


Süper cezalara süper rüşvet
İçişleri Bakanı Saaddettin Tantan, trafik canavarına savaş açarken "caydırıcı" bir yöntem olan cezaların, olağanüstü artırılması gündemde. Adalet Bakanlığı'nın hazırlığı son şeklini alır ve Meclis'ten geçerse, trafikte hata yapanın vay haline.
Ancak işin bir de başka yönü var. Bir taksi şoförü "Cezanın artmasının ne faydası var ki, otomatikmak rüşvetler de artacak" demez mi? "Nasıl yani?" Şoför "Çok basit" dedi "Mesala 1 milyon lira ceza mı kesilecek, 500 bini verince kurtulursun, şimdi cezayı çıkaracaklar 90 milyona, bu kez en az 15-20 milyon vermek gerekecek."
Taksi şoförü bir örnek, ama yıllardır bu laf hep konuşulur. Sanki trafikte rüşvet kanımıza işlemiş gibidir. Can sıkıcı bir durum tabii. Başka ülkelerde de halk kendi arasında böyle şeyler konuşuyor mu, çok merak ediyorum doğrusu.
Trafikten sorumlu Emniyet Genel Müdür Yardımcısı Şevket Ayaz'ı aradım. Yukarıda yazdığımı aynen anlattım ve "Buna pek çok kişi katılıyor" dedim. Ayaz haklı olarak "O kadar da değil. Ama rüşvete karşı müthiş bir mücadele veriyoruz. Bugüne kadar kimsenin gözünün yaşına bakmadık, bakmayız da" dedi.
Ayaz daha sonra cezaların caydırıcı özelliğine inandığını belirterek "Ama önemli olan trafik kurallarına uyulmasını sağlamak. Siz cezaları ne kadar yükseltirseniz yükseltin, eğer insanlar kurallara uymamayı adet haline getirmişse, kazaların önüne geçmek mümkün olmaz" diye konuştu.
Ayaz doğru söylüyor da, benim aklım "tarifesi yükselecek rüşvette" kaldı.
Böylesine de pes
Pazartesi günü Düsseldorf Havalimanı'nda SABAH aldım. Önce haberlere baktım, sonra sıra kendi yazımın olduğu sayfaya geldi. Aman Allahım, beynimden vurulmuşa döndüm. Tam bir rezalet; koskoca başlıkta Recep Tayyip Erdoğan'ı Ali Talip Özdemir diye yazmışım.
Bir haftayı aşkın süredir yurtdışındaydım. Bu süre içinde yazıları hiç aksatmadım. Gün boyu İstanbul'la konuştuğum, gazeteleri satın alıp okuyabildiğim ve fırsat buldukça televizyonlarımızı izleyebildiğim için Türkiye gündemini ıskalamamaya çalışarak, zaman zaman da gittiğim yerlerle ilgili yazdım.
Tabii bu yazıların yazılma saati ve cep telefonuyla İstanbul'a geçilmesi olmadık zamanlarda oluyordu.
İşte bunlardan birinde, gündüz telefonla konuştuğum bir siyasiden aldığım bilgiyi yazarken, her nasılsa başlığı yanlış yapmışım.
Olur mu böyle şeyler? Oluyor tabii, hepimiz insanız, bir anlık dalgınlık olmadık bir yanlışa neden olabiliyor. Ama anlamadığım, bu yazı İstanbul'a geçti, sayfaya kondu, provası alındı, ilk baskı döndü, Almanya'ya gitti, orada basıldı, ondan sonra İstanbul ve büyük kentler için yeniden basıldı ve yanlışı kimse farketmedi. Buna inanamıyorum işte.
Sizlerden, Ali Talip Özdemir ve Recep Tayyip Erdoğan'dan çok özür dilerim.
Trafik polislerinin en ayıp uygulaması
Trafikte kural ihlaline taviz verilmesini asla savunmuyorum. Ama insanların tuzağa düşürülmelerine de çok canım sıkılıyor.
Trafik polisleri bunu çok sık yapıyorlar. Hergün kazaların yaşandığı, kural ihlallerinden geçilmeyen yerlerde arayın ki bir polis bulasınız.
Ama trafiğin az olduğu, kimsenin pek gelip geçmediği yerlerde amiyane tabirle "sotaya yatan" bazı ekipler sırf "ceza kotasını" doldurmak için ceza yağdırıyorlar zaman zaman.
Oysa trafik için gerçekten "riskli bölgelerde" üstelik "sotaya da yatmadan" o kadar çok ceza kesilebilir ki.
Galiba bazı polisler fazla sıkıntıya girmeden üstlerine düşen ceza kesme işini halletmeyi daha cazip buluyorlar.
İğneyi biraz da devlete batıralım
Devlet niye ceza koyar? Kuralları işletmenin çok önemli bir yoludur da ondan.
Peki cezayı koyan devlet gereğini yapamıyorsa ya da tuttuğuna gücü yetiyorsa bu olur mu? Olmaz tabii. Ama bizde oluyor.
Trafik cezalarını artıralım. Kurallara uymayanlar bunun cezasını çeksinler, trafik kazalarını azaltalım.
Tamam da, trafik kazaları sadece sürücülerin kural ihlali yüzünden olmuyor ki. Yalan söylemiş olmayayım ama, okuduğum son bir istatistiği hatırlıyorum, kural ihlali yüzünden meydana gelen kazaların oranı yüzde 12.
Buna karşın altyapı eksikliğinden kaynaklanan kazalar ise yüzde 30'u geçiyor. Nedir bu altyapı eksikliği? Örneğin yollar kargacık burgacık, çizgiler ya hiç yok, ya eksik, özellikle şehir içlerinde trafik işaretleri yetersiz, yollar aydınlık değil, ışıklı işaretler ise yok denecek kadar az.
Siz devlet olarak üzerinize düşeni tam yapmayacaksınız ama, iş ceza kesmeye gelince şahinleşeceksiniz.
Trafik cezaları kat be kat artacaksa, devlet de eksiklerini tamamlamak zorunda. Siz bana bütün olanakları tanıyın, ondan sonra istediğiniz kadar ceza koyun.