlam kurtulduğu gösterilirken..

Peki niye atlıyor bu insanlar?..

Cehaletlerinden mi?..

Hayır..

Bir aydan beri bu ülke enkaz altındakileri dinliyor, enkaz altında kalanları görüyor..

Günlerce enkaz altında kurtarılmayı bekleyenler..

Enkaz altından, kolları, bacakları hemen orada kesilerek çıkarılanlar.. Hiç çıkarılamayanlar.. Günlerce duyulup, sonra kesilen sesler..

Bırakın kapalı yerde kalma fobisi olanları..

Adam kendisini, o enkazın altında, o karanlıkta, aç ve susuz günlerce beklerken düşünmekten bir hal alıyor günlerce..

Sonra en ufak sallantıda..

"Ya ölürüm, ya kalırım, ama enkaz altında o korkunç bekleyişi yaşamam" diye atıyor kendini aşağı..

İşin psikolojisi bu..

O zaman, felaketle ilgili her yayının, her görüntünün, her sözün süzgeçten geçmesi gerek miyor mu?..

Bazıları buna uymaya alabildiğine gayret ederken, bazıları felaket tellallığına ve insanların acılarını, reytinge döndürme çabalarına alabildiğince devam ediyorlar..

Ekranda gördüğüm bazı suratların "Ah bir daha sallasa" diye düşündüklerini okur gibi oluyorum..

***

Bir nokta daha var.. Bu da Türk medyasının utancı aslında..

Gazetelerimiz, televizyonlarımız bir aydır, depremin önceden belirlenmesinin mümkün olmadığını söylüyorlar..

Kimsenin umurunda değil..

Adamlar yalanlarında bile yabancı kaynak gösteriyor..

"CNN alt yazı geçti" diye..

Millet ona inanıyor.. Haydaa.. Geceler sokakta..

Ayıp değil mi?..

Bu millet kendi medyasına değil de, CNN palavrasına, Cemal Yıldırım'a, bilmem ne bacıya inanıp geceyi sokaklarda geçiriyorsa, bundan alacağımız dersler yok mu?..

CNN Türkiye Genel Müdürü, TGRT'de Jülide'ye "Türk insanı inanmak istediğine inanıyor" dedi..

Oğuz Aral, Hürriyet'te harika bir hiciv çizdi.. Adam uzanmış yatıyor. Başında biri.. Durmadan çok iyi haberler veriyor. Adamın kılı kıpırdamıyor.

Son karede adam "Kayınbirader baldızından duymuş, ona da kapıcının karısı söylemiş. Bu gece deprem varmış" deyince, baştan beri yatıp duran "Depreeeeem" diye bir fırlayış fırlıyor ki..

CNN Genel Müdürü'nün de, Oğuz Aral'ın da haklı oldukları noktalar var. Ama gene de medya "Bu millet niye bize inanmıyor?" diye çok ciddi düşünmeli..

PAZAR NEŞESİ
Pazar Neşemiz Okan Altan'dan..

Oldukça geniş bir araziye yayılmış 18 delikli bir kulüpte golf oynayan adam, kaçıncı delikte olduğunu şaşırmış.. Az ilerisinde oynayan bir kadın görmüş.. Ona doğru yürümüş..

"Kaçıncı delikte oynadığımı şaşırdım da" demiş..

"Ben 7'nci delikte oynuyorum" demiş kadın.. "Siz benden bir delik geride olduğunuza göre, 6'da olmalısınız.."

Adam teşekkür edip oyununa dönmüş..

Bir süre sonra, gene oynadığı yeri şaşırmış. Kadın az ilerisinde.. Ona koşmuş gene..

"Ben 14'üncü delikte oynuyorum" demiş kadın.. "Siz benden bir delik geride olduğunuza göre, 13'tesiniz.."

Adam oynunu bitirince kulübün barına gitmiş. Bakmış kadın barın ucunda oturuyor. Yanındaki tabureye oturmuş, "Teşekkür ederim tekrar" demiş. "Size bir içki ısmarlayabilir miyim?.."

Laf lafı, laf kapıyı açarken, adam kadına "Ne iş yaparsınız?" demiş..

"Ben satış şefiyim" demiş, kadın..

"Ne tesadüf, ben de satış şefiyim" demiş adam ve sormuş.. "Ne satıyorsunuz?.."

"Söylersem gülersiniz" demiş, kadın..

Söz vermiş adam gülmeyeceğine..

"Orkid satıyorum ben" demiş, kadın..

Der demez adam öyle bir gülmeye başlamış ki, tabureden düşmüş, yerde gülmeye devam etmiş, tepinerek..

Kadın "Söylemiştim güleceğinizi.. Siz de söz vermiştiniz, oysa" demiş kadın, hafif öfkeli..

"Yok" demiş adam.. "Yok.. Size gülmüyorum. Ben de tuvalet kağıdı satıyorum ve sizden hala bir delik gerideyim!.."

Sevgi
Aşk nedir? Kimin anlattığı değil, ne anlattığı önemli..

