|
|
250 yıllık tabu
Goethe doğalı 250 yıl oldu. Almanya, bu en ünlü edebiyatçısını anıyor. Ama Goethe hâlâ, melek miydi, şeytan mı; tartışılıyor...
Almanlar 250'nci doğum yıldönümünde, dillerinin en büyük şairinin, Johann Wolfgang von Goethe'nin kişiliğini ve fikirlerini sorguluyor. Ünlü Alman dergisi "Der Spiegel", Thomas Mann'ın "her şairin içinde bir Faust, bir de şeytani bir şey bulunur" sözünden yola çıkarak Goethe'nin şeytani yönlerini arıyor. Başka bir dergi eşcinsel yakıştırması yapıyor, bazısı "o bir ajandı" diyor. Şair için entelektüel despotluktan "her devrin adamı" olmaya kadar her türlü yakıştırma yapılıyor... Sonuçta şöyle ya da böyle Goethe, tüm dünyanın özellikle de Almanlar'ın en önemli tartışma odaklarından biri. Bu gerçeği görmek için Aktüel dergisinin bu sayısında yayınlanan birkaç tartışmaya göz atmak yeterli..
Evrensel dahi
Franz Kafka 1912'de günlüğüne, "Goethe'nin korkunç varlığını" bir makalede deşifre etmeyi tasarladığını yazmıştı. Aynı günlükte haftalar sonra onun için, "acıyla avutan" nitelemesini kullanacaktı.
Goethe 1832'de öldüğünde, "evrensel dahi şair" kabul ediliyordu. Oysa Alman filozof Johann Gottfried Herder, "arkadaşlarına üzerine yazdığı bir kağıt gözüyle bakan" Goethe için "katı yürekli" diyordu. Goethe'nin kendisiyse, bugün yaklaşık 500 dile çevrilmiş olan Faust'ta "Eğer hissedemezseniz, asla yakalayamazsınız" dememiş miydi?
Dünya edebiyatı kavramını yaratan Alman şair, döneminde ve yıllar sonra olduğu gibi bugün de hâlâ tartışmalı. Almanlar'ın yüzde 79'unun gurur kaynağı Goethe "Mephisto" mu, yoksa "insanların en insancılı" bir dahi mi? Herkes onu tanıyor, ama neredeyse hiç kimse eserlerini artık okumuyor. 28 ağustosta, Weimar'da, 250'nci doğum yıldönümü kutlandı. Almanlar ise tarihlerindeki en büyük şair, bürokrat ve devlet adamını sorguluyor. Oysa daha 50 yıl önce çok daha farklıydı durum. Frankfurt'ta Pauls Kilisesi'nde düzenlenen törende, ünlü yazar Thomas Mann onu çelişkilerin dev katalizatörü, radikal olanı emip kendisine benzeten, dahiyâne ortayolcu olarak karakterize etmişti. Goethe döneminin en büyük eleştirmenlerinden Wolfgang Menzel, 1824'te onu popülist olmakla suçlamıştı: "Goethe hep akıntıyla birlikte, bir mantar gibi hep üstte yüzerdi. Ruhu Zeitgeist (dönem ruhu) ile her zaman ender rastlanan bir uyum içindeydi."
Büyük şair Almanlar'a hem yakın, hem uzak oldu. Daha sonra en yakın arkadaşlarından biri olacak olan Friedrich Schiller, 1789'da "Goethe'nin daha çok yakınında olmak beni mutsuz ederdi. En yakın dostuna karşı bile bir an için verici değil... Varlığını, içten olmadan, bir tanrı gibi hissettirirdi. İnsanlar bu tür bir varlığı çevrelerinde yüceltmemeli" demişti.
Ajan Goethe
Berkeley Üniversitesi'nden edebiyat tarihcisi Prof. Daniel Wilson'ın 250. yıldönümü öncesi yayımlanan "Goethe Tabusu" adlı kitaba göre Alman şair ve Weimar'ın Savunma Bakanı, Jena Üniversitesi'nde birçok muhbir görevlendirmekteydi. Özgürlükcü fikirleriyle yönetimi tehdit eden öğretim üyelerini tespit etmek için. Gazeteci Tilman Jens de Goethe'yi "devlet güvenlik kurumu"nun babası kabul ediyor. Jens, "Goethe ve Kurbanları" adlı yazısında, Weimar'ın bu entelektüel despotunun Hölderlin ve Kleist gibi meslektaşlarının çıldırmasına ya da intihar etmesine neden olduğunu söylüyor.Kısacası tüm ününe karşın, hakkında olumsuz söylentiler oldukça fazla. Tabii neticede arkasından konuşmak kolay. Faust'ta Mephisto'nun dediği gibi: "Sözcükler kavga etmeye çok uygundur."
Cinsiyetine de laf attılar
AKTÜEL dergisi, bu haftaki sayısında Alman şair ve beraberinde getirdiği tartışmalar hakkında geniş bir yazı yayımladı. Sayfamıza bir kısmını aldığımız bu geniş kapsamlı yazıdaki bahis konularından biri de Goethe'nin cinsel tercihi hakkındaki iddialardı.
Goethe'nin cinsel tercihlerinin de sanıldığından farklı olduğu rivayet ediliyor. Bonn'lu gazeteci Karl Hugo Pruys'un "Erotik Goethe Biyografisi"ne göre büyük usta yalnızca erkeklere ilgi duyarmış. Christiane Vulpius dışında hayatında bir kadınla birlikte olmamış, oğlu August da muhtemelen ondan değilmiş yazara göre. Goethe ayrıca, Cenevre Gölü'nde genç erkeklerle çıplak yüzmeye bayılırmış. Kurt R. Eissler'in iki dev ciltlik "Goethe - Psikanalitik bir etüd" adındaki çalışması gibi. Eissler sayesinde Goethe'nin gizli ve büyük aşkının kızkardeşi Cornelia olduğunu öğreniyoruz. 1786'daki Roma seyahatine kadar, mutsuz bir evlilik geçirip 26 yaşında vefat eden Cornelia'ya hep sadık kalır Goethe.
Yaşamında ve eserlerinde, "Genç Werther'in Acıları"ndaki Lotte'de, Iphigenie'de, Mignon'da her zaman Cornelia vardır. Kızkardeşine karşı duyduğu suçluluk duygusu, diğer kadınlara yaklaşımını olumsuz etkiler. Bayan Von Stein'la da "konuşma terapisi" amacıyla buluşur. Bir kadınla cinsel olarak birlikte olmayı ilk başardığında 39 yaşındadır. Ancak ondan sonra, 28 yıl birlikte olacağı Christiane'yle yatakta mutlu olmayı becerir. Eissler'in analizinde, Goethe'nin tüm arkadaşlarıyla olan ilişkilerinde eşcinsel bir yaklaşım sergilediği belirtiliyor. Schiller'in 1805'teki ölümü bu yüzden Goethe için büyük bir kayıptır.
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|