kapat

31.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Ev alma, proje al
Uzmanlar, inşaatta malzemenin güvenin garantisi olmadığını, projeye uygun kullanılmadığında en sağlamının bile binayı korumadığını söylüyor

Onbinlerce cana mal olan deprem, yan yana iki binadan biri yerle bir olurken diğerinin dimdik kalması; kaliteli malzeme tartışmasını alevlendirdi. Binaların taşıyıcı sistemleri, yani ayakta kalmalarını sağlayan ana iskelet deprem sırasında büyük önem taşıyor. Türkiye'de bu iskeletin yüzde 90'ından fazlası betonarme. İkinci alternatif çelik yapı olabiliyor. Çelik de hangar ya da depo gibi endüstriyel yapılarda kullanılıyor. ABD'de birçok gökdelen ve köprüde çelik sistem kullanılıyor. Ancak hangi sistemi kullanırsanız kullanın, bunu ilgili standartlara uygun olarak yaparsanız depreme karşı dayanıklılığı daha fazla oluyor.

İnşaatın güvenilirliğinden nasıl emin olmalı? Bu konuları beton ve çelik konusunun uzmanı iki profesör ile konuştuk.

Çelik denetlenebilir
Yapısal Çelik Derneği Başkanı Prof. Dr. Tevfik Seno Arda, betonun deprem yükleri altında üzerine gelen enerjiyi yutup yok edemediği için can ve mala ilettiği zararlı etkilerin fazla olduğunu savunarak şunları söyledi:

"Çelik, büyük endüstriyel yapılar dışında ülkemizde konut ve ofislerde hemen hemen hiç kullanılmaz. Aslında deprem bölgelerimiz için cankurtaran olabilecek bu teknolojinin kullanılmaması eğitim eksikliğine bağlıdır. Oysa hiçbir hayat, yapıda kullanılacak çelikten daha ucuz değildir. Yaptığımız pek çok ön hesapta betonarme yapı için kullanılan demir miktarına eşit profille, ancak yaklaşık yarısı kadar beton kullanarak aynı hacimde bina yapılabildiği ortaya çıktı. Böyle bir yapı, salt betonarmeye göre yarı ağırlıktadır, inşaat süresi kısalır ve depreme dayanıklı olur. Bu da toplam proje bedelinin yüzde 5-20'si arasında tutarı olan çelik iskeletin kurallara uygun olarak yapılan betonarme binalarla karşılaştırıldığında hiç de pahalı olmadığı ortaya çıkacaktır."

Standart önemli
İnşaat Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi Beton Çalışma Grubu Sorumlusu Prof. Dr. Erbil Öztekin de önemli olanın malzeme değil standart olduğunu söyledi. Prof. Öztekin, "İzmit Yahya Kaptan Mahallesi'ne bakın, hiç hasar yok. Demek ki etrafta bir çok bina yıkılırken standarda uygun olarak yapılan ayakta kalabiliyor" dedi.

En yaygın malzemenin betonerme olduğunu belirten Prof. Öztekin, bunun sakıncalarını da şöyle anlattı:

"Betonun elle dökülmesinde ciddi bir endişe var. Hazır beton olarak kullanılan malzeme ise nispeten kurallara uygun yapıldığı için bu endişe azalır. Bu işin kuralı şudur: İnşaatlar başında bir teknik uygulama sorumlusu (TUS) vardır. TUS'ların temel görevi binanın yapımı sırasında ilgili fen kurallarına uyulmasını sağlamaktır. Beton dökülmeden önce kalıbı ve demir donatısını kontrol etmek ve dökülürken de başında bulunup kontrol etmek, numune alıp laboratuvarda kırdırmak. İşte maalesef bu yapılmıyor."

Peki vatandaş ne yapsın? Prof. Erbil Öztekin bu konuda da şunları söylüyor:

"Vatandaş ancak güvenilir, kalite sistemini benimsemiş firmalarla çalışmayı benimseyerek, riskini azaltabilir. Toplu konutlarda da denetim mekanizması daha yaygındır, tercih edilebilir. "Yap-Sat" yönteminde bu tür güvenceleri bulabilme imkanı yok.

Vatandaş hiç olmazsa aldığı dairenin hangi betonla döküldüğünü öğrenmeli. Hazır mı yoksa yerinde dökme mi, beton kalite raporu var mı yok mu ona bakmalı. Ama proje de çok önemli. Projesini de İTÜ ya da Boğaziçi Üniversitesi'ne götürüp gösterebilir"

ESEN PİŞİRİCİ


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır