kapat

31.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
COŞKUN KIRCA(ckirca@sabah.com.tr )


Felaket, ideoloji ve taassup (2)

İdeoloji ise, Akıl ve bilim açısından kendi işlevine uyan din gibi saygı göremez. Çünkü ideoloji, aksi kanıtlanabilecek türden faraziyeleri, aksi kanıtlandığı zaman bile, dogma haline sokar.

İdeolojiler, bilimsel kisveye büründürülerek ileri sürülen safsataları sadece bilimsel gerçekmiş gibi takdim etmez; aynı zamanda bu safsataların aksinin kanıtlanamayacağını ve onları reddetmenin topluma karşı suç olduğunu savunur. Raymond Aron, bu noktadan hareketle marksist ideolojiyi "dünyev” din" (religion seculaire) diye anardı.

Taassup
Deprem felâketinden sonra şu halimize bakınız: Kimisi, türban öğretim kurumlarında yasakladığı ve imam-hatip liselerinin orta kısmı kaldırıldığı için Allah'ın gazabına uğradığımızı söyler! Kimisi, depreme karşı en etkin tedbir alanın piyasa ekonomisine sahip ülkeler olduğunu görmemezlikten gelip, bu felâket vesilesiyle hâkim sınıfın yani burjuvazinin sömürüsünün bir kez daha ortaya çıktığını iddia eder!

Din taassubu, türbanın yasak olmasa bile kullanılmadığı ve imam-hatip okullarında uydurukların İslâm diniymiş gibi okutulmadığı ülkeler arasında deprem felâketine uğrayanların da, uğramayanların da bulunuşunun bu safsatayı gülünç hale getirmeye yettiğini göremez.

İdeoloji taassubu ise, tabi” âfetlerin rejimi ve iktisadi sistemi ne olursa olsun her ülkede aynı sonuçları doğurduğunu anlayamaz; "sosyalist" sistemin tüm komünist ülkelerde kendi iç çelişkilerinin patlamasıyla sona erdiğini kabullenmek istemez ve meselenin sadece depremi doğuran sismik olayları iyi takip etmek, deprem olursa mağdurların hayatını kurtarmak için bilimin gereklerine uyarak alınan tedbirlere rağmen depremden zarar görenlerin maddi ve manevi kayıplarını gidermek için alınacak kapsamlı tedbirleri iyi planlamak olduğunu söylemek bu taassubu tatmin etmez; her toplumsal olayı dönüp dolaşıp sınıfsal sömürü kavramıyla izah etmek için didinirken en basit sağduyuya ters düştüğünden komikleştiğinin farkına varamaz.

İnsan ıstırabını sömüren her iki düşman taassubun da hedefi siyasidir.

Böylesine büyük bir felâket vesilesiyle katıksız marksistlerimiz, Cumhurbaşkanı, Başbakan ve Genelkurmay Başkanı hakkında suç duyurusunda bulunmakla kendilerini avutuyorlar. Avuta dursunlar. Ama din taassubunun pek çok saf insanımızı kandırdığından kuşku duyulamaz.

İşte irticaın bu safsatası, ideolojilerin saçmalıklarından daha tehlikelidir. Fikir olma niteliğini dahi taşımayan bu taassubun irin saçmasına hele şu sırada müsamaha etmemek lazımdır.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır