"Devlet dediğiniz nedir ki, devlet biziz" diyen mi istersiniz, "Devlet dozer teknisyenidir".. diyen mi istersiniz.. Meğer devlet ilk andan itibaren oradaymış ve gereken herşeyi yapmış ta göremeyenler yanılmış.
Eh, bu memlekette o kadar "doğrular yanlış, yanlışlar doğru" oldu ki bence artık bana (veya bize) doğru gelmeyen herşey doğru olabilir.. Saçmalıyorsam kusura bakmayın, son günlerde görüp yaşadıklarımız, şahit olduklarımız hepimize saçmalama hakkı da veriyor artık!
Şimdi, devleti tanımlayan arkadaşlara teşekkür ederek ben de devleti birkaç kez daha tanımlamak istiyorum;
1- Devlet, üstelik birinci derece deprem kuşağında olduğu bilinen bölgelerde hiç bir denetim yapmadan çürük siteler kurulmasına, binalar yapılmasına izin veren belediyeler ve işi bunları denetlemek olduğu halde görevini yapmayan valiliklerdir.
2- Devlet, her türlü yolsuzluğu, hırsızlığı, hukuk dışı eylemi yapanı koruyan ve sırf bu nedenle "Ben müteahhit değilim, edebiyatçıyım" diyen salakların müteahhitlik yapabilmesine yol açan hükümetlerdir.
3- Devlet, Türkiye'nin tehlikeli bir fay hattında olduğu bilinen bölgesine Tüpraş, Aliağa, Petkim gibi tehlikeli tesisleri kurma kararı veren siyasilerdir.
4- Devlet, bu tesislerin başına sırf kendi yakınları -veya partilileri- olduğu için işten anlamayan, uzman olmayan insanları yönetici diye atayanlardır.
5- Sık sık doğal felaketlerle karşılaşmamıza rağmen yangın uçağı ve yangın söndürme üsleri gibi önlemleri düşünmeyen ilgili bakanlıklardır.
6- İtfaiye, acil kurtarma, iş makinaları gibi yatırımlar yerine futbolculara, futbol klüplerine, gelecekte hayalini kurdukları milletvekilliğine yatırım yapan belediye başkanlarıdır.
7- Devlet, Kızılay'ın başına Kemal Demir gibi sorumsuzları getiren, ayrıca bu kadar önemli görevi olan bir kuruluşun bile aile şirketine çevrilmesine izin veren yöneticilerdir.
8- Devlet, 20 bin depremzede yaralı varken ve bunlar çadır hastanelerde yetersiz ilaçla ve mikrop tehlikesi altında tedavi edilmeye çalışılırken bile, hazır bekleyen Amerikan gemi hastanelerini boş bırakan sağlık bakanıdır.
9- Devlet, toplumu ayağa kaldıracak kadar densiz konuşmalar yapan bir bakanı koruyan başbakanlar ve yardımcılarıdır.
10- Ve devlet, 15 bine yakın insanımızın ölümüne sebep olanlar dahil çetesini, hırlısını, hırsızını, suçlu belediye başkanını, Meclis Başkanını affeden iktidarlardır.
Bilmem ki bugünlük bu kadar yeter mi?
Not1: "Deprem vergisini geri çeken basiret devlettir" diyenlere ise şunu sormak istiyorum;
Deprem vergisini ilk etapta, sonuçlarını düşünmeden, alelacele koyma basiretsizliğini gösteren kimdir?
Not2: Devlet aslında, ülke insanlarının rahat ve güvenliği için, her birimin en düzgün şekilde işlemesini sağlayan "sistem"in ta kendisidir. Ama ne yazık ki bunu halâ sağlayabilmiş değiliz.
Not3: Bazı tanımlarda okurlarımın yazdıklarından yararlandım. Teşekkür ediyorum.
Yasanın çıktığı gece FP ve DYP grup sözcüleri defalarca çok haklı itirazlarda bulundular ama kendilerini boş gözlerle izleyen Ecevit, Bahçeli ve Yılmaz'a anlatamadılar. Ne yazık ki lider sözü, grup kararı milletvekilleri tarafından hâlâ "Allah'ın emri" gibi algılandığı için iktidar gruplarından itiraz eden olmadı.
Ecevit şimdi çıkmış "İçime sinmedi"diyor. Haa, bir dediği daha var: "Depremde yıkılan evlerin müteahhitlerinin yasadan faydalanacağını sanmıyor"muş. Bir Başbakanın bu tarz konuşmalar yapmaya, "sanmama"ya, "içine sinmeme"ye hakkı olmadığını bunca yıllık siyaset yaşamında öğrenememiş olması da yine bu ülkenin "kötü kader"lerinden biri herhalde..
Aslında kötü niyetli de olmamak lazım, "Adalet reformu" dediler, dediler, bakın nasıl sözlerinde durdular. Buyrun size esaslı bir reform!
Ben böyle diyorum (!) ama halk soruyor; "Devlet Bahçeli çetelere af isteğini devlete iletti, kabul ettirdi. Şimdi de millete açıklasın: Neden? Ne hakla bunu istedi?"
Devlet Bahçeli'nin sesini biz hiç duymuyoruz, konuşur mu dersiniz?