


Nerede ve nasıl?
Apo'nun kademeli çağrısı şöyle:
- Önce silahı bırak.
- Sonra götür silahı teslim et.
Öyleyse arkadan da şunu söylemesi gerekir, değil mi:
- Şimdi de git, kendin teslim ol.
*
Fakat hayır.
Sonuncusunu söylemediği için, ilk 2 talimat da havada kalıyor.
Götürüp kime teslim etsinler silahları?
Hangi karakola?
Hangi valiliğe?
Hangi garnizona?
Böyle bir adres var mı? Yok.
Zaten öyle bir adres olsa, dağdan inecek gençler, silahları teslim ederken, kendileri de teslim olacak... Olmasalar bile hepsi teslim alınacak... Yâni tutuklanacak.
Ama onlara gidin teslim olun denmiyor. Sadece deniyor ki:
Silahlarınızı teslim edin.
Kime?
Ve nasıl?
*
Zaten işin püf noktası burada.
Eşkiya, dağbaşından bağırsa, gelin silahımı teslim alın dese, bu bile mizah...
Devlet ne diyecek:
- Tamam oğlum, sen silahını bulunduğun yere bırak git... Biz silahları dağdan toplarız.
Ayrı bir mizah da bu.
*
Öyleyse Apo, başka bir şey demek istiyor.
Dilinin altındaki baklayı çıkarmasına lüzum yok. Her şey anlaşılıyor.
Ve belli ki devleti köşeye sıkıştırmayı plânlamış.
Önce... Ateş kes.
Sonra... Silahları teslim et.
Peki daha sonra?
Sonrası yok...
Devletten bir düzenleme yapmasını istiyor, besbelli. Bir organizasyon bekliyor
Ama devlet de ben pazarlık etmem diyor.
Ne desin?
Silahları getirip - falan yerde, falan biçimde - teslim etsinler, kendileri ise gitsinler, serbesttirler diyebilir mi? Bu mümkün mü?
*
Peki çare...
Apo'nun ilk çağrısında şu vardı... Diyordu ki örgüte:
- 1 Eylül'den itibaren silah kullanmayın ve sınırı terkedin.
Tamam öyleyse.
Madem şimdi silahtan da arınabileceklerini söylüyor, bunun kestirme yolu var... Çıkıp diyebilir ki:
- Sınırı terkederken, silahlarınızı dağda bırakın.
Bunu demediği müddetçe, ne söylerse tuzaktır.
Unutmayın.
Pişmanlık yasası bile, herşeyden önce bir iyi niyet göstergesi bekler karşı taraftan...
1 Eylül'den itibaren ateş etmeyeceğim demek yetmez.
Elindeki silahı bırak.
Dağda bırak, mağarada bırak, nerde bırakırsan bırak, önce bırak... İstersen ırmağa at.
Fakat hayır.
Hinoğlu hin silahları teslim edebiliriz diyor, sadece bu.
Nerede teslim?
Kime ve nasıl?
O belli değil...
Sanki çocuk kandırıyor.
Sen önce elindeki silahı bırak... Teslim etmene lüzum yok, yere at.
Ondan sonra ister dağdan şehire in, teslim ol... İster sınırı geç dilediğin yere def'ol...