kapat

30.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET TAN(tana@sabah.com.tr )


İyi vallaa!

Af ortamını elbette gazeteler hazırladı. Ama böylesini değil. DSP, seçimlere gidilirken barışçı bir adım atılmasını, "kaderzedeliğin" üzerine bir sünger çekilmesini içtenlikle istiyordu.

Yoksa, içeride, ne kurtarılacak bir hısım akraba, ne bir tek partili, ne de diyet alacaklısı herhangi bir netameli işbirlikçi vardı.

Zaten af önerenleri heveslendirenler gazeteler değil miydi:

- Ana karnında hapse giren, ilkokul çağında bile çıkamayacak aşk cinayeti çocukları...

- Baklava çalan ortaokulluya 9, pankart asan liseliye 12 yıl hapis cezası...

- İhale fesatçılarına, banka boşaltana, devleti soyana soydurana, verilen taksitlendirilmiş maktu para cezası haberleri...

Bu arada cezaevlerinin suç ve suçlu üretim-eğitim merkezi haline gelişi üzerine köşe yazıları, yorumlar, röportajlar.

İçerideki eroin ve esrar ticareti, kumar, yaralama, cinayet, bu arada tabanca (hatta "Kaleş") ile cep telefonu sahipliğinin giderek yaygınlaştığı havadisleri.

400 REKORU
Ne yazık ki, af öneren parti seçimlerden yeterince güçlü çıkamadı.

Sonunda hapislerde sicilli yandaşları olanlarla, mahkemelerde talan dosyaları bulunanların koalisyonu toplumsal zorunluluk oldu.

"Kurmasaydı!" diye kestirenler var.

Kurmasaydı, 12 Eylül'ü hazırlayan Miliyetçi Cepheler'e bir yenisinin eklenmesi, sağın üç veya dört liderinin 3-4 seans mesai yapmasına bakardı.

Meclis'in 4 sağ partisinden 3'ü muhafazakar ve milliyetçiyim deyip duruyor. Hatta 3'ü de, "en hakiki Müslümanlığın" patentini elinde tutan partiyle her fırsatta yarıştalar.

Bu dört partinin 400'ü aşkın milletvekili var. (Bu demokrasi tarihimizde bir rekordur.) Bunun anlamı yeni bir Milliyetçi Cephe'nin kolayca tekkerrür edebileceğidir.

HESABIN ORTASI
Nitekim, seçim öncesinde gazeteler hep DSP-ANAP hesapları yaptı. Ama sonunda bu hesabın ortasına MHP gelip oturdu.

Af Yasası'nda koalisyon partiler kendi "doğal müttefiklerini" korudular:

ANAP meşrebine uygun kitleye yöneldi. İş bitirici kamu görevlileri ve müteahhitler arasında yamuk yapanları kurtarmaya öncelik tanıdı.

MHP'nin kimlere öncelik tanıyacağı malumdu! Baklava çalanları, ana karnında hapse düşenleri, yazı yazdıkları için hüküm giyenleri kollamak ise DSP'ye düştü.

Sonunda uzun ve karmaşık bir mesai sonunda af çıktı.

İnşallah, tahliye olanların hiç değilse cep telefonlarıyla, tabancalarını ve zulalarındaki "sarıkız"larıyla, "keyif"lerini, vestiyerde bırakmaları da sağlanır.

KÜBİK AF
Yılmaz Karakoyunlu dün köşesinde ortaya çıkan af tablosunu Picasso'nun suratlarına benzetti. Bu köşenin yazarının Mülkiyelilik terbiyesi, partili seçmenine olan saygısı, ve koalisyon adabı, en azından ANAP Genel Başkan Yardımcısı Karakoyunlu'ya hak vermiş görünmeyi zorunlu kılıyor.

Keşke af tasarısına imza atan kimi ANAP'lı bakanlar da benzer zorunluluğu duysalar ve buna uysalar ve üç sütunluk bir haber uğruna "Devletin bütün kurumlarının enkaz altında kaldığını" falan ilan etmeseler...

MELANET - MEYMENET
Etmeseler de, üyesi oldukları hükümetin başkanını ve Türkiye'yi zorda bırakmasalar...

Nasıl mı...

Ecevit, geçen hafta CNN'de deprem görüntülerinin ve haberlerinin arasında mülakat verdi. Dünya onu izledi.

Soruların çoğu melanet yüklüydü. Devlet, daha doğrusu hükümetin enkaz altında kalmış olduğuna göre, istifa etmeyi düşünmüyor musunuz, deprem sayesinde Kürt sorunu daha kolay çözülebilecek mi, Apo'yu asmaktan herhalde vazgeçersiniz türünden yığınla soru.

Ecevit soruları yanıtlarken, yakın tarihimizin devlet erkanına tebelleş olan esnafça yaklaşımlardan, "hanutçu İngilizcesi"nden uzak bir duruluk, akıcılık ve anlayış sergiledi.

Elbette mülakat sonrasında spikerin yaptığı yorumu önleyemedi: "Başbakan böyle diyor ama, kendi bakanı devletin enkaz altında kaldığını ilan ediyor.."

OKTOBER FEST
Hem hükümet üyeliğini sürdür, hem de "Devlet depremle birlikte yıkılmıştır" diyerek Başbakanı neredeyse lanetleyenlere katıl.

Öte yandan, hem iktidar partisinde genel başkan yardımcısı ol, hem de "Bu af amma da meymenetsiz!" diye yazılar döşen.

İyi valla!

Eğer devlet enkaz altında kalmış da, hükumetin bazı bakanları kendilerini kurtarmışsa ve eğer çıkan affın görüntüsü, Picasso'nun suratlarını andırıyorsa bunun tek izahı olmalı:

Koalisyonun küçük ortağının içinde artistlik giderek yaygınlaşıyor.

İnşallah, TBMM ile Devlet Tiyatroları'nın açılışının 1 Ekim'e rastlaması hayra alamettir.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır