


Erzurum'da güneş erken tutuldu
Meclisteydik... Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan'la karşılaştık... Burnundan soluyordu. "Hayırdır Sayın Bakan" dedik.
Okuyan "sorma" diye başladı:
- İdamla yargılandım... Hapislerde yattım... Yıllarca çile çektim... Ama şu son iki aydır yaşadıklarım yok mu?.. Canıma okudu...
Hükümetin "öncelikli" konulardan biri sosyal güvenlik reformuydu.
Doğru, Okuyan'ı gerçekten yordu.
Zira, karşı çıkanı çoktu.
Ancak şu kesin...
"Tatilden önce" yasa çıkacak.
***
Hükümetin "önceliklerinden" biri de tahkim.
Onun da "karşı çıkanı çok."
Bu nedenle "muhalefet desteği" gerekiyor.
"Desteğin bedeli" ise bazı yasa değişiklikleri...
Yani "Hoca'nın yasağını kaldıracak sürecin" başlatılması.
Dün Meclis'te, bazı milletvekillerinden, "şu tür sözler" duyduk:
- Değişikliği yapıp, topu Yüksek Seçim Kurulu'na atalım... Kararı orası versin.
Veya:
- Biz yasayı çıkaralım, gerisini Baba düşünsün... İsterse, veto etsin.
Siyaset "bu kolaycılıktan" çıkmalı.
Topu "oraya, buraya" atmamalı.
Ne yapacaksa...
"Kapalı kapılar arasında" anlaşarak değil, "yüksek sesle konuşarak" yapmalı.
Ve yaptığını da savunabilmeli.
***
Yıllarca "yasaklı" kalmış bir Demirel, şimdi bir siyasetçinin yasağının kaldırılması ile ilgili yasal düzenlemeyi nasıl veto etsin?
Böyle bir veto işlemini Demirel ne "kendisine" açıklayabilir.
Ne kamuoyuna.
Ne de dünyaya.
Demokrat Demirel'in "siyasi parti kapatılmasını güçleştiren bir yasayı... Veya nasıl olsa sona erecek bir siyasi yasağın, zamanından biraz önce kalırılmasını" veto etmesi beklenmemeli.
***
Hükümetin bir başka "önceliği" af ama...
Sosyal güvenlik çıkacak, tahkim çıkacak, af ise hükümetin başını hayli ağrıtacak.
Dün gördük ki, hükümetin önündeki "en zor iş" af.
"Tatilden sonraya" sarkarsa...
Şaşmamak gerek.
***
Siyasi kulisleri dolaşırken Hikmet Oral ile karşılaştık.
"Demokrat Parti... Adalet Partisi" geleneğinden bir aileden.
1973'te Demirel, Erzurum'da "bu ailenin" evinde kalmıştı.
Sonra 1975'te...
Erzurum'da biri Demirel'e sövmüştü de...
Mimar Hikmet Bey, söveni dövmüştü.
Bu yüzden 63 gün hapiste yatmıştı.
Hikmet Bey için "varsa Erzurum, Yoksa Erzurum."
DOİSAD (Doğu Sanayici ve İşadamları Derneği) Başkanı.
- Hikmet Bey, sizin tesisler ne alemde?
- Çalışmıyor.
Hikmet Bey "entegre et tesisi" kurmuş, dörtyüz kişiye ekmek veriyordu. (1991)
Dedi ki "bürokratik engeller... Sorunlar... Koca tesis, boş duruyor."
- Hikmet Bey, hayvancılık nasıl?
- Süt, sudan ucuz... Başka ne söyleyim?
- Ya Erzurum'un durumu?
- İhmal sürüyor... Üniversite de olmasaydı... Erzurum şimdi köydü.
- Desene, Erzurum'da güneş erken tutuldu.
- Ha atana rahmet... Aynen öyle...