Devrilmiþ demir direkler ortasýnda moloz ve tahta parçasý yýðýnlarý ve öbek öbek yýrtýk yorgan, deþilmiþ þilte, bakraç, paçavra tepecikleri... Sonra çýplaklýklarýný örtemeyen yamalar içinde çocuklar, kadýnlar, erkekler...
Ve yeþil aðaçlarý, mavi göðü, uzak yalçýn daðlarýyla tabiat...
Bir çadýrýn yanýnda ortalýk yere bir ölü uzatmýþlar; üstündeki rengi kaçmýþ yorganýn alt ucundan ayaðýnýn bir teki gözüküyor. Sararmýþ, kurumuþ gibi bir ayak... Pýrtýlar içinde dört beþ kadýn toplanmýþ ölünün baþ ucuna... Bir tanesi sinekleri kovalýyor. Bir kazan kaynýyor az ilerde, yanýnda teneþir tahtasý...
Ve genç bir kýz ölünün baþýnda sallanýp baðýra baðýra aðlayarak aðýt yakýyor...
Kenarda dört beþ erkek, sakin ve sessiz çömelmiþ duruyorlar... Erkeklerin en týð gibi, en delikanlýsý, ölünün kocasý... Küçük bir çocuklarý varmýþ. O da ölü çýkmýþ taþ yýðýnlarýnýn altýndan...
Bütün gördüðüm, traþý uzamýþ, kasketli, yýrtýk ceketli, buruþuk mintanlý insanlar; çocuklarýný, eþlerini, kardeþlerini elleriyle gömmekten gelenler...
Birbirlerini göstererek fýsýldýyorlar kulaðýma:
- Üç oðlunu kaybetti...
- Beþ nüfus kaybetti...
- Altý can kaybetti...
Ve hepsi öyle sakin duruyorlar. Öyle sakin bakýyorlar yüzüme... Uzun boylularý, kavruk daracýk omuzlularý, ihtiyarlarý, gençleri... Hepsi kasketli, hepsi yýldýzsýz geceler gibi siyah ve sakin bakýþlý...
Bir þeyler týkandý boðazýma... Elimle aðzýmý sývazlýyorum boyuna.
Çocuklar, teneþir tahtasý yanýnda oynuyorlar. Aðýt uzayýp gidiyor... Gözlerim boyuna ölünün sarýmtýrak ayaðýna iliþiyor. Oradan çocuðuyla eþini kaybetmiþ týð gibi genç adama...
Varto'yu görmeden hiç birini anlayamazsýnýz bunlarýn...
Kimsenin gidemediði dað köyleri daha da betermiþ...
Ölüleri gömecek kazma kürek de yokmuþ oralarda...
Radyo öðle ajansýnda: - Durum normale dönmüþtür, diyor.
Bakan demeç vermiþ:
- Kýþa kadar barýnaklar yapýlacakmýþ.
Ýkincisi de, birincisi kadar doðru... Bir aya kadar bastýracak kýþ. En az onbin barýnak lâzým... Hem de sýfýr altý kýrk dereceye karþý koyacak barýnak...
Vartolu'lar:
- Biz barýnak istemiyoruz, biz buralardan gitmek istiyoruz artýk, diyorlar...
Amerikalý, geceleri ýþýk vermesi için bir jenaratör getirip oturtmuþ, bir de hastahane çadýrý kurmuþ.
Cola Cola reklamý yapar gibi insancýllýðýnýn reklâmýný yaptýrýyor dünya radyolarýnda.
Bir jeneratörle bir hastahane çadýrý, Vietnam'da atýlan bir bombanýn yarý deðeri bile deðil. Ama Amerikan çavuþunun kucaðýnda çekilen çocuk resimleri bütün dünya gazetelerine daðýtýlýyor. Varto'nun felâketi Amerika'nýn milyarlar karþýlýðýnda yapamayacaðý bir propaganda sermayesi olmuþ. Fotoðraf, fotoðraf; film, film harcanýyor. Bir jenaratörle bir hastahane çadýrýna kolayca el açan iktidar da; Ankara radyosunu bol bol ve belki de sevinçle kullanýyor bu propaganda için...
Varto'da bir kaç beton bina var, onlar da yýkýlmýþ. Gittim baktým beton yýkýntýlarýna... Demir çubuklar arasýndaki beton ilk sarsýntýda kum gibi elenivermiþ. Besbelli çimentoyu çalmýþ müteahhit.... Gerçek bir beton, sarsýntýyla deðil, balyozla bu kadar kolay un ufak olmaz.
Uzmanlar Varto'daki Ziraat Bankasý yýkýntýsýný incelesinler. Altýnda kalan insanlarýn kaatili olarak müteahhidi yakalacaklardýr...
Mart depreminden sonra sözde depreme dayanacak binalarýn yapýmýna baþlanmýþ. Gittik gördük hepsini... Onlar da yýkýlmýþ bu depremde...
Dünyanýn dört tarafýndan gelen yardýmlarýn ise nereye gittiði belli deðil. Belli olan bu yardýmlarýn halkýn eline geçmediði...
Ýlk defa iktidarda olmadýðýma üzüldüm hayatýmda. Ýktidarda olsaydým çok baþka türlü davranýrdým Varto'ya karþý...
Daha deprem gecesi on binlik üç dört büyük kampta toplamaya baþlardým felakete uðrayanlarý... Sonra bunlarý askeri birliklerle bölüklere ayýrýr, enkazý hemen kaldýrtýrdým.
Gelen yardýmlar kamplara derhal daðýtýlýr, yemekler müþterek piþer, yaralýlar kontrol altýna alýnýr, helikopter ve uçaklarla Memleket hastahanelerine gönderilirdi. En azýndan bine yakýn insan ölmeden kurtulurdu. Hiçbir devletin Varto'nun sýrtýndan propaganda yapmasýna müsaade etmezdim.
Sonra kýþ için kamplardan aileleri parça parça iç bölgelere gönderirdim. Hayvanlarý ya devlet eliyle satýn alýr, yahut kýþ boyunca devlet çiftliklerinde muhafaza ederdim.
Sonra da yetkili uzmanlarla Varto'yu en modern, en saðlam biçimde nerede kurabileceðimizi tesbit ederek derhal giriþirdim çalýþmaya...
Þimdi bunlarýn hiç biri yapýlmayacaktýr. Vartolu'lar uzun sefalet ve felâket yýllarýna bir yenisini daha katarak dayanabildikleri kadar dayanmaya devam edeceklerdir. Bu kargaþalýkta daha nice nice çocuklar hastalanacak, çocuklar ölecek, mezarlar kazýlacak...
Ve tabii bu arada ne müteahhit dalavereleri dönecek, ne demeçler patlatýlacak...
Sýk sýk gideceðim Varto'ya... Her seferinde melžl mahzun yüzüme bakacaklar... Aslýnda kimlerin, hangi çýkar ve sömürü insanlarýnýn kurban olduklarýný da bilmeyecekler.
Amerika ise bir jenaratörle bir hastahane çadýrýna, insanlýðýný isbat eden fotoðraflar daðýtacak dünyaya...
Ve Varto'lular yine ölecek, yine ölecek... Hem de petrol lâmbalarýna aldýklarý gazla, Amerikan çadýrýný bir kaç misli ödeye ödeye...
Not: 33 yýl önce yazýlmýþ bir yazý... Akþam koleksiyonundan...