


Teknoloji ile hukuk arasındaki uyumsuzluk
Batı ve Uzakdoğu ülkeleri her gün yeni bir teknolojik buluşa imza atıyor.
Biz de bunları alıp kullanıyoruz.
Ve başımızı derde sokuyoruz.
İnsan yaşamını kolaylaştırmak için devreye girmiş olan yeni olanaklar, bizde yepyeni sorunlara yol açıyor.
Birkaç örnek verelim isterseniz!
Özel televizyon teknolojisinin, uydu ve kablo yayınlarının gelişmesi, toplumumuzda kültür ve ahlak erozyonuna yol açtı!
Analog ve dijital telefon teknolojisi, telekulak skandallarını yarattı.
Cep telefonları, yepyeni bir yaşam biçimi yaratıyor.
Özel yaşamın gizliliği kuralı ayaklar altına alındı.
Heryerde üzerinize bir kamera dikiliyor.
Bir kaza geçirip ölseniz bile, paramparça gövdenizin teşhir edilmesini engelleyemiyorsunuz.
Konuşmalarınız, özel ve resmi kişiler, bazen de çeteler tarafından banda alınıyor.
İnternet teknolojisi ise bomba yapımından tutun da cinsel sapıklık istismarına kadar her alanda çocukların kullanımına açılmış durumda.
***
Neden böyle oluyor dersiniz?
Çünkü bu teknolojik gelişmeleri biz yaratmıyoruz.
Bilim ve toplum düzeyimiz bunları yaratmaya değil ancak para bastırıp almaya yetiyor.
Dolayısıyla hazır olmadan konuyoruz bu teknolojiye.
Doğar doğmaz yürüyen bir bebek gibi her türlü tehlikeye açığız.
Yürümeyi öğrenene kadar edineceğimiz tecrübelerin bizi korumasına zaman vermiyor, imkan tanımıyoruz.
***
Bu teknolojik seviyeye ulaşan toplumlar, süreç içinde ahlaki, kültürel yapılarını ve hukuk sistemlerini de sağlamlaştırıyorlar.
Uydu televizyon yayını teknolojisine imza atan toplumun parlamentosu da, bu yeni olanağın kişi haklarını zedelememesi, toplumu kirletip çürütmemesi için gerekli yasaları çıkarıyor.
Toplumbilimcileri bu konuda tezler geliştiriyor.
Üniversiteleri bu anlayışı işliyor.
Basını, ortak sorumluluk bilinciyle davranıyor.
Kısacası bileşik kaplar gibi, teknoloji, hukuk, bilim, toplumsal örgütlenme birbirine paralel ilerliyor.
***
Oysa biz, bu alanlarda hiç bir hazırlık yapmadan, parayı bastırıp teknolojiyi pat diye satın alıyoruz.
Sonra bu teknolojiyi kim eline geçirirse, tehlikeli bir silah gibi rakibine karşı kullanmaya başlıyor.
Ne yasal bir engel var, ne de ahlaki bir yargılama.
Sonra toplumsal bozukluklar ortaya çıktıkça, bunların peşinden yasa yetiştirmeye çalışıyoruz.
Ama bu arada nice hayat sönüp gidiyor, kaç kişi rezil ediliyor!
Ve toplum olarak bu işin bedelini biz ödüyoruz.
***
Teknoloji ile hukuk, bilim ve ahlak arasında denge kurana kadar da böyle bir cangılda yaşamaya devam edeceğiz.