Ebru ÇAPA
Feminist bir manifesto mu, ucuz bir porno mu? Catherine Breillat'ın filmi Romance, "deprem enkazı" altında kalmadan önce, Türkiye sinema gündemine bomba gibi düşmüştü.
Bayan Sabah, olayı mahalinde incelemeye karar vermişti. Gidecek, filmi izleyecek, "bilirkişiler"le birlikte tartışacak; feminizme, kadın cinselliğine, sinemada erotizme katkılarını, getirilerini, götürülerini irdeleyecektik.
Baktık ki deprem, Romance'in yarattığı sarsıntıyı gölgelemiş ama silememiş, kararımızı uygulamaya koyulduk. Maalesef, Romance'i izlemek üzere buluşan grup arasında bir münazaranın vuku bulduğunu iddia etmek mümkün değil. Zira Özen Film'den Nizam Eren haricinde herkes filmin berbatlığı konusunda hemfikirdi.
Konuyu kısaca geçelim: Genç, güzel bir ilkokul öğretmeni olan Marie (Caroline Ducey), yakışıklı Paul (Sağamore Stevenin) ile yaşamaktadır. Ancak, Marie'nin ısrarcı tutumuna rağmen, Paul onunla yatmayı reddeder. İçinde bulunduğu durum, Marie'yi, bardan erkek kaldırmaktan (Filmin en çok tartışılan oyuncusu, esasta porno filmlerde rol alan Rocco Siffredi) tutun, apartman boşluğunda bir yabancıyla para karşılığı birlikte olmaya, çalıştığı okulun müdürü ile sado-mazo ilişkiye girmeye kadar, türlü "avuntulara" iter.
Bu arada Marie'nin geveze düşüncelerini "her pozisyonda", kafa sesi sayesinde duyarız: Kendisini düzen erkeklerden nefret eder, onları görmek bile istemez, o aslında sadece sefil bir "çukur"dur, mastürbasyon erkek cinsel organına duyduğumuz ihtiyacı unutturan acıklı bir avuntudur, vs...
Sonunda Marie ve Paul, bir kereye mahsus olmak üzere yatarlar. Marie, Paul'den bir erkek evlat dünyaya getirir, çocuğa babasının ismini verir ve Paul'ü kaza süsü vererek öldürür. Herhalde filme "feminist manifesto süsü" veren de bu final!.. Ne hikmetse biz bu finali, özellikle aşağılayıcı ve salakça bulduk!
Romance'in kadın cinselliği ya da ruhu üzerine hiçbir şey söylemediği muhakkak. Porno diyebilir miyiz? Yok, pornoların hakkını yememek adına onu bile diyemiyoruz...
"Tartışma yarattı."
Film Fransa'da vizyona girdiğinde yazarlar ve halk, pornografik-sanatsal diye ikiye ayrıldılar. Bizde gösterime çıkarken, sansür anlamında korkumuz vardı. Şiddet doluysa sansürün umrunda olmuyor ama erotizmle ilgili bir filme derhal müdahale ediyorlar. Film kesilmedi fakat oto-sansür uygulandı. Capitol sineması "kendi ahlâki değerlerine uygun bulmadığı için" filmi sansürlü gösterdi. İzledikten sonra kendi adıma şunu düşündüm: Bugüne kadar bir erkek olarak birlikte olduğum bütün kadınları onurlandırmışım da haberim yokmuş!