|
|
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr
)
|
  
Hayırsever Ercüment'in başına gelenler...
Olaylar bildiğiniz gibi hepimizi çok üzdü, yüreğimizi kararttı. Acımız büyük, insanımız ise her fırsatta birşeyler yapabilme arzusu içinde çırpınıyor. İşte bu insanlarımızdan biri de Ercüment Oğuz...
Bu genç televizyonlardan aldığı bilgiler doğrultusunda birşeyler yapabilmek arzusu ile deprem kriz masasını aradı ve İstanbul Vilayetinde telefonda çıkan ilgiliye, çalışmalara katılmak istediğini belirtti. Cevap olarak, "Bağlı bulunduğunuz bölgenin Kaymakamlığına başvurun. Böyle gerekiyor" dediler. O da bunun üzerine Kadıköy Kaymakamlığı'na gitti. Ama daha adımını atar atmaz, kapıda görevli bulunan iki memur, "Kaymakamlıkta böyle bir birim olmadığını..." belirttikten sonra kendisini Kaymakamlık Yazı İşleri Müdürü'ne yolladılar.
Ercüment doğru Yazı İşleri Müdürü'ne gitti. Müdür bey onu tam olarak dinlemek lütfunda dahi bulunmadan, "Git işte bir yerlere... İstediğini yap..." gibi laflarla başından savdı. Ercüment bu sefer, elbette istediği yere hem de kendi aracı ile gidebileceğini ifade ettikten sonra "Yardım arayan bölgeyi bana bildirir misiniz?..." dedi. Bunun üzerine Yazı İşleri Müdürü olan bey, bir ara başını kaldırıp bağırarak, "Senin gibilerin niyetinin ne olduğunu çok iyi bilirim" dedi. Arkasından da görevli polis memurun çağırdı ve "Atın bunu dışarı" dedi. Arkasından da "Görevli memuru meşgul etmekten seni içeri attırırım, defol..." dedi. Ercüment'te gençti, kanı kaynıyordu. Kendisine, "Nasıl zabıt tutturacaksanız tutturun" diye cevap verdi. Sen misin cevap veren, gelen görevli polis onu ite, kaka, tekmeleyerek ve "S....r git" diyerek kapı dışarı attı.
Bizim Ercüment bunu hak etmemişti. Ayrıca bunu hak edecek ne yapmıştı ki... Medeni ülkede yaşayan her insan gibi Kadıköy Cumhuriyet Savcılığı'na başvurarak, şikayetini yaptı. Bu şikayet orada 20785 no.lu kayıt numarası ile mevcuttur. Baktı ki, oralarda derdini anlatamıyor beni buldu. Hey gidi dünya hey!... Bu çocuk acaba ne yapmalıydı?... Kadıköy Kaymakamı'ndan bu konuyu araştırmasını rica ediyorum. Ayrıca da bilgi bekliyorum.
Acı fakat gerçek...
Bayam Demir büyük depremle yıkılan, İzmit Körfezi'ndeki teyzesinin oğlunun evinden 3 tane çocuk cesedi çıkardı. Cenazeler kokmak üzereydi. Bir arabanın bagajına koyup, hızla memleketi olan Isparta-Senir kente götürüp, defnetmek istiyordu. Definden önce cenazelerin ilaçlanması ve torbaya konması işlemlerini yaptırmak için Bilecik Devlet Hastanesi'ne uğradı. Hastanenin acil servisine geldiklerinde rezalet başladı. Çünkü orada ne ceset torbası vardı, ne de bunların ilaçlanmasını bilen kimse... Büyük bir üzüntü ile morgdan aldığı çocuklarını arabasına götürürken, doktorlardan biri "Bizlere hiçbir talimat gelmedi. Git Başhekim ile görüş" dedi. Böyle bir rezalet ne görülmüştür ne de duyulmuştur. Şu acılı günlerde içimden küfür etmek gelmiyor. Ya sabır diyorum...
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|