kapat

02.08.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
CAN ATAKLI(ataklic@sabah.com.tr )


Sorunumuz sadece "tanıtım" değil

Turizmciler haklı olarak feryat ediyor. "Tanıtımda çok geri kaldık" diye. Türkiye "dış tanıtım" konusunda yeterli başarıyı gösteremedi. Üstelik hâlâ da beceremiyor.

Ancak, şunu da söylemek gerek; bugün turizmde yaşadığımız krizin tek nedeni "tanıtım eksikliği" değil.

Asıl sorun Türkiye'nin genel imajı. PKK sorunu, Türkiye'nin Batı ülkelerinde iyi olmayan notunun daha da azalmasına neden oldu, bu kesin.

Ama şunu bilmeliyiz ki, PKK sorunu olayın bir bahanesidir. "Çağdaş bir ülke" olma yolundaki Türkiye, dünya standartlarına ulaşma yolunda yasal önlemleri almadığı, alsa bile uyguladığını kanıtlamadığı sürece "kriz" sürecektir.

Çünkü turistin kaynağı Batı ülkeleri. Batılı insanlar "lafa" bakmaz, uygulamayı görmek ister.

Ayrıca tanıtım deyince aklımıza sadece bol güneş, doğa harikası mekanlar, şiş, balık ve deniz manzaraları gelmemeli. Sağlam bir hukuk sistemimizin olduğunun, demokrasiye inandığımızın, insan haklarına saygı gösterdiğimizin bilinmesi de, tanıtımın çok önemli parçasıdır.

Başımızın derdi tabancalar
Bazı konuları yazıyoruz yazıyoruz sonra da unutuyoruz. Oysa "hayati" bazı konular var, bunları asla ihmal etmemek ve çözüme ulaştırmak için sonuna kadar çaba harcamamız gerek.

Bunlardan biri de "bireysel silahlanma" bana göre. Zaman zaman galibiyetle biten maçlardan sonra havaya ateş açanlarla gündeme gelen silah merakının yarattığı acı sonuçlar, birkaç gün yazıldıktan sonra unutuluyor.

Ünlü yıldız Seda Sayan'ın kardeşlerinden birinin diğerini vurması üzerine "silah" konusu yine dikkatimi çekti.

Olayı izleyen muhabir arkadaşlara "silah ruhsatlı mıymış?" diye sordum. "Hayır değilmiş" cevabını aldım.

Ruhsatlı ya da ruhsatsız, farketmiyor, önemli olan pekçok kişinin üzerinde silah taşıması, bundan da vahimi sıkışınca ya da öfkelenince çıkarıp tetiğe basması.

Seda Sayan'ın "tabancalı" kardeşi şarkıcılık yapıyormuş. Peki, şarkıcılık yapan birinin üzerinde silah ne arar acaba?

Düşmanı mı var, para mı taşıyor, mutemetlik mi yapıyor, sivil polis mi, asker mi?

Hiç biri değil. Ama silahı var. Üstelik ruhsatı da yok. Ama tabanca taşıma ihtiyacı duyuyor. Son seferinde tetiği çekti. Belki bundan önce de silahını çekmiştir de, ateşlememiştir.

Burada sorun, Seda Sayan'ın erkek kardeşi değil. O bir örnek. Sorun; belli belirsiz pekçok kişinin belinde tabanca ile dolaşması. İster ruhsatlı olsun, ister ruhsatsız.

Bugün belli kişiler dışında kimsenin belinde tabanca ile dolaşmaya ihtiyacı yok. Burası vahşi batının Teksas'ı değil ki.

Bir dönemin zihniyeti sonucu olur olmaz binlerce kişiye "silah ruhsatı" verildi. Yolunu bulan beline bir tabanca taktı. Ruhsat alamayan da kaçak yollardan silah edindi. Böyle giderse bir gün herkes silahlı olacak.

Emniyet Genel Müdürlüğü'nün "silah ruhsatı" konusunu tekrar ele alması gerek. Silah ruhsatı verilecek kişilerin tanımının yeniden yapılması, eski ruhsatların gözden geçirilerek azaltılmasını talep etmek "can güvenliği endişesi taşıyan" milyonlarca insanın hakkıdır.

Silaha gömülmüşüz
Geçtiğimiz yılın rakamlarına göre Türkiye'de 1990'dan bu yana 110 bin 414 ithal tabanca satıldı. Buna karşın satılan yerli tabanca sayısı ise 87 bin 292.

Toplam 304 bin kişide "silah taşıma ruhsatı" var. 250 bin kişi "silah bulundurma ruhsatı" sahibi. Yivsiz av tüfeklerinin sayısı bir milyonu geçiyor. 11 bin de yivli av tüfeği var.

Konunun uzmanları "Silaha çok meraklı olan ülkemizde 5 milyonun üzerinde de ruhsatsız tabanca olduğu varsayılıyor" diyor.

Şimdi bir görüş var, çok da haksız değil: Ruhsatlı silahlarla işlenen suçlar, ruhsatsızlara oranla çok düşük. Bu saptama doğrudur. Silah ruhsatı alanların büyük çoğunluğu, silahlarını olur olmaz yerde ortaya çıkarmıyor. Zaten "asıl suçlar" ruhsatsız silahla işleniyor.

Ancak burada önemli nokta, silaha olan ilgi ve merakın giderek artması. Ruhsatsız silah taşımanın, ruhsatsız silahla adam yaralamanın cezası fazla değil. Hele "yolunu bulanlar" için silah taşımak ve kullanmak çocuk oyuncağı gibi.

Bu gidişin durdurulması, özellikle "ruhsatsız silah taşımaya ve kullanmaya verilen cezaların" çok caydırıcı olacak biçimde yükseltilmesi gerek.

Ayrıca ruhsatlı da olsa bu kadar çok silahın bellerde gezmesi Türkiye'nin "hiç de güvenli bir ülke olmadığı" sonucunu çıkartıyor. Bu da bizim adımıza ayıptır.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Bu sayfa MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. ile
Yöre Elektronik Yayımcılık A.Ş. işbirliğiyle hazırlanmıştır.