İlgililer, bunun nedenlerini şu şekilde sıralıyorlar:
1- Hayat standardı esası kaldırıldı.
2- Götürü usul kaldırıldığı için 1999'da gelir elde edilemedi.
3- Hazine bonosu ve devlet tahvilinde stopaj oranları sıfırlandı.
4- Vergi tarifesindeki nispetlerde, yüzde 40 oranında indirim yapıldı.
Bunlar gerekçe gösterilerek de, çok istenildiği halde, gelir vergisi mükellefleri açısından, geçici vergide bir "indirimi yapılmadığı" belirtiliyor.
Konuyu, yorumlayabilmek için aşağıdaki tabloyu bilmek gerekiyor.
Gelir kaybı nerede?
Hayat standardı esasının kaldırılması, izleyen yıllarda da, vergi gelirlerini önemli ölçüde etkilemeyecektir. Çünkü topla gelir vergisinin sadece yüzde 12'si beyannameli mükelleflerden alınmaktadır. Yüzde 88'i de kaynakta kesinti (stopaj) yoluyla alınmaktadır. O halde, hayat standardı esasının kaldırılmasının gelir kaybı olarak olumsuz etkisi (o da 2000 yılında), yüzde 2-3 civarında ya olur ya olmaz.
2- Götürü gelir vergisinin kaldırılması, önemli bir gelir kaybı yaratmamıştır. Çünkü, götürü gelir vergisinin toplam vergi gelirleri içindeki payı yüzde 1 bile değildir.
3- Bono ve tahvilde stopaj oranının sıfırlanmasına gelince, Devlet tahvili ve hazine bonolarındaki stopajın sıfırlanmasından dolayı 1999'un ilk 6 ayında 550 milyon dolarlık bir vergi geliri kaybı var.
4- Vergi oranlarının düşürülmesi, gelir vergisi oranlarında, yüzde 40 nispetinde indirim yapılması hatalı olmuştur. Gelir azalışı ile artışını paralel götürmeye yönelik bir yöntem izlenmeliydi. Gelir vergisinin yarısı (kağıt üzerinde) ücretlilerden alınmaktadır.
Aslında, Devlet memuru gerçek anlamda vergi ödememektedir. Özel sektörlerde de, çalışan 10 kişiden 9'u, kendisi vergi ödemiyor. İşveren ödüyor. Net ücret pazarlığı ile işe başladığı için, brüt ücretini bile bilmiyor. O halde, ücretlilerin vergi oranlarındaki indirimin önemli bir kısmı işverenin işine yaramıştır. Oysa amaç bu değildi ve olmamalıydı da...
Resmi verilere göre, 1999 yılı Haziran ayında, 1998'in aynı dönemine kıyasla, gelir vergisinde vergi oranlarının düşürülmesinden dolayı dolar cinsinden gelir kaybı yok. Bu olayın bilinmeyen yönü...
Geçici vergiye gelince, Haziran sonu itibariyle toplam gelir vergisinin sadece yüzde ikisini oluşturuyor. Burada da oran ya da beyan yönünden esnek olunması halinde, ciddi bir gelir kaybı sözkonusu değil.
Bu arada hemen belirtelim, gelir vergisi yasası ile ilgili bazı düzenlemeler yapılmasaydı, önceki yıl 2.8 milyar dolar artan gelir vergisi tahsilatı bu yıl en az 1-1.5 milyar dolar artacaktı.
İşte size, vergi düzenlemeleri sonucu, gelir vergisinin bilinmeyen yönleriyle iç yüzü...