Parlamento gece yarılarına kadar çalışıp birikmiş sorunlara çözümler üretirken ben ülkemin cennet koylarının sunduğu huzuru yaşayamadım.
Terör bahanesine dayalı turist boykotunun yarattığı sessizlik, bana sükunet değil hüzün verdi. Buna sonra özel olarak eğileceğim..
Cumhurbaşkanı, Meclis ve hükümetin performansından memnun. Bu durum, dış siyasi ve ekonomik ilişkileri de olumlu etkiliyor.
IMF Başkanı Camdessus'un Cumhurbaşkanı Demirel'e sözleri önemlidir:
"Çok iyi yoldasınız. Böyle devam ederse para ile desteklenen bir programı uygalamaya koyabileceğimize inanıyorum. Ankara'ya bir para paketi ile geleceğiz.."
Tahkim ve özelleştirme ile ilgili Anayasa değişikliği yarın, sosyal güvenlik reformu Çarşamba günü Meclis'te ele alınacak. Daha sonra iş dünyasının beklediği vergi iyileştirmeleri..
Peki af?.
Bunu aceleye getirmemek gerekiyor.
Türkiye zaten ceza adaletinin işlemediği bir ülkedir. 5 yıl yiyen 2 yıl, 10 yıl yiyen 4 yıl hapis yatar, çıkar. Hapis cezalarında 12 yıllık bir indirim, neredeyse bütün katillerin, hırsızların, uğursuzların affedilmesi sonucu doğuracaktır.
Türkiye "Yargısız infaz"ların ülkesi olarak nam yaptı. Çünkü yargılı infaz yapılamayan yerlerde yargısız infaz kurumlaşır. Devletin adaleti ceza vermediği zaman adalet özelleşir.
Demokratik toplumlarda partiler halka adalet vaad ederek oy istiyorlar. Bizde niçin ters?
Parlamentolar yasa yaparak toplumun yarınını inşa eder. Aflar, bu yapının temelini dinamitliyor.
Af tasarısı, devlete karşı işlenmiş suçları değil, vatandaşa zarar veren suçları kapsıyor. Sanki hükümet cezaevlerini, siyasi suçlulara yer açmak için boşaltmaya çalışıyor.
Milletvekilleri düşünmelidir:
"Buna hakkımız var mı?"
Doğru cevabı vermenin yolu, bu tasarıyı tatil sonrasına bırakmaktır. Tatile çıksınlar, seçmenleriyle konuşsunlar ve kararlarını öyle versinler.
Affın lafı çıktıktan sonra çözümü uzatmak zararlı.. Doğru ama acelenin zararı daha yıkıcı olacaktır.
Bu parlamento iyi yolda.
Adalet duygusunun zarar göreceği bir icraat, her şeyi berbat etmemeli.
Hassas konu..
Demirel haklı. "Türkiye uzun zamandır bu kadar hassas bir konuyla karşılaşmadı.."
Sözünü ettiği sorun, Apo hakkındaki idam kararının infazıdır.
"Vakti saat gelince ne yapılması gerekecek, bu muallaktadır" diyor.
Konu gerçekten hassas: Geçmişin hesabı, kısasa kısas yöntemi ile bir anda mı görülecek, yoksa bu olay, toplumun adalet duygusunu da tatmin edecek bir ceza yöntemi ile Türkiye'nin özlemini duyduğu bir geleceğin inşasına katkıda bulunacak biçimde mi çözülecek?
Tartışmak lazım. Ama konu "hassas" olduğu için tartışamıyoruz. Çünkü güçlü siyasi liderlik eksik..
Cumhurbaşkanı'nın sözlerinden, meclisin vereceği beklenen infaz kararını, bir kez daha görüşülmek üzere geri gördermeyi düşündüğü çıkıyor.
Yani yılın sonuna doğru, yoğun bir infaz tartışması yaşayacağız. O hengameden de fikir değil sadece gürültü çıkacak.
Keşke şimdiden konuşmaya başlasak..