kapat

31.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Amansız hastalık öyle mi!..

"Bu adeta bir film öyküsüdür.. Ama burası Hollywood değil.. Burası gerçek!.."

Dünyanın en ağır yarışı Fransa Turu'nu kazanan Lance Armstrong, etrafını saranlara böyle derken, Hollywood'un bu gerçek hikayeyi çok yakında filme çekeceğini de herhalde düşünüyordu..

Lance Armstrong "Böylesi ancak filmlerde olur" denecek bir zafer kazanmıştı..

Hayır.. Zafer 22 günde 3.686 kilometre pedal basmak, ayni günde 45 derece deniz kenarından, karlı, yağmurlu, 2500 metrelik zirvelere tırmanmak gibi düşünmesi bile korkunç etaplardan oluşan dünyanın en zorlu yarışını kazanmak değildi..

Bu yarışı defalarca kazananlar vardı.. Beş defa üstüste kazananlar vardı..

Bunlardan biriydi Bernard Hinoult..

"Fransa Turu savaşçılar gerektirir. Lance gerçek bir savaşçı" diyordu.

Raymond Poulidor, 30 yıl önce adı turla özdeşleşenlerdendi.

"Tur boyu yollarda dizilen insanlar Armstrong'a hayrandılar.. Doğru sebeple hayrandılar. Seyirci hayatını böyle yaşayan adama hayrandır.. Cesaretle.. Yürekle savaşan adama.."

Lance Armstrong, gerçekten büyük savaşçıydı.. Ama turda değil.. Yaşamda..

Amansız denen kansere karşı verdiği muhteşem savaşta..

1991'de 21 yaşında Norveç kralının elinden "Dünya Şampiyonluğu" kupasını alırken geleceğe umutla bakan bir genç sporcuydu..

1996 ekiminde hayatını karartacak bir şey geldi başına..

Testis kanseriydi.. Daha fenası, teşhis edildiğinde kanser yayılmıştı.

Ciğere ve beyne..

3 ay kemoterapi yaptılar. İki de ameliyat geçirdi. Sağ testisini aldılar, beynindeki tümörü çıkardılar..

"Hayata kıl payı bağlı kaldığım günler, yaşamın ne olduğunu anladım" dedi Armstrong..

Yaşam, savaştı.. Yaşam umudunu yitirmemek, yenilgiyi kabullenmemekti.. Yaşam, yaşanan her saniyeyi değerlendirmekti.

Ve 1998'de, kapkara günlerden sadece 1.5 yıl sonra, gene pedal basmaya karar verdi.. İçlerinden güldüler ona, dıştan acırken..

Turun Fransız takımının Lance Armstrong ile sözleşmesi vardı. Dört ay önce feshettiler.. Armstrong hemen her takıma başvurdu. Kapılar yüzüne kapandı.. Sonra, son iki turda bir tek etap bile kazanamamış, en zayıf ekip U.S.Postal Servis "Biz varız" dedi.

Lance onlara, 3 etap zaferi getirdi. 21 etabın 15'inde sarı mayo getirdi ve sonunda "Tur"u getirdi..

Tura başlarken "Tüm kanser hastaları ile yarışacağım. Ve de başaramayanların aileleri için.. Bu acı bir şey.. Ama çok duygusal ve çok motive edici.." dedi.

Kanserle mücadelede umudun ne kadar önemli olduğunu en iyi bilenlerdi.

Bu dünyanın en zorlu yarışmasını kazanırsa, dünyanın dört bir yanındaki kanser hastalarına, nasıl umut dağıtacağını da gayet iyi biliyordu..

Umutsuzluğa şartlandırılmış insanların önüne "Ben de yapabilirim" diyebilecekleri bir örnek koymak, başarının yarısıydı.

Pedala sadece kendisi, takımı, ülkesi için değil, asıl bu milyonlarca hasta için bastı..

