kapat

12.09.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İstanbul
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
TUĞRUL TUNA(ttuna@sabah.com.tr )

Asker oldum piyade, bugün derdim ziyade..

Talat'ın ocaktan yolladığı çaya iki şeker atan Sökeratar Faik Bey, miktarın kendisini kesmeyeceğine hükmetti.. Ocaktan işaretle bir şeker daha istedikten sonra Mehmet Bey'e döndü.. "Askerlik olayı da çocuk oyuncağına döndü.." dedi..

Mehmet Bey, dilinin altındaki baklanın ne olduğunu anlamak için yüzüne sabırla bakarken elindeki gazeteyi gösterdi.. "Bak! Bedelliyi yazıyor.. Sonunda çıkardılar.."

- "Okudum canım.. İyi birşey.."

- "İyi olmasına iyi de.."

Basketçi Nedim Abi oturduğu yerden attığı lafla sözünü kesmese gerisini getirecekti.. Nedim Abi "Faik şimdi de Genelkurmay'ı mı gözüne kestirdin! Bu konuda fikir beyan etmesen daha iyi olur.. Kahvemizi Türk Silahlı Kuvvetleri ile karşı karşıya getirme.." dedi..

***

Diğerlerinin bu sözlere gülüşmesi Sökeratar Faik Bey'i kışkırtmıştı.. "Tabii.." diye karşılık verdi.. "Sen bizim yaptığımız askerliği bilmediğinden böyle car car konuşursun.."

- "Senin askerliğin ne olacak Faik Abi? Bulmuşundur bir söğüt gölgesi.. Teskereye kadar yan gelip yatmışsındır.."

Asıl askerlik bizimkiydi...

Sökeratar Faik Bey, teslim olmaya niyetli değildi.. "Vay babam vay!" diye laf yetiştirdi..

- "Üç sene katıksız askerlik yaptık biz.. Şimdiki gibi modern yatakhaneler, lokanta yemeğinden iyi yemekler yoktu zamanımızda.. Bir pilav çıktı mı içinde mayın arar gibi ihtiyatla yerdik ki dişimizi kırmayalım.."

Mehmet Bey "Orası doğru.." diyerek araya girerken Sökeratar Faik Bey'e destek çıktı..

- "Şimdiki askerlik bana kolej mektebi gibi geliyor.."

Baba Tunç "Yine de gitmemek için ellerinden geleni yapıyorlar.." diye araya girdi..

- "Zaten askerliği kısalta kısalta kuşa çevirdiler.. Üç yıldan iki yıla indi.. İki yıldan 18 aya.. O da yetmedi.. Sekiz aylık, dört aylık çıkardılar.. Şimdiki gençler çok şanslı çoook!"

Asker çocuğu olan Gazeteci Teoman Bey böyle bir konuya kayıtsız kalamazdı..

- "En doğrusunu yaptılar.." diyerek başladı.. "Devlete kocaman bir kaynak yarattılar.. Özellikle de iş hayatındaki insan kaybı ortadan kalktı.. Kimse Anayasal eşitsizlik filan diye bulandırmasın ortalığı.."

- "Bulandıran filan yok canım.."

- "Hani bazıları tutturuyor ya.. Gerçi Genelkurmay'ın kendisi de bedelli uygulamasına prensipte karşıydı ama ülkenin gerçekleri bu durumu dayattı.."

***

TRT'ci Nevzat Bey "İyi oldu iyi.." dedi.. "En makul çözümü buldular.. Ben olsam bedel verenleri iki ay bile askere almam.. Neresinden baksanız bu da devlete bir yük.."

Buna da Mesut itiraz etti:

- "O kadarını da yapsınlar canım.. Hepimiz gittik askere.."

- "Yahu iki ayda adama ne öğreteceksin? Silah kullandıramazsın, uzmanlaştıramazsın.. Benim söylediğim bu.."

Gazeteci Teoman Bey "Doğru ama.." dedi.. "Hiç değilse silahlı kuvvetlerin havasını teneffüs etmiş oluyorlar.. Onu düşünüp koymuşlardır bu uygulamayı.."

- "Orası da doğru.."

Sökeratar Faik Bey "Bizim zamanımızda askere gidildi mi herkesle helalleşilirdi.. Bitmek bilmezdi.." deyince Baba Tunç "Niye bitmesin canım.." diye itiraz etti..

- "Bal gibi bitiyor.. Ben bitmeyen askerlik görmedim.."

- "Canım bizim de söylediğimiz lafın gelişi.. Lakin millet sık sık askerliğini yakardı.."

- "Eskiden iki yıldı.. Bahriye ile Jandarma üç yıl yapardı.. Millet bunaldığından icraat yapıp başını belaya sokardı, askerlik ondan yanardı.. Ya firar ederler.. Ya subaylarına asi olurlar.."

Askerliği yakanlar var..

Sökeratar Faik Bey "Bir de psikopat tipler vardı.." diye tamamladı lafını.. Aklına askerlikte tanıdığı Balgatlı Kadir denilen bir tip gelmişti..