"Benim babam çok ağır bir hastalık neticesi ölünce, annem bunalıma girdi. Ne bir tepki veriyor, ne konuşuyor, ne hareket ediyor ne de bir duygu belirtisi gösteriyordu. Yemeği dahi ağzına kaşıkla zorlukla verilebiliyordu. Ne uyku, ne ağlama, sanki yaşamla, dünya ile arasına bir duvar örmüştü annem. Bir gün, bir akşam üzeri oturma odamızdayken, annem oturduğu koltuktan ağır ağır kalktı. Bu onun o güne dek babam öldüğünden beri ilk hareket belirtisiydi.

Yavaş yavaş sanki bir robot gibi, mekanik bir şekilde, gözleri sabit bir noktaya dikilmiş olarak pencereye doğru yürümeye başladı. Pencerenin önüne gelince durdu. Bir müddet sokağa bakarak orada öylece kaldı.

Daha sonra yine aynı şekilde, koltuğuna döndü ve oturdu.

Bu babamın her akşam işten eve dönüş saatiydi."

Çirkinlikler benim felsefem mi?..
Çirkinlikler Hıncal Uluç'un yaşam felsefesi midir?" diyor, Dr. Tudor Angheli, Sabah gazetesi yayın yönetmenine (Bana değil) yolladığı mektupta..

Doktor, Moldova'nın Ankara Büyükelçisi..

Bu ülkeyi, Moldava'yı yıllar yılı kontrol eden Sovyetler Birliği yaşam tarzı içinde sanıyor.

"Ben de gazeteciyim" diyor. 30 yıl Moskova'nın Pravda, Tass ve Novosti Haber ajanslarında çalışmış.. 30 yıl Sovyetler Birliği'ni yönetenler ne istedi ise onları yazmış adamın yaşam tarzı ile..

Yazdıklarıma pek itirazı yok..

"Fuhuş hangi ülkede yok.. Mafya hangi ülkede yok.." diyor..

Şarabın ve yiyeceğin bol ve ucuz oluşuna da itirazı yok..

Peki neye itiraz ediyor?..

Yazmadıklarıma..
Ülkenin güzellikleri de varmış da onları niye yazmamışım?..

Bir gazeteciyi yazmadıklarından sorumlu tutup itham etmek, tam Sovyet kafası..

Orada kalmışım 24 saat.. Bu 24 saat içinde harabe halindeki otelimden, otelimde beni sabahlara kadar uyutmayan fahişelerle boğuşmuşum. Sabah kahvaltıya gelen herkesin anlattığı, ya kaç kadın ile boğuştuğu, ya kaç kadın ile yattığı olmuş.. Ne yazmamı beklerdiniz Doktor Büyük Elçi..

İkincisi.. Benim ülkemde hiçbir resmi görevlinin, bir gazeteciye "Şunu neden yazmadın?" deme hakkı yoktur. Yazdıkları hakkında yasal hakları sonuna dek saklı iken..

Türkiye ile Moldova arasındaki ilişkilerin gerçekten gelişmesini istiyorsanız, bu kafanızı değiştirin Doktor..

Ya da ülkeniz sizi değiştirsin.

Haa.. Bana yazarken bundan böyle aracı kullanmayın. Sabah'ı Pravda sanmayın!..

Beş Sözcük!..
İlhan Göknel yazmış.. Yeni Levent Lisesi'nde Edebiyat Öğretmeni Rauf Mutluay, emekli olmadan önce "Size bir miras bırakacağım" demiş. Bir ödev vermiş..

Beş altın sözcük bulacak öğrenciler.

40 öğrenci yüzlerce sözcük seçmişler..

Rauf Bey'in bıraktığı 5 altın sözcük ise şunlar:

1. Günaydın!.

2. Özür dilerim!

3. Afedersiniz (Özür dileme anlamına değil. Birini, bir şey istemek için küçük de olsa rahatsız ederken.. "Afedersiniz.. Bana gazeteyi uzatır mısınız" derken mesela.)

4. Teşekkür ederim!.

5. Lütfen!..

Belki sabah gazete koridorlarında karşılaşınca birbirlerine günaydın dememek için gözlerini boşluğa (Duvara ya da tavana) çeviren, ya da boş bakanlar bu satırları okurlar.

Bir "Günaydın" bir "Tebessüm" günlerini nasıl değiştirir bir bilseler?..

Onlara acıyorum!..

Temel'den..
Temel'den bir faks aldım..

"Ha Hıncal uşağum, İngiliz Başbakanı 'bileyır' da bizimki neden bilmeyır?." diye soruyor..

Temel, Mehmet Ali Gençoğlu..

Vallahi onu her ikisini de seçenlere sormak gerek M.Ali!..

SEVDİĞİM LAFLAR
Dünyada zamanın hafifletmediği ve yumuşatmadığı hiçbir acı yoktur.

Cicero (MÖ.106-43)

BİZİM DUVAR
Esas afet Demirel yasayı veto etmeseydi yaşanacaktı.Doğal AFFET.

Hakan & Utku

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır