"Sayın Vardar,
AH'lamaktan başka elimizden birşey gelmiyor. Bu kadar HANTAL ve BÜYÜK DEVLET nereye, nasıl ulaşsın?...
Amerika'da her başkanlık adayı, DEVLET'i daha nasıl küçülteceğinin hesaplarını yapıyor, biz hala DEVLET BABA'nın yaraları saracağından dem vuruyoruz... Şimdi bizim en küçük beldemizin kendi polisi, kendi ilk yardım ekibi, kendi arama kurtarma ekibi, kendi enkaz kaldırma ekipleri, kendi acil haberleşme sistemleri ve bütün bunların planlamaları olsa idi, "Yaraları daha çabuk saramaz mıydık?..."
Biliyorsunuz, Amerika'da eyaletlerin emrinde NATINONAL GUARD'lar var. Bunlar hemen hemen bütün eğitimlerini Silahlı Kuvvetler'den alırlar. Vali'nin emrindedirler. Başkan ister ise, savaşa katılmaya bile hazırdırlar. Enkaz kaldırma, yangın söndürme, bomba imha, polis vs. her küçük belediyenin kendi sorumluluğunda ve kendi sorumluluk sahasına yetecek kadar vardır. En yetkili eğitim kurumları tarafından eğitilmiş, yöre için o yörenin emrinde çalışırlar. Kimse bunlara kalkıpta Washington'dan emir vermeye kalkışmaz... Büyük bir felaket mi oldu, ihtiyaçlarını o zaman Federal Devlet'ten isterler, gelen birimler bu yörenin insanlarının, yöneticilerinin emrinde görev yapmaya başlarlar. Başkan gerekli yardımları yönetir ve iyi dileklerde bulunur.
Biz Amerika'nın en fakir eyaleti Mississippi'de bir FIRTINA FELAKETİ geçirdik. San Francisco depremini yaşadık. Ne cesetler koktu, ne insanlar aç ve çaresiz kaldı. Şimdi bu insanlar bize yardıma geliyorlar, kendilerine tercüman vermek için bile hazırlıksız yakalandık...
Enkaz kaldırmak, insan kurtarmak, yangın söndürmek PROFESYONEL İNSANLAR'ın görevidir. Kaliteli ve iyi yetişmiş kadrolara sahip olmak için iyi harcamalar yapmanız gerekir. Torpil, adam kayırma ile NİTELİKSİZ kişileri çalıştıramazsınız. Yıllarca belki de tatbikattan başka hiçbir şey yapmadan günlerini geçirmeleri gereken bu PROFESYONELLERE milyarlar harcarsınız. Günü ve zamanı geldiğinde bunların hepsini geri öderler.
Ne ararsak yok... Nereye bakarsak çaresisiz... Kimi eleştirir isek kızgın cevaplar alıyoruz. Evet, ben ÇARESİZİM ve YETERSİZİM diyebilen yetkilimiz yok... Bırakın GURURU, BÖBÜRLENMEYİ, TÖRENLERİ... Biz, siz busunuz işte... Gelin bir araya gelip çözümler geliştirelim. Açın yolları genç insanlarımıza... Konuşsunlar, tartışsınlar, üretsinler. Konuşmadık da ne oldu?... Ne yaptınız?... Bundan daha da kötüsü KIYAMET!... Olacağı var ise o da olsun. Hiç olmaz ise "ÇOK UĞRAŞTIK, HER ŞEYE DENEDİK AMA YAPAMADIK" deriz..."
Saygılar, Mustafa Kemal Öztürk
E. Hava P. Kurmay Yarbay