Bu konuda yapılan çalışmaların -eski Yunan'dan günümüze- başlıklarını yazmaya kalksanız bir ömür yetmez.
Anayasa değişikliği, hepimiz biliyoruz, Meclis marifetiyle olabiliyor veya referanduma gidilip halka sorulabiliyor. (Mekanizmanın detaylarını yazmıyorum konum o değil)...
Haber bültenlerinde duyuyoruz...
"Hükümet Anayasa değişikliğini Meclis'te halletmek istiyor çünkü referandum sonucundan korkuyor!"
Yani hükümet kendisinin "olsun" dediğine vatandaşın "olmasın" demesinden çekiniyor.
Hatta Meclis yeterli oyu bulduğunda, vatandaşın "olmasın" diyeceğine yüzde yüz emin olduğu kararları millet adına alıyor.
O sırada duvarda "Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir" yazısı da kocaman yazıyor.
Bu aslında olur... Ve de demokrasinin işleyişinin, demokratik karar verme mekanizmalarının bir parçasıdır.
Garip ama kendi içinde mantıklı bir şekilde bizi temsil eden insanlara bizim için neyin iyi olduğunu bizden daha iyi bilme yetkisini veriyoruz.
Demokrasilerde kuvvetler ayırımı ve sonuçta oy şeklinde rakamlara dönüşen kuvvetler dengesi içinde bir karara varılıyor.
Bu karar sokaktaki vatandaşın "ak" dediğine "kara" şeklinde de çıkabiliyor.
"Benzine yine zam yapalım mı?" diye referandum yapsalar "Hayır" çıkar ama zam yapıyorlar.
Ancak demokrasi tabiatı itibarıyla bir "Ben yaptım oldu" rejimi değil!
Kötüler arasında en iyisi olan bu sistemin temelinde ikna yoluyla en doğruya ulaşabilme mücadelesi yatıyor.
Onun için yine işin tabiatına göre hükümetin vatandaşın "ak" dediğine "kara" kararı alma hakkının yanısıra, bunu neden böyle yaptığını millete anlatma nezaketini göstermesi gerekir.
Medya bunun için var!
Bari en azından anayasa değişikliklerinde, neyi neden yaptıklarını, liderler bir ortak basın toplantısıyla anlatsalar...
"Ey vatandaşlar size bu konular fazla gelir, şimdi size sorsak yanlış karar vereceksiniz" denildiğinde vatandaşın da aklına "Vallahi çok doğru söylüyorsunuz bizim yanlış kararlara vardığımız zaten sizi seçmemizden belli" cevabı geliyor!
Not: Elazığ'da güneş tutulmasını izleyecektim, o iş "yattı" maalesef. Bizim her yere, her zaman uçak bileti bulan ekip, durumu, "On gündür her şeyi yaptık ama maalesef" diye bildirdi. "Herşeyde bir hayır vardır ve kısmet değilmiş" dediysem de tam tutulmayı izleme sevdamdan vazgeçtiğimi zannetmeyin.
Bugün hayırlısıyla -zaten özlediğim- Amasra'da olacağım.