Faizler son haftada yüzde 96 seviyesinden 93.5'a düştü. Oranlar deprem öncesinde yüzde 94'den yüzde 113'e kadar çıkmıştı. Borsa yüzde 15.3 ile bu yılın en yüksek haftalık artışını gerçekleştirdi. Deprem öncesinde dolar bazında 1.33 düzeyinde olan borsa 1.09 dolara kadar indikten sonra 1.36 düzeyine yükseldi. Yani hem faizde hem borsada deprem öncesi düzeylerine geri dönüldü.
Deprem olmasaydı, yaz tatilinin bitmesi ve IMF sürecinin iyice yaklaşmasının etkisiyle bu gelişmeler Eylül ayında zaten gündeme gelebilecekti. Şimdi yeni olan, depremin verdiği ekonomik kayıp, bu kaybın bir miktarının dış yardımlarla karşılanması, Yunanistan ile AB'nin Türkiye'ye karşı yumuşaması.
* Depremin bilançosu - Bunun dışında kısa vadede depremden dolayı bir ekonomik kazancımız yok. DPT açıkladı, bu yıl büyüme hızını 1 puan da deprem düşürecek, ama gelecek yıl 1.5 puan artıracak. Ekonominin toplam kaybı 9-13 milyar dolar. Kamu kesiminin bu depremde artan finansman ihtiyacı 6.2 milyar dolar. Hazine'nin dış yardımlardan şimdilik beklediği ise 2.5-3 milyar dolar. Bedelli askerlikten gelecek kaynak 200 bin kişi üzerinden 1.5 milyar doları biraz geçiyor. Geriye 1.5-2 milyar dolarlık bir açık kalıyor. Bu açığın finansmanı ya yeni vergilerle karşılacak yada borçlanmayla. Yeni vergilerin gelmesi yönünde adımlar bu nedenle faiz piyasasını olumlu etkilerken, reel ekonomide canlanma beklentilerini biraz daha erteliyor.
* Canlılığın nedenleri - Önümüzdeki haftalarda mali piyasaları tutacak, bu piyasalarda beklenti yaratabilecek gelişmeler gündeme gelecek.
** Bunların başında, IMF ile anlaşmanın iki hafta sonra başlayacak IMF-Dünya Bankası toplantılarında ve ardından Ecevit'in ABD temasları sırasında şekillenebilecek olması geliyor. Ekim'de IMF Türkiye'ye gelerek son noktayı koyacak.
** Başbakan'ın ABD gezisi sırasında hem tekstil ve konfeksiyon kotalarının kaldırılması veya genişletilmesi, hem de bir serbest bölge yaratılarak bu ülkeye ihracatın önünün açılması ikinci önemli beklentiyi oluşturuyor.
** 2000 yılı bütçesi IMF ekibinin Türkiye'de bulunduğu bugünlerde son şeklini alacak ve 17 Ekim'e kadar açıklanacak. Bütçe disiplininin ve kamu açıklarının azaltılacağının görülmesi mali piyasaları olumlu etkileyebilir.
* 2000 faktörü - Gelişmeler IMF ile anlaşma takvimine paralel olarak mali piyasaları ekim ortasına kadar canlı tutabilir. Daha sonrasında ise şimdiden görünen bir beklenti yok.
Buna karşılık 2000 problemi nedeniyle yabancı para girişi zayıflayabilir, hatta satış yaparak dışarı çıkış da söz konusu olabilir. Beklenti bitip bir de 2000 faktörü devreye girince, mali piyasalar Ocak ayına kadar sıkışık bir dönem geçirebilir. Borsa gevşeyebilir, faizlerde düşüş durabilir, hatta belki biraz yükselebilir de. Yılbaşı sonrasında ise yeni umutlar ve yeni gelişmeler var.
Sonuç - "Her gün bayram olsa, çocuklar şekerden bıkar"