Şanzelizede başına taç konurken "Bu zaferi tüm dünyadaki kanserlilere ithaf ediyorum" dedi..

"Bakın bugün eskisinden de iyiyim.."

İyiydi ya.. İyi günlerde dört tura katılmış, sadece birini bitirebilmişken şimdi, zaferlerin en büyüğünü kazanmıştı.

Lance Armstrong dünyaya ispat etti ki, "Amansız hastalık" diye bir şey yoktur..

Onu amansız yapan, daha ilk gün bu adı koyarak teslim olan insanlardır.

Umudunu yitirmeyen ve sonuna kadar savaşanlar için, aşılmayacak engel yoktur.

Antrenörü Hennie Kuiper "O her şeyi kazanabilir. Her şeyi de kazanacaktır" dedi.. "Moralman o kadar güçlü ki.. O öyle bir savaşçı ki.."

İki yıl evvel yarı ölü gözü ile bakılan adam, şimdi hayatının bir başka zaferine hazırlanıyor.

Karısı Kristin ekimde bir bebek dünyaya getirecek.. Ameliyattan önce alınıp dondurulan spermleri ile baba olacak.

Ya gelecek planları..

"İnsan turu kazanınca, yapabileceği tek şey kalır geriye.. Gene gelmek ve gene kazanmak.. Gelecek yıl gene burda olacağım!.."

Tatil Keyfi
Aman ligimiz, ne olacak halimiz?

Liglerin başlamasına bir hafta kaldı. Şimdiden ligin sonunu kimin karlı kapatacağını söylemek tabii ki güç ama pek çok takımın kanlı kapatacağı kesin. TSYD maçlarından sonra "Yeme de yanına yat" lafı değişerek "Te Se Ye De hastaneye yat" haline geldi.

Sezon ortası gelmeden NATO barış gücü ligimize müdahale ederse sakın şaşırmayın.

Neyse ki yetkililer bu duruma dur diyecek tedbirleri almakta gecikmediler ve işe ligin adını değiştirerek başladılar. TELSİM ismiyle lig olmaz dediler. Haklılar. Küfüre, şiddete, kavgaya, döğüşe şimdiden TELSİM olmuş bir ligin adı olsa olsa Tatemi ligi olur.

Görülen lig kılavuz istemiyor. Onun için aşağıdakilerden okuyun da bu sezon olacaklara şimdiden hazırlıklı olun;

* Bu sene takımlar sahaya 22 kişi çıkacak. 11'i futbolcu, 11'i koruma..

* Saha komiserliği yetersiz bulunarak saha Emniyet Müdürlüğü ihdas edilecek.

* Buna göre sahaya çıkan futbolcunun tekmelik değil, çelik yelek giyip giymediğine de bakılacak.

* Maç sırasında faul yapıp rakibini yere indiren futbolcu hasmını sakatlamadan önce şeref tribününde oturan kulüp başkanına bakacak. Başkanın sağ el baş parmağını aşağıya çevirmesiyle futbolcu yerde yatan rakibine tekmeyi basacak.

* Tribündeki küfürlü tezahüratları önlemek için stat hoparlörlerinden "Küfür edenin gelmişini geçmişini..." şeklinde başlayan uyarılar yapılacak. Küfür devam ederse helikopterlerle tribünlerin üzerine acı kırmızı biber suyu dökülecek.

* Takımların içinde de huzursuzluk artacak. Örneğin tüm takım kafasını kazıtırken, saç ektiren Suat yüzünden Florya'da arbede çıkacak.

* Takımlar transfer çalışmalarını hızlandıracak. Fenerbahçe, Sicilyalı iki mafya babasını renklerine bağlarken Galatasaray da Kolombiyalı bir kokain baronları ile iki yıllık mukavele imzalayacak.

* Takımlar bundan böyle antrenmalara geç kalan futbolcularına para cezası vermek yerine bacaklarına kurşun sıktıracak. Bekleneni veremeyen futbolcuların başına takımın kadrolu mafyası musallat edilecek. Aileleri rehin alınacak.

