kapat

30.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN DÜNDAR(cdundar@sabah.com.tr )


Kardeşim Nicos!

"Bugün 30 Ağustos... Büyük taarruzun yıldönümü... Normalde bugün televizyonlarımız bize, tarih boyu her kapışmada sizinkileri nasıl un ufak ettiğimizi anlatan filmler gösterirlerdi. Hani şu bizim kahraman delikanlının, sizin güzel Eleni'yi tavlayıp gavur hattını yararak cümle küffara balta sallaması ile başlayan ve zafer boruları çalınırken Eleni'nin (yeni adıyla Emine) secde etmesiyle sonuçlanan o çocuksu şahlanış filmlerinden...

Mutlaka aynı filmin "Yunan delikanlı-Türk Kız" versiyonunu sen de defeatle izlemişsindir.

Ama bu yıl pek rağbet görmedi bu türden kahramanlık destanları...

İki nedenle:

Birincisi "bizim kahraman" baltayı Marmara'da taşa vurdu; pek ortaya çıkacak halde değildi.

İkincisi sen Nicos, sen, uzattığın yardım elinde yalnız kızlarımızı oğullarımızı değil, yüz yıllık bir önyargıyı da çekip aldın toprak altından...

"Kardeşim Mehmet, buradayım" diyen sesini duyduk yerin yedi kat dibinde ölümle cebelleşirken... Yıllar sonra birbirini bulmuş iki kardeş gibiydik. Pazar ayininde tepsi dolaştırıldığını gördük, kiliselerde, "yaralı komşu için..."

Boşuna dememişler, "Ev alma, komşu al" diye... Yıkıldı evimiz, yetişti komşumuz... Akın akın kan vermeye koşmasına tanık olduk "kara gün dostlarımız"ın... Kanlı düşmanlardık bir gün önce; kan kardeş olduk deprem ertesinde...

Derken, 15 Yunanlı hemşire koştu yaralarımızı sarmaya... 58 kişilik kurtarma ekibini Avcılar'da küçük Güvenç'i 97. saatin sonunda enkaz altından çıkarırken gördüm. Sarılıp ağlaşıyorlardı Güvenç'in ailesiyle...

Çoğumuz ilk kez bu facia sayesinde öğrendi senin, bizden bildiğimiz, bakan dediğimiz adamdan daha yakın olduğunu... Dostluğun dilinin, dininin olmadığını gördü ilk kez... Kim Güvenç'in ailesine "Onlar düşman" dedirtebilir ki artık...

Yunan sismograf Prof. Papazahos'a göre son depremdeki toprak kayması, Türkiye'yi Yunanistan'a doğru 2 metre yaklaştırmış.

Bence daha fazla Nicos... bence daha fazla!..

***

Bilmem farkında mısın, şu bedbaht asırda her felaketin ardından biraz daha sokulduk birbirimize...

Harp ettik yıllarca/ Venizelos, Gazi'yi Nobel'e aday gösterdi sonra...

Kıbrıs müdahalesi, sizin darbeci generallerin kuyusunu kazdı.

Sonra bizim generallerin darbesi, sizi NATO'ya üye yazdı.

Şimdi deprem, Avrupa Birliği'nin mali desteğine çekincelerinizin kalkmasıyla sonuçlanacak belki de...

Yarılan toprak, kalıcı bir dostluğa yol açıyor adeta...

Her göçüğün altından acılara bulanarak, dostluğa susayarak çıkıyoruz.

Biz bu depremde bir kez daha gördük çaresizliğimizi, yoksulluğumuzu... Bir gece yarısı homurtuyla başımıza çöken, yalnızca çürük evlerimiz değil, bunca zaman baba bildiğimiz devletin itibarıydı da aynı zamanda... Bir çadır bile bulamadık sığınacak... Enkazdan kurtardığımız canları, tifoya kurban verdik.

Çünkü elimizdekini avucumuzdakini uçakla, silaha yatırmıştık Nicos...

Size karşı... sizin gibi...

Ölesiye harcadık, öldürüsiye silahlanmak için... Ağzımız açık, hayran hayran bakarken jetlerimizin gürültüsüne, aklımıza gelmedi dönüp bakmak evlerimizin döküntüsüne...

Şimdi tepeden tırnağa silahız, lakin yoksul ve açız işte...

Leopar tankından çok, koku alan bir köpeğe ihtiyacımız vardı geçen hafta...

Bir F-16 parasıyla kaç seyyar hastane alınırdı acaba Nicos? Kaç çadır örterdi üstümüzü, kaç battaniye sarardı?

Kaç okul yaptırılırdı, kaç çocuk kurtarılırdı bir füzenin parasıyla?..

Aş demektir barış, Nicos... Bunu anladık artık;

... dostluğumuz, ekmeğimizdir.

***

Şimdi Ege'de işler düzeliyor gibi... ama kanmamak gerek.

Bilmez misin, tepedekiler tepişmemizden alırlar güçlerini... Bugün barış çubuğu yakar, iki gün sonra savaş baltalarını çıkarırlar topraktan...

Kanmayın bunlara!..

Depremde bizimkiler ortadan kaybolunca sizin gazetelerden biri "Bizim işçiler tehlikede olduğu zaman da Simitis ortada görünmez" diye yazmıştı.

Tam da o eski şarkıdaki gibi:

"Boğazda bir köşede/ Gün batarken Yannis ağlıyor/ Yanında Mehmet/ İçip türkü söylüyor:/ 'Ben Türküm, sense Rum,/ Ben de halkım sen de.../ Sen İsa dersin, ben Allah/ Lakin her ikimiz de ah ile vah'".

Gel artık, onlara bırakmayalım dostluğun bayrağını...

Tabiplerimiz, talebelerimiz, yazarlarımız, ozanlarımız kursun köprüyü... Yardım ekiplerimiz, işadamlarımız, halklarımız kursun... ki yıkılmasın kolay kolay...

Ege'nin balığına rokayı katık edip rakı içelim, deniz ve güneşle birlikte ekmeği üleşelim ve Ritsos'tan dizeler okuyalım birbirimize:

"Yalnız değiliz. Onlar bunu bilmiyor/ Sen at ilk adımı, buluşacaksınız/ Barışın boruları çalsın!../ Başlasın genel seferberliği başakların, güllerin.../ Kimse bir başına olamaz/ Ver elini kardeşim."

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır