


Duyduk duymadık demeyin
Kim yayar, niçin yayar, kendini mi tatmin eder bilemiyorum ama, ısrarla "depremin ne zaman olacağı" konusunda bilgim var sananlar arıyor.
Oysa, bilim adamlarının da ısrarla söylediği gibi depremi önceden bilmek mümkün değil. Cemalettin Yıldırım adlı 70 yaşındaki kişinin son deprem konusunda bir tahminde bulunması ve benim de bunu yazmış olmam, aynı kişiden yeni deprem için de bilgi aldığım söylentisini yaymış ortalığa.
İstanbul'da fısıltı gazetesi 17-18-19 Eylül tarihlerinde deprem olabileceğini yayıyor sürekli. Bu yüzden pekçok kişi tedirgin, İstanbul'dan gitmeyi düşünenler bile var.
Yapılan bilimsel açıklamalar milyonlarca insanın umrunda bile değil. Herkes kulağını "söylentilere" uzatmış, deprem tarihinin açıklanmasını bekliyor. Tabii burada televizyon televizyon gezip bilimsel açıklamalar yapan üniversite hocalarının da etkisi yok değil. Meğer ne kadar çok "deprem uzmanımız" varmış da haberimiz yok. Birbirini tutmayan deprem tahlilleri, fay hattı haritaları, "deprem mutlaka olacak, ama zamanını Allah bilir" türünden bilimsel kehanetleri halkı bezdirdi.
Bu açıklamaların ışığında "İstanbul'da mutlaka bir deprem olacağına" inanan milyonlarca kişi ister istemez Fısıltı Gazetesi'nin tirajını yükseltiyor.
Şimdi yine gelelim son kehanete. İstanbul'da 17-18 veya 19 Eylül'de şiddetli bir deprem olacağına inananlar bunu doğrulatmak için sürekli dedikodu üretiyor.
Bundan biliyorsunuz ne tuhaftır ki ben de nasibimi alıyorum. Bu nedenle deprem tahminini bana maledenler için açıkça söylüyorum: Ne Cemalettin Yıldırım ne bir başkasının bana söylenmiş böyle bir tahmini yok. Ayrıca çok meraklılar için yazıyorum, İstanbul'dayım, ne tatil ne iş amacıyla özellikle 16-17 ve 18 Eylül tarihlerinde İstanbul dışında olmayacağım.
Peki ya olursa?
En büyük dileğim, söylentisi ayyuka çıkan tarihlerde İstanbul ve çevresinin çok sakin olması. Deprem beklentisinin gerçekleşmemesi, deprem korkusu içinde olanları biraz rahatlatacak, bu tarihlerden sonra çıkacak söylentilere kimse inanmayacak.
"Peki ya olursa?" diye tereddüt geçirenler olduğunu duyar gibiyim. Deprem bu, ne zaman olacağını kimse bilemez ki. Yine de olursa; ne diyeyim Kader utansın"
12-20 Eylül arası İstanbul'dayım, hiç bir yere gitmiyorum, eşim ve çocuklarımla evimde kalıyorum
Küçük görmenin bedeli
Almanya'yı yen, yıllardır şansının tutmadığı Kuzey İrlanda'ya iki maçta 6 gol at, rakip sahalarda üçer dörder gol çıkar, sonra gel Moldova ile beraberliği zor kurtar. Avrupa finallerine gitme şansını durup dururken azalt. Olacak şey değil.
Buna"denizi aşıp çayda boğulma" denir. Nedeni herhalde çok basit, rakibi hafife almak. Moldova'yı "çantada keklik" görmek. Konu açılmışken dikkatimi çeken bir nokta daha var, bir süre önce dile getirmeye çalışmıştım.
Milli maçları zaman zaman yaşadığımız olaylara bağlayarak oyuncularımızı gayrete getirmeye çalışıyoruz.
Apo yakalanıyor, galip geliyoruz "şehit anaları için" diyoruz. Rakip sahada üç gol atıyoruz "depremzedelere moral vermek" adını takıyoruz.
Peki şimdi ne diyeceğiz?
Hamaset edebiyatı ile bir yere varamadığımızı ne zaman anlayacağız? İyi yaptığımız her işte başarılı olduğumuzu görmek en akılcı olandır.
Bağlar halkı küçük bir geçit istiyor
Kalender Orduevi'nin sırtlarında Bağlar Mevkii adlı yerde bir mahalle var. Burada 500'ün üzerinde yurttaş yaşıyor. Bu mahallenin tam ortasında bir askeri bölge var. Üzerine kaçak binalar yapılmıştı. İki ay kadar önce arazi sahibi silahlı kuvvetler bu binaları yıkmış etrafına da dikenli tel çekmişti.
Asker arazisine sahip çıkınca halkın kullandığı yol da kapatılmıştı. Bunun üzerine durumu anlatan bir yazı yazmıştım. 1. Ordu Komutanlığı durumla yakından ilgilenmiş ve yolun olduğu bölümü açık bırakmıştı.
Ancak geçen hafta bu yol tekrar kapatıldı. Şimdi mahalleye hiçbir araç giremediği ve yayalar evlerine gitmek için 750 metre yürümek zorunda kaldığı gibi çöp kamyonu, itfaiye, ambülans gibi araçların hizmet vermesi de mümkün değil.
Bölge halkı diyor ki "Burası güvenlik nedeniyle kapatılmış, dikenli teller dursun, ama ne olur bize sadece araç ve yayalar için için bir geçit bırakılsın."
Benden duyurması, arazi askerin, ama duruma tekrar yerinde bakıp halkı da rahatlatacak bir çözüm bulabilirler belki.