Gönüllü genç doktorlar girdi çadıra. Gördüler ki bebeğin babası da ağlıyor.
Adapazarı'nda o gece bir yaşlı kadın oturmuştu çadırın kapısına, yanındaki ak saçlı adam yağmura yakalanmış tavuklar gibi durmakta oracıkta. Gönüllüler yanaşınca yerinden doğrulan adam başladı bağırmaya: Anarşistler, defolun buradan"... "Kusuruna bakmayın" dedi kadın, "Deprem gecesinden beri böyle o..."
Adapazarı'nda o gece çadırın içinde genç bir kadın "Ne olur tutun beni" diye yalvarıyordu. Depremden beri durmamıştı sallantısı...
Adapazarı'nda o gece şehir merkezindeki Bosna Şehitliği anıtının soğuk ve ıslak taşları üzerinde kimseden yardım istemesini bilmeyen üç kişilik bir aile yatıyordu, uzatılan battaniyeye ürkekçe dokunabilen...
Adapazarı'nda o gece Mobilyacılar Sitesi inşaatında kontrplak üzerinde sımsıkı birbirine sarılmış uyuyordu bir karıkoca.
Adapazarı'nda o gece iki battaniyeyle yetinen sekiz kişilik bir aile, uzatılan üçüncü battaniyeyi istemiyordu. "Yandakilerin hiç yok, onlara verin" diyordu anne.
Adapazarı'nda dün çadıra, naylona, battaniyeye, margarine, çocuk bezine, kadın bağına ihtiyaç vardı hâlâ. Sivil girişimciler sayesinde yiyecek sıkıntısı yoktu.
Ufuk İlköğretim Okulu'nda beş bin kişiye sıcak yemek sunulmaktaydı. Gönüllü yardım dağıtım merkezine dönüşen özel Çağ Koleji'nde öğrenci ve genç öğretim üyelerinden 150 kişi gelen yardımların tasnifini üstlenmişti ki, dağıtımdan da zor olanı buydu.
Adapazarında dün Zirai Donatım Kurumu'nun bahçesinde yardım diye gönderilen kullanılmış giysiler çamura bulanmıştı yığın halinde.
Adapazarı'nda dün yarısı göçmüş, kalan katları 45 derece yan yatmış apartmanın ikinci katında asılı tül perdeyi caddeye doğru üfledi rüzgar. Tavandaki kristal avize sapasağlamdı. Duvardaki Saatli Maarif Takvimi'nin yaprakları uçuştu.
Cumhuriyet Caddesi'ndeki bu binanın üzerinde Adapazarı'ndaki başka yüzlercesinde olduğu gibi kırmızı boyayla A.Y. damgası vurulmuştu.