


Güneşin çizdiği çizgi
Görüntüler tam "Selamsız Bandosu" filminin setini andırıyor.
Hani, devlet başkanlarının trenle selamlayıp geçeceği bir köydeki bando hazırlıklarını anlatan o nefis filmi...
Anadolu'nun unutulmuş, ücra köylerinde selamsız bandoları kuruluyor bugünkü güneş tutulması için...
Ama alışılmadık, tuhaf bir dekorda...
Harput kalesinde teleskopların tozu alınıyor.
Silvan'da Japon turistler için halk oyunları ekibi son provaları yapıyor.
Viyana'dan gelen senfoni orkestrası için yatak seriliyor Samsun garında...
Sivas'a sirk ve panayır kuruluyor.
Koreli astronomlar çalışıyor Turhal'da...
İlahi adalet, Kastamonu'nun Cide'sinden Şırnak'ın Cizre'sine uzanan öyle bir yay çiziyor ki, Türkiye'yi maddi, manevi ikiye bölen bu yay, ayla gölgelenecek bir tampon bölgeye dönüşüyor.
O yayda oturanlar bugün gökten turist yağmasını bekliyorlar.
Erzincan'ın Kemaliye ilçesine bağlı Ocak köyü, internette bir duyuru yayınlayarak, herkesi "güneş tutulmasının en iyi izleneceği yerlerden biri olan Ocak köyü"ne davet ediyor. Duyuruda, köyün web sitesinin adresi de var:
https://www.ocakder.org.tr...
Muhtarı arıyorum, telefona cevap veren genç ses "Ben köyün Kültür ve Dayanışma Derneği başkanıyım. Yardımcı olabilir miyim" diyor. "Köyünüz için internette duyuru yapmak nereden aklınıza geldi" sorumu, biraz da alınmış bir sesle, "Çağın her nimetinden yararlanmamız lazım, öyle değil mi" sorusuyla yanıtlıyor. Konukları, misafirhanede ağırlayacaklarını söylüyor.
Amasya'nın Yaslıçal kasabası ise, ziyaretçileri evde "yatıya bekliyor."
Diyarbakır'ın Bağdere köylüleri, konuklar için kurulan Kızılay çadırlarının önünde, hem ayran ve gözleme hazırlıyor, hem de İngilizce "Yüzyılın son güneş tutulması" yazılı tişörtlerini giymiş objektiflere poz veriyorlar.
Amasya ovası "gün karanlığında" bir senfoni orkestrasından Gustav Holz'un "Gezegenler Suiti"ni dinlemeye hazırlanıyor.
Anadolu, hepsi topu 2 dakika 10 saniye sürecek bir olay için seferber oluyor.
* * *
Güneşin bu azizliği, internette duyuru yapan köylerin, İngilizce tişört giyen köylülerin kaderini değiştirir mi?
Yoksa gelenler, 2 dakika "havaya bakıp" etrafa bakmadan, geldikleri gibi giderler mi? "Güneş tutulması" yeni bir "Selamsız bandosu" olur mu?
Bence ikiside olmaz. Ama ola ki bu "tutulma", hayırlı bir "tanışma"ya vesile olur.
Anadolu deyince sadece Antalya'yı bilen bir kısım metropol gençleri, belki bu sayede ilk kez "güneşin çizdiği çizgi"nin doğusuna geçerler.
"O çizgi"de ömür tüketip hiç batıyı görmemiş olanlar da "ara"dan gelenlerle tanışır, barışırlar.
"Çizgi"nin 2 yanındakiler 2 dakika için buluşup, "çıplak gözle" bakışır; karanlık basınca hep bir ağızdan bağrışırlar.
"Batman" filmini görüp, Batman kentini görmeyenler, bu sayede kendi memleketlerini de keşfederler belki... Güneş gibi "tutulurlar" öz topraklarına...
Yedi düvelin devletçe davet edildiği Akdeniz'i henüz bilmeyenler de, güneşin yoluna çıkan ay sayesinde hatırlandıklarına, ziyaret edildiklerine sevinirler.
"Düşünün Alanya'da mutlu bir Hollandalı" diye şarkılar yazılan ülkede, gözünü döviz hırsı bürümüş bir turizm anlayışının hep es geçtiği iç turizmin bir nimeti de bu kaynaşma duygusu değil midir?
* * *
İşte biz bizeyiz bu tarihi olayda...
Haberlere bakılırsa rakiplerimiz kapmış yabancı turistleri... Romanya'da 200 bin turist, Avusturya'ya 94 bin turist... Türkiye'ye 2 bin turist...
"Neden" sorusuna pek çok yanıt bulunabilir belki... Ama benim kulağımda Ünsal Oskay hocamın Murat Belge'den naklen anlattığı bir öykü çınlıyor.
Napolyon, Osmanlı'nın zengin eyaletlerine sefere çıktığında, İstanbul Fatih'te oturanlar henüz Beyoğlu'na geçmemişlermiş. Fatihlilerin Beyoğlu ile tanışması, ancak 19. Yüzyılda olabilmiş. Rivayet olunuyormuş ki, bir dini bayramda Fatih'ten kayık tutup Üsküdar'a yaşlı teyzelerini ziyaret için deniz yolculuğuna çıkan iki İstanbullu, zeytinyağlı dolmalar ve köftelerle dolu nevale sepetleri ile gidip döndükleri Üsküdar seferinden sonra Jules Verne'nin "80 günde Devr-i Alem"ine taş çıkartacak bir seyahatname kaleme almışlar.
Karşı sahili merak etmesi yüzyıllar alanların, turizmden kâr etmesi de biraz vakit alacaktır elbet...
Her neyse... Biz de "bir iç turizm seferi"nde kendi seyahatnamemizi yazmak üzere yola koyuluyoruz bugün...
Nevale sepetlerimizle karanlığın peşine, "güneşin çizdiği çizgi" gidiyoruz.
Batman'ı gördük, sıra Batman'da...!