Hergün en az 25-30 öğrenci velisinden okulların bağış adı altında aldıkları paralardan yakınan telefon alıyorum...
"500 milyon lira istediler Erdal Bey!"
"250 milyon lira bul gel çocuğunuzu öyle kaydederiz diyorlar Erdal Abi..."
Milli Eğitim Müdürü Ömer Balıbey açıklama yapıyor:
"Gönülsüz bağış olmaz... Kimseden zorla para istenmeyecek..."
Peki; gelen her veliden para isteyen, vermeyeni geri çeviren okul müdürü olur mu?
Bir eğitimci düşünün ki; işi paraya endekslemiş... Hatta veliyle karşı karşıya geçip pazarlığa girişmiş...
Ayıp!
Ama ne yapsınlar?
Okul boya badana istiyor.. Sıralar kırılmış elden geçirilmesi gerekiyor... Müstahdem yetmiyor, dışarıdan maaşla müstahdem getiriliyor... Telefon parası, kış geliyor yakacak harcaması...
Bütün bunlara karşı Milli Eğitim para vermiyor... Hatta alınan eğitime katkı paylarını bile "Bana gönder" diyor...
Eğer ölçü kaçmıyorsa, istenen bağış yüzmilyonlarca lirayı bulmuyorsa bu parayı vermeliyiz...
Ben veriyorum... Çünkü okul müdürünün çektiği çaresizliği biliyorum...
Yanlış anlamasın; sorun trafik akışı, Trafik polislerinin davranışı değil...
Gişelerin karşı tarafını yani trafik noktasının önünü mesken tutup, araçların önüne çıkan seyyarlar, simitçiler ve son olarak da lösemili numarası yapan çocuklar...
Ya kaza yapıp birine vuracaksınız, ya da durup arkanızdan gelen bütün trafiği aksatacaksınız...
Çünkü bir anda 2-3 kişi birden önünüze atlıyor... Bir-ikisi yürümemeniz için aracın önünde duruyor, diğeri pencerenin yanına gelip ya birşey satmaya çabalıyor ya da vicdanınızı sömürüp 3-5 kuruş koparıyor...
İki kıtayı birleştiren köprüye bu manzaralar hiç yakışmıyor...
Murat Müdür'ün dikkatini çekmek istedim...
Depremi de rant kapısı yaptılar!
7.4'lük depremde yataklarından fırlayanlar ve o korkuyu yaşayanlar şimdi aynı soruya yanıt arıyor:
"Acaba evim sağlam mı? İstanbul'u vuracak olası bir depreme dayanır mı?"
Tabii ki bu sorunun yanıtı bilimden geçiyor... Önce jeolog gelecek binanızın oturduğu zemini etüd edecek, ardından mühendis statik hesapları yeniden gözden geçirecek...
Ancak, anlaşılan bu iş de rant kapısı olmuş... Teknik Üniversite bile 1 milyara varan paralar istiyor... Bunu ben söylemiyorum, Semahat Canik söylüyor.. Bakın gönderdiği faksta çarpıklığı nasıl dile getiriyor:
"Binamızda hasar yok. Fakat gelecek belirsiz olduğu için şimdiden kontrol ettirmek istedik. Gördük ki, bu iş de çoktan rant kapısı olmuş. İstanbul Teknik Üniversitesi dahil bu iş için 200 milyon ile 900 milyon lira arasında değişen paralar isteniyor. Ne yapacağımızı bilmiyoruz. Halk bu paraları nasıl verecek?"
Ben söyleyeyim Semahat Hanım, ya teknik adamların yüreğine insaf gelecek, ya da bu paraları veremeyecek olan binlerce insan olası ilk depremde ölecek...