Bir gün hayranlık, bir gün öfke uyandırıyor.
İcraatının son adımı olan af kanunu, hukuk devletine ve hukukun üstünlüğüne yönelmiş bir sabotajdır.
Millete meydan okumaktır.
Nereden çıkardıysa dün "Af, uzun süredir milletimizin beklentisiydi" dedi.
Hayır, sadece Rahşan hanımın takıntısıydı.
Koalisyonun çıkarlar çelişkisi içinde öylesine çirkin ve kirli pazarlıklar oldu ki, sonuçta çıkan kanun Ecevit'i bile tedirgin etti.
Dediğine bakın:
"Koalisyon ortağı partilerden her birinin değişik görüşleri olması doğaldır. Koalisyon ortaklarından her birinin değişik beklentileri vardı. Benim de içime sindiremediğim veya zor sindirdiğim konular var.
Sonuçta demokrasinin gereği olan uzlaşmaya varılmıştır. Milletimize hayırlı olmasını diliyorum.."
"Koalisyon ortaklarının değişik beklentileri vardı" ne demektir?
Her ortağın kollamaya çalıştığı değişik suçlu grupları vardı, masaya oturdular "esir değişimi" gibi pazarlık yaptılar.
Bir parti çeteyi, işkenceciyi, bir diğeri rüşvetçiyi, dolandırıcıyı ve milleti soyan siyasetçiyi, öbürü katili, hırsızı tuttu, hiç biri taviz vermeyince hepsi affedildi.
İçine sindiremediği bir affa geçit vermek Ecevit gibi bir politikacıya yakışır mı?
Böyle iğrenç bir takas "demokrasinin gereği" diye savunulur mu?
2000 yılına dört ay kala Ecevit'in bize lâyık gördüğü demokrasi bu mu?
"Müteahhitlerin aftan yararlanacaklarını sanmıyor"muş!. İki hafta önce Erbakan'ın bağımsız aday olabileceğini de sanmadığını söylemişti. Ecevit ülkeyi kanunla mı, yanlış tahminleriyle mi yönetecek?
Halkın güvenini kötüye kullanmak onda alışkanlık oldu ve bu nedenle sahip olduğu tek üstünlüğü ziyan etti, kaybetti!
Zaferimiz eksik kaldı..
Af oldu-bittisi, çürümenin doruğudur.
Susurluk Komisyonu'nun beş üyesi meclisteydi. Bu komisyon "çete vardır" sonucuna ulaşmış ve bir çok kirli ilişkiyi gün ışığına çıkarmıştı. Ama hiç biri "Durun, biz ne yapıyoruz?" diye itiraz etmemiştir.
Çünkü sistem onları milletin vekili gibi davranmaya mecbur etmiyor. Görünmez güçlerin temsilcisi olan liderlerin bendeleri olmaya mahkum ediyor.
Ecevit kendini kandırmasın, bu uzlaşma "demokrasinin gereği" değildir.
1. Demokrasi, halkın doğrudan taraf olduğu affı korkmadan referanduma sunmaktır.
2. Sistemi sigortalamak için Cumhurbaşkanı'nı halka seçtirmektir.
Cumhurbaşkanı'nı halk seçiyor olsaydı bu af yasası Çankaya'dan geri dönerdi.
Bugün 30 Ağustos.. Cumhuriyet'in temeli olan büyük askeri zaferin yıldönümü.
Zaferi halâ demokrasi ile taçlandıramamış olmak, ulusça hicranımızdır!