* Maç sırasında saha çamurlaşırsa hakemler kontrol için maçı durduracak. Sağlam futbolculardan biri yere yatırılacak ve kan gövdeyi götürüyor mu götürmüyor mu bakılacak. Götürmüyorsa maça devam edilecek.

* Hakemlerin kartlarına da yenileri eklenecek. Sarı ve kırmızıya ek olarak bacak, kol kıran futbolculara yeşil, rakibini öldüren futbolcuya da mor kart gösterilecek. Aynı maçta iki mor kart gören futbolcuya MORT kart gösterilecek ve rakip kalenin direğine asılarak infaz edilecek.

* Sezon sonunda ölen ölecek kalan sağlarla seneye lig devam edecek.

Hakan & Utku

İğrenç!..
Fikret Ünlü'nün Türk sporunun bunca öneli sorunu (En başta futbol yasasının yenilenmesi) dururken ve sponsorluk yasa tasarısı Meclis'te iken Telsim Ligi adına takmasını aklım almıyor.

Bu anlamsız savaşta sonuna kadar federasyonun yanındayım..

Ama..

Perşembe gecesi Star Spor Haberleri'nde konuşan Federasyon Başkanı Haluk Ulusoy, Cumhuriyet'in Devlet Bakanı için "İğrenç" sıfatını kullandı.

İşte buna ne, tüm karar ve eylemleri o bakanının yasal olarak denetim ve gözetiminde olan federasyon başkanının, ne de bir başkasının hakkı var.

Ulusoy hakkında hem kamu, hem özel "Hakaret" davaları açılmalı, başkan yasanın bakana verdiği yetki ile görevden alınmalı, yeni futbol yasa tasarısı Meclis'e sevk edilmeli, yeni federasyon seçimi, bu yasanın çıkacağı tarihe ertelenmeli. O tarihe kadar başkanlık vekaletle yönetilmelidir.

Ünlü bunu yaparsa, demiyorum.. Yapmalıdır.

Tepki büyük!..
"Niye yazmıyorsun?" diye fakslar yığılı önüme.. Bülent Bey'in aslında eşi Rahşan Hanım'ı kurtarmak için ısrar ettiği af yasa tasarısına müthiş bir tepki var.

75 yıllık Cumhuriyet 49 af yasası çıkarmış bugüne dek. Her 1.5 yılda bir ortalama.. İşin cılkı nasıl çıkmış ortada..

Cuma gecesi TV haberlerini dolaştım.. Hemen hepsi bu tepkileri hem de çok vurucu örnekler ve canlı yayınlarla dile getiriyorlardı.

"Eğer bunları affedecekse devlet, beni, beslemeye hazır olsun" dedi, "Bana bir bakire getirin" diyerek kızını öldürenler ve kendisini ölümün eşiğine getirenler için..

"CMUK zaten devamlı bir af yasası" dedi, hukukçular..

Sadece atv, belirgin bir şekilde affın yanında yer aldı.

"Suçu yaratan kaynakları kurutmadan.." dedi, klişeci soldan..

"Kader kurbanları.." dedi, klişeci sağdan..

Ali Kırca, Siyaset Meydanı'nı kapatmamalı, bu af yasa tasarısını gündeme getirmeliydi.. Harika bir program olurdu!..

BİZİM DUVAR
Yeni slogan: "Mezarda değil, beşikte emeklilik!.."

İnsan emeklerken emekli olmalı..

Hakan & Utku

SEVDİĞİM LAFLAR
Politik yaşamın en önemli kuralı, halkın ve medyanın karşısında soğukkanlılığını asla kaybetmemektir.

Dame Christabel Pankhurst

TEBESSÜM
- Mehterciler çalarken niye yürürler?.

- Gürültüden kaçmak için.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır