Buna rağmen şaşırtıcı olan yedi sülalerinden habersiz Türkler'in kan bağına verdikleri önem. Bu konuda dünyada bir benzerimiz de Japonlar. Üstelik onlar sözgelimi evlat edinme yöntemini bir türlü benimsemiyorlar, dünyanın en zengin insanları olmalarına rağmen...
Bu tavır son zamanlarda biraz değişmiş, ama yine de Japon çocuk yurtları bizdeki gibi ağzına kadar dolu. Beş bin doları bastırıp lüks valiz sahibi olmak, çocuk alıp yetiştirmekten daha kolay geliyor Japonlar'a. Türkler'de de durum çok farklı değil.
Yedi sülalenizi de bilseniz, kan bağı yine de önemsiz; çünkü sosyal çevrenin etkisi daha baskın. Bunun böyle olduğunu kabul etmekle birlikte Türkiye'de keşke herkesin üç nesilden gerisinin kim olduğunu araştırma imkanı olabilseydi derim. Çünkü dünyanın en ilginç soyağaçlarının çiçeklendiği bir coğrafyada yaşıyoruz.
Kafkasya'dan geçen yüzyılın ikinci yarısında göçenlerin kaçta kaçında Polonya kanı olduğundan haberimiz yok mesela.
Bu konuyu düşünmeme yolaçan kitabı Sabah Kitapları'nın Yayın Yönetmeni Serpil Demirtaş gönderdi. Kitabın adı Kafkasya Halkları, yazarı Çeçen kökenli A. Grigoriantz. Kitabın birinci bölümünde Kafkas halklarının tarihinin yanı sıra Deli (ya da Büyük) Petro'nun Derbent seferine çıktığı 1720'den Şeyh Şamil'in 1858'de teslim alınmasına kadar süren Rus işgali teması işlenmiş. İkinci bölümünde ise kurda ve geyiğe tapan Osetler'den tutun da kan davasının sadece bir hak değil, bir zorunluluk olduğunu düşünen Çeçenler'in arasına götürüyor kitap bizi; kadın, çocuk, yaşlı herkesin silah taşıdığı Svanlar'ın arasından geçirerek ve tabii ki dünyanın en güzel ırkı olduğu söylenen Çerkezler'i unutmadan.
Irk... ırk... O halde hemen Kafkasya'daki Polonyalılar bahsine gelelim. 19. yüzyılda Polonya parçalanmış ve Avrupa haritasından silinmişti. Ruslar 20 bin kadar Polonyalı askeri savaşmak için Kafkasya'ya getirdiler. Kafkasya'nın Ruslar tarafından işgali sırasında direnişçilerin safına geçen asker kaçakları arasında Ruslar tarafından zorla askere alınmış binlerce Polonyalı vardı. Polonyalı askerlerin hepsi de Kafkasyalı kızlarla evlendiler.
O halde siyah beyaz sararmış fotoğraftaki Kafkas kıyafetli dedeniz Polonya asıllı çıkabilir! 1850'lerde Çerkezler'in Tevfik Bey adını verdikleri komutan Polonyalı Lapinski'den başkası değil, Çerkez komutan Mehmet Bey ise aslen Macar olan Bangya.
Pek çok Polonya şarkısı o yıllarda Çerkezce'ye çevrilmişti, kim bilir belki bugün Anadolu türküsü olmuşlardır. Türk üst kimliğinin repertuarı işte bu kadar zengin...