


İtibar çizgisi
Medya, tam gücünü yitiriyordu ki, ard'arda 3 olay, ona tekrar itibar kazandırdı.
Susurluk...
Kosova...
Ve Deprem...
Gerçekten üçünde de büyük sınav verdi Medya... Gizli kapaklı hiç bir şey bırakmadı... Hepsini bütün çıplaklığıyla ortaya döktü.
Ve toplumda iyi ki medya var diye bir slogan doğdu... İyi ki var.
*
Şimdii... en zor devre başlıyor Medya için.
Çünkü, kazandığı itibarı, büyük savurganlıkla tekrar kaybetmemesi lâzım.
Şiddet'ten, hiddet'ten, dehşet'ten kaçması lâzım.
Yalan haber, yanlış haber, çarpık haber, eksik haber... hepsini bırakması lâzım.
Reyting ve tiraj merakını -Türkiye'nin hatırı için- artık terketmesi lâzım.
Müptezelliğe bütün kapılarını kapatması, seviyesizliğe asla prim vermemesi lâzım.
San'at diye yutturulan bayağılıkları mutlaka bitirmesi lâzım.
Ayrıca... tekzip ve tavzih hakkına saygılı olması lâzım.
*
Biz böyle yazdıkça, daima düzgün yayın yapan kurumlar, bilirim ki itiraz edecekler ve hangi kurumları kastediyorsun, isim ver beyim diye biraz sitem edeceklerdir.
Haklılar ama, ben burada bir tasnif yapamam...
Sicil defteri acıp herbirine not veremem... Hem haddim değil, hem hakkım değil...
Herkes biliyor hangi kurumların hangi çizgide olduğunu...
Kimin nereleri kurcaladığını, kimin tehlikeli konuları kaşıdığını... Halkı bölmek için kimin nelere tevessül ve tenezzül ettiğini... Herkes biliyor. Cehaletin sömürüldüğünü de herkes biliyor... Sömürülenler bile.
*
Medya, bizim en büyük okulumuz.
Bilgi ve görgü kaynağımız.
O bizim öğretmenimiz, eğitmenimiz... Klavuz ve rehberimiz...
Bizi dilediği gibi yönlendirebilir.
Öyleyse elindeki teknoloji, orada zaten mevcut olan akl-ı selim'le birleşip, Türkiye'ye mutlaka bir şeyler vermeli.
Ne verirse onu alacağız.
O'na teslimiz.
Öyleyse...
Bizden neyi esirgeyecekler. Niçin?
*
Türk gazetcileri, habercileri, yorumcuları, yöneticileri ve Türk Televizyoncuları, Batılı meslekdaşlarının fersah fersah ilerisindeler...
Onlardan daha yetenekli, çalışkan ve üstelik fedakâr kadrolar bunlar.
Halk böyle istiyor deyip kolay yolu seçemezler... Kalitelerini ve gerçek vizyonlarını esirgeyip, bizi dar bir hücreye kilitleyemezler...
Bilakis... Türkiye bütün çürümüş kurumlarını Medya sâyesinde onaracak.
Düzen değişmez ama Medya sâyesinde düzene bir çekidüzen verilecek.
Trafik'ten tutun çevreye ve yeşil'e kadar, bizi elbette ki Medya terbiye edecek.
Bu tesisler, bu güzelim plaza'lar, sadece konforlu bir hayat biçimi değil, halk'a hizmet'in uygar bir altyapısı'dır... Trilyonlar, bunun için gömüldü toprağa... Yâni bir avuç insanın keyfine tahsis edilmedi.
Medya, şimdi çok itibarlı bir çizgi yakalamıştır.
Kolay olmadı bu... Kolay da harcanamaz.
Bu fırsat, iyi kullanılmalı.
İyi ki Medya var sözcüğü, dillerden hiç düşmemeli.