- "Balgatlı Kadir diye biri vardı.. Ben asker olduğumda bu Kadir'in yedinci senesiydi.. Belalı, kavgacı bir adam.. Subaylar da ona ilişmezdi astsubaylar da.."

- "Bitirebildi mi bari?" diye sordu Ressam Orhan..

- "Nerdeee.. Tezkere almasına yakın bir olay çıkardı.. Yine yaktı askerliğini.. Ben tezkere aldığımda o beşinci askerliğine başlamıştı.."

- "Senin adamın da çok enteresanmış.." dile laf attı Basketçi Nedim Abi.. "Ne sandın ya!" diye karşılık verdi Sökeratar Faik Bey..

- "Balgatlı olay çıkarmak için bahane arardı zaten.. Şehre inmiş.. İzin günü filan değil.. Kendine kafadan izin vermiş.. Şehirde sivil arkadaşları varmış.. İçip, kumar filan oynadıkları arkadaşları.."

- "Eeee!" diye meraklandı Baba Tunç..

- "Eeee'si.. Bu arkadaşlarından biriyle kahvede tavla oynuyormuş.. Devriye gezen iki inzibat bunu camdan görmüşler.."

- "Bak şimdi çarşı karışacak desene.."

- "Hem de nasıl.. Diğer inzibatlar da Balgatlı'yı tanıdıklarından gördüklerinde aldırmazlarmış.. Ama bu iki inzibat yeniymiş besbelli.. Asker kısmı zaten kahveye girip oturamaz.. Balgatlı'yı görünce içeri dalmışlar.."

Hikayenin bu kısmında iyice heyecanlanan Şaban oturduğu hasır tabureyi alttan tutup, masaya biraz daha yaklaştı..

Kulağını tamamen Sökeratar Faik Bey'e çevirmişti.. Belli ki kendisinin de anlatacağı birşey vardı ve laf sırası bekliyordu.. Sökeratar Faik Bey devam etti:

- "İnzibatlar (Arkadaş izin kağıdını göster..) demişler.. Bizim Balgatlı Kadir'den ses yok.. İnzibatlar birbirine bakıp isteklerini tekrarlamışlar.. Bizimki hâlâ aldırmıyor.."

Şaban heyecanla "Ne yapıyor peki?" diye sorunca Sökeratar Faik Bey onu "Patlama da dinle.." diye tersledi.. Sonra "Nerede kalmıştım, kafamı karıştırdı bu kerata.." diye söylendi..

Talat ocağın arkasından "Sen lafa karışma Şaban.." demek zorunda kaldı.. Bu arada Sökeratar Faik Bey de nerede kaldığını hatırlamıştı:

- "Hah! İnzibatlar kalk, derken bu Balgatlı hiç cevap vermeden zar atmayı sürdürüyormuş.. İnzibatlardan biri tekrar üstelemiş, bizimki cevap vermemiş.."

- "Adama bak be.. Amma da cool takılıyormuş.."

- "İnzibatların biri dayanamayıp kolundan tutarak kalkması için çekiştirince yeriden fırlayan Balgatlı adama bir yumruk yapıştırmış.. İnzibat aynen filmlerdeki gibi cam vitrinden dışarı.."

Basketçi Nedim Abi "Amma da salladın Faik, Rocky mi bu.." diye sataşınca Sökeratar Faik Bey kızdı.. "Biz bunları kafamızdan uydurmuyoruz.. Yaşanmış şeyler.." diye karşılık verdi..

Basketçi Nedim Abi "İyi iyi.. Sen yaşamışsındır muhakkak.." deyip alttan almasa hikayenin şirazendesi kaçacaktı.. Sökeratar Faik Bey biraz gergin, devam etti:

- "İkinci inzibatı da bir yumrukla halledip kahveden çekip gitmiş.."

- "Hesabını soran olmamış mı?"

- "Olmaz olur mu? Sormuşlar tabii.. Bir alay inzibat gelip bunu yakalamış, hemen askeri mahkemeye çıkarmışlar.. İlk yumruğu yiyenin çenesi kırık.. Mahkeme Balgatlı'ya iki sene hapsi basmış, ayrıca askerliğini de yakmış.."

Gazeteci Teoman Bey "Eh çoktan haketmiş.." dedi.. TRT'ci Nevzat Bey de lafın arkasından geldi:

- "Eskiden pekçok hapishaneden gelme asker vardı.. Önce cezalarını yatarlar, sonra saçı ağarmış askere gelirlerdi.. Ama onlara talim filan yaptırmazlardı.."

Hikaye faslının bittiğini gören Şaban birden lafa karıştı ve "Biz muhabereciydik.. Muhabere telli ve telsiz diye ikiye ayrılırdı.." diyecek oldu bereket Talat müşterilerin imdadına yetişti

- "Gel buraya bardakları yıka, başlarım senin muhabereciliğinden.." dedi.. Şaban istemiye istemiye boşları toplarken diğerleri hâlâ bedelli askerliği konuşuyordu..

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır