|
|
NECATİ DOĞRU(ndogru@sabah.com.tr
)
|
  
Okuyan Mercedes'ten inseydi Çalışan tabut yakmayacaktı
Antalya Hastanesi Patoloji Merkezi'inden Doktor Mustafa Tunç, görüşlerini yazmış.
Şöyle diyor: "İş güvencesi yasasını dayatmaya evet. 60 yaşından önce emeklilik olmaz. 60 yaşından önce emeklilik istemek kendi çocuklarımıza, torunlarımıza haksızlıktır. Onların hakkını yemektir. Maalesef emekçi kesim kendi menfaatinin nerede olduğunu bilemiyor. Çoğunluk her zaman haklı olmuyor....Ve neyse ki medyanın çoğu sizin gibi düşünmüyor..."
Ben ne düşünüyorum?
60 yaşından önce emeklik istemek dünyadaki gidişe aykırıdır. Bizde de çalışanlar 60 yaşında emekli olmalıdırlar. Ben şahsen emekliliğimi 4 yıl önce haketmiş olmama rağmen, emekli olmadım ve patronum beni kovuncaya kadar emekli olmayı da düşünmüyorum.
***
Fakat bir çalışan olarak ben; ortaya reform diye konulan bu tasarıda bir samimiyet, kararlılık, bilimsellik, bütünlük, geleceğe güven, yol göstericilik görmüyorum. Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, kendisi 43 yaşında emekli olmuş biridir. Ve evinden makamına Mercedes makam otosuyla ve korumalarıyla gidip gelmektedir. Sosyal Güvenlik Bakanı Yaşar Okuyan, önce kendisi Mercedes makam otosundan inip, evinden bakanlığa ya da Meclis'e belediye otobüsüyle gidip gelmeyi başlatmış olsaydı, bir zihniyet reformu yapmış olacaktı. Samimi bir önder olduğunu gösterecekti. Türkiye'de bugüne kadar rastlanmamış bu tip zihniyet reformunun yaratacağı olumlu hava içinde çalışanlar da; "Madem ki, bakanımız ülke ekonomisinin durumu çok kötü, hepimiz fedekarlık yapmalıyız diyerek Mercedes makam otosundan indi, bu özveriyi gösterdi. Biz de 60 yaşında emekli olmaya varız, Ankara meydanlarında toplanmaya ve boş tabut yakmaya yokuz..." diyeceklerdi.
***
Ben ne düşünüyorum?
Sosyal Güvenlik Bakanı, sisteme bir matematik bütünlük içinde bakabilseydi çalışanlar Ankara'nın lüks lokantalarında hanım arkadaşıyla yemek yeme düşkünü Bayram Meral'in arkasından gitmez Yaşar Okuyan'a inanırlardı. İşçiler, primlerini ödemeyen işverenlerin bundan böyle pişman edileceklerini, kayıt dışı çalışan 4.5 milyon işçinin de sisteme dahil edileceğini görselerdi 60 yaşında emekli olmaya hiç itiraz etmeyeceklerdi. Çünkü o zaman sistemin arkasının geleceğini göreceklerdi.
Ben ne düşünüyorum.
Ankara'da devletin kamu alımlarına ayırdığı paranın; yüzde 25'i rüşvete, yüzde 25'i gereksiz alıma, yüzde 25'i yanlış şartnameye, yüzde 25'i de ancak gerçek ihtiyaca gidiyor. Yani her 100 liralık devlet harcamasının 75 lirası gece zengini, para şımarığı, politikacı yandaşlarının zengin edilmesine akıyor. Tam 20 yıldır bu iğrenç sömürü kesintisiz sürüyor. Ankara bu yapıyı değiştirecek birbiriyle tutarlı bir reformlar paketini ortaya koymadan sadece emeklilik yaşını 60 çıkartmayı dayatınca çalışanlar toplanıp tabut yakıyorlar.
Çalışanları haklı buluyorum.
Hem de sonuna kadar...
***
Ben ne düşünüyorum?
Devletin her 100 liralık harcamasının 75 lirası avantaya gittiği için ve ayrıca oy alabilmek için çifçinin ürününe dünya fiyatlarının üstünde taban fiyatı verildiği ve sonra da fazla tütünü yakıp, fazla çayı denize döküp, fazla fındığı da stoklarda acılatıp acılatıp yağlığa sürürek faturayı devlet bankalarına yüklüyorlar. Devlet bankalarının görev zararı şişiyor. Fakat bütçeyi bu yolla delmiş oluyorlar. Devlet bütçeleri birer yalancılık, sahtekarlık belgesi haline dönüşüyor ve son 40 yıldan beri hiç bir bütçe yıl sonunu denk olarak kapatamıyor.
***
Ayrıca yine oy almak için ülkeyi genç emekliler yurdu haline getirip, sosyal güvenlik sistemini sürekli finansal kriz üreten hale sokarak Çankaya'ya Baba Cumhurbaşkanı oluyorlar. Sonra harcama canavarı haline gelip pahalı cumhurbaşkanı köşkleri yaptırıyorlar. Devlet bankalarının içerden hortumlanmasına göz yumup, özel sektör bankalarını da içinden oydurup sahiplerini zengin fakat bankayı batak haline getirdikten sonra devletin kucağına atıvermek de devletin görev zararını büyütüyor.
Kötü sanayicinin...
Kötü bankacının....
Kötü özel sektörün...
Zararını kapatmak..
Devlet görevi oluyor...
Son alınan ekonomik kararların aslında kötü sanayiciyi, kötü bankacıyı, kötü özel sektörü kurtarmak olduğunu da herkes bildiği için çalışanlar; Ankara meydanında toplanıp boş tabut yakıyorlar. Şimdi ben Antalya Hastanesi Pataloji Merkezi'nden sayın okurum Doktor Mustafa Tunç'a soruyorum: Bu koşullarda ben emekçileri haklı bulmakla yanlış mı düşünmüş oluyorum?
|
 |
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|