kapat

19.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
inter merkez
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.


Kaçmayın...

Avrupa Kupaları başladı, oynadık. İnşallah aralık ayında takımlarımız yollarına devam ederler. Çünkü her sene ocak ayında hepsi temizlenip, yurtiçindeki maçlara dönüyorlar. Tabii burada genel mantığımız da önemli. Fenerbahçe, Budapeşte'de oynuyor, gazeteler "Bu MTK'yı Fenerbahçe İstanbul'da parçalar. Kesin eleriz. MTK çok kötü takım" diye başlıklar var. Aynı başlıkların altında bir başka cümle, "Fenerbahçe'nin en iyi adamlarından biri kaleci Rüştü'ydü." Allah aşkına iki başlığı okuyan ve anlayan bana telefon edip izah etsin. Kötü MTK karşısında nasıl Rüştü en iyi oluyor?

Gazetelere bakmaya devam ediyoruz, Mehmet Cansun veryansın etmiş; "Avrupa'nın neresindeyiz, gördük. Chelsea'da bir yerli oyuncu var, Hertha Berlin'de bir düzine... Biz yabancı adedini artırmazsak, işimiz Avrupa'da zor."

Bu noktada bir düşünelim... Sevgili Cansun, kaliteli yabancı İtalya'ya, Fransa'ya, Almanya'ya, İngiltere'ye gidiyor. Hem oradaki kulüplerin bütçeleri bizimkilerden fazla, hem de vitrinleri... İyilerini onlar kapıyorlar. İkinci, üçüncü sınıflar veya jübilesi gelenler neredeyse tekerlekli sandalyeye düşecekler bize geliyorlar. O zaman hem paramıza hem de genç çocuklarımıza yazık değil mi?

Madem yabancı alacaktınız, niye Filipescu ile Ilie'yi bıraktınız? Çünkü mecbur kaldınız. Mukavelelerinde şart vardı, şu kadar para getirirsem, giderim, diye... Göstere göstere gittiler. Sende kim oynuyor? Popescu ile Hagi... İkisi de son duraktalar. Ve ikisi de Türk futbolunda etkili, işte futbol kalitemiz...

Niye yanlış yönlendiren beyanatlar veriyorsunuz, işte gerçekler... Bırakın onbir tane yabancı almayı, her takım üç tane çok kaliteli oyuncu alabilse olay biter. Bir ara Yugoslavlar bizleri ahtapot gibi sardılar, sömürdüler, şimdi de bir zenci modası aldı, gidiyor. O hale geldik ki, siyahi futbolcun yoksa, seyirci yönetimin aleyhinde bağırmaya başladı. Bütün bu çanağı tutan da, federasyon...

Dışişleri de sorumsuz
Yıllardır yurt dışına futbolcu, hakem, yorumcu kimliğimle gittim. Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin en önemli birimi olması gereken dışişleri mensuplarının yurtdışında kendi insanına ne kadar sahip olmadığına ve sahip çıkmadığına tanık oluyorum. Yıllar sonra Moldova elçisinin eşi ile birlikte bu düşüncemi yıktığını keyifle gördüm. Herhalde dedim, değişim dışişlerine de girdi. Ne gezer... Bir hafta sonra aynı vurdumduymazlık, eyyamcılık, sorumsuzluk Madrid'de de karşıma çıktı. Yazıklar olsun...

Madrid'de Ankaragücü maçını izliyordum, Galatasaray maçını ve özellikle iptal edilen gol pozisyonunu seyredemedim. Kaleci topu hakim mi, değil mi tartışması var. Hiç önemli değil, Hilmi Ok hakem seminerlerinde "kalecinin topa hakim olduğu" şekili topla izah ederek gösterdi.

Geçen yıl, tesadüf bu ya Galatasaray ve Fenerbahçe'nin oynadığı iki Karabük maçında aynı olay yaşandı. Bir hakem golü verdi, bir diğeri iptal etti. Hangisinin doğru olduğu yolunda komite bir açıklama yapmadı. Kafalarda da hep soru işaretleri kaldı. Kaçmayın, saklanmayın, anlatın... Hem de televizyonlara çıkarak anlatın. Özellikle anlatmıyorsunuz ki, sonra aynı pozisyonlar olduğunda kıvırtmak için...

Spor Yazarlari sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır