kapat

19.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ÇETİN ALTAN(caltan@sabah.com.tr )


Ooo moo iğne battı canımı yaktı...

Depremin yarattığı sorunları eşgüdüm içinde çözümlemek için kurulmuş olan kriz masalarından birinde çalışan kamu görevlilerinden biri topaldı; karşısındaki masada oturan kamu görevlilerinden biri de şaşı...

Topal kamu görevlisi tuvalete doğru giderken, tuvaletten çıkan şaşı kamu görevlisiyle karşılaştı.

Şaşı kamu görevlisi, topal kamu görevlisine sordu:

- Nasıl gidiyor?

Topal kamu görevlisi de, yürümesini sürdürerek yanıt verdi şaşı kamu görevlisine:

- Gördüğün gibi...

Annenin biri üç yaşındaki oğlunu hastaneye getirmiş, doktora durumu anlatıyordu:

- Doktor Bey, ne olduğunu bir türlü anlayamadım. Sabahtan beri ayakta duramıyor. Kaldırır kaldırmaz hemen düşüyor. Oysa daha dün koşuşup duruyordu evin içinde. Bugün ise yerden kalkamıyor.

Doktor çocuğu muayene etmeye başladı. Kendi de denedi ayağa kaldırmayı. Ama çocuk hemen yere düştü yine. Muayene derinleştirildi. Çocuğun bakılmadık ne tabanları kaldı, ne boğazı, ne gözlerinin içi, ne karnı, ne kuyruksokumu...

Sonunda doktor, çaresiz bir yüz ve üzüntülü bir sesle:

- Maalesef yaşam boyu sürecek ani bir felç, dedi.

Anne hıçkırmaya başladı.

Doktor:

- Ne yapacaksınız, kader. Olan olmuş bir kere, dedi. Kendinize hakim olmaya çalışın. Biz çocuğu felçli çocuklar yurduna göndeririz. Orada yeterince sağlanır bakımı. Siz de görmeye gidersiniz haftada bir. Elimizden gelen başka bir şey yok.

O sırada bir hastabakıcı girdi muayene odasına; önce söylenenlere biraz kulak verdi, sonra da şöyle bir baktı küçük çocuğa ve hayretle dönüp sordu annesine:

- Neden yavrunun iki ayağını da pantalonun tek paçası içine soktunuz ki?..

Bu fıkrayı kimler kimlere anlatıyormuş biliyor musunuz?

Türkiye'ye gelmiş olan Japon uzmanlar, Alman uzmanlara...

Niçin mi anlatıyorlarmış?

Depremin yarattığı sorunları eşgüdüm içinde çözümlemek için kurulmuş olan kriz masalarının ne yaptığını özetlemek bağlamında...

Depremin yarattığı sorunları eşgüdüm içinde çözümlemek için kurulmuş kriz masalarındaki kamu görevlilerinin biribirlerine yaptıkları öneriler hakkında da bir fıkra daha anlatılıyor.

Bir akıl hastahanesinde delinin biri, eline geçirdiği bir çiviyi duvara ters tutmuş, baş tarafından çakmaya çalışıyormuş.

Bir başka deli gelmiş yanına:

- O çivi, demiş, bu duvarın değil, karşı duvarın..

Depremin yarattığı sorunları eşgüdüm içinde çözümlemek için kurulmuş kriz masalarında her kafadan bir ses çıkıyor.

Bir Kızılay'ın sesi sedası çıkmıyor.

Adamın biri arabasını götürmüş tamirciye:

- Bu arabanın bir yeri hariç, her tarafı ses yapıyor, demiş.

Tamirci sormuş merakla:

- Ses yapmayan yeri neresi?

- Kornası...

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır