Spor yazarı değilim, ama ara sıra spordan da yazıyorum. Fenerbahçeli olduğumu da açık açık söylüyorum ki, okuyanlar "bu adam taraflı" demesinler. Çünkü Fenerbahçe konusunda tarafım. Tabii bu bütün gerçeklere gözümü kapamam anlamına gelmiyor. Eğer eleştirilecekse Fenerbahçe de bundan nasibini, üstelik fazlasıyla alıyor.
Kendi kendime Fenerbahçeli'ydim de, şimdi biraz daha farklı. Çünkü Fenerbahçe Kulübüne büyük hizmet veren 1907 Derneği'nin son Genel Kurulu'nda Yönetim Kurulu'na girdim. Yönetime talip olan Murat Özaydınlı "Böyle dışardan Fenerbahçeli'yim demek olmaz, gel birlikte çalışacağız" deyince koştum ben de. Sağolsun dernek üyeleri de güven göstererek yönetime girmem için oy verdiler.
Genel Kurul aslında Mayıs ayında yapıldı, yani iki ayı aşkın süredir çalışıyoruz, dediğim gibi yazmak için yeni Fenerbahçe'yi görmeyi bekledim.
Peki ne yapar Fenerbahçe 1907 Derneği. Hatırlarsınız, 1907 Derneği Türkiye'nin en tanınmış Fenerbahçeli isimlerinin biraraya gelerek kurduğu bir dernek. Aynı zamanda kendi alanlarında da başarılı olan bu isimlerin tek amacı var; Fenerbahçe'ye yararlı hizmetler yapmak.
Dernek para kazanan ya da kazandıran bir konumda değil. Ancak üyelerinin eğitim ve kültür düzeyi ile sosyal konumları sayesinde Fenerbahçe için fikir ve projeler üretiliyor, bunların uygulamaya geçirilebilmesi için çalışma ve araştırmalar yapılıyor.
Kamuoyundaki etkin Fenerbahçeli isimler biraraya getirilerek "beyin fırtınaları" estiriliyor.
Yeni yönetim kurulu olarak bizler de önümüzdeki dönemlerde neler yapabileceğimizi konuşuyor ve tartışıyoruz sürekli. Sanıyorum çok kısa bir süre sonra Fenerbahçe'ye gönül verenlerin beğeneceği projeleri ve etkinlikleri açıklamaya başlayacağız.
Ayrıca yeniden ve sadece Fenerbahçe 1907 Derneği üyelerine hizmet verecek Dernek Binası'nı hizmete sokacağız. Çok güzel dekore edilen ve hizmet bölümlerinin de yer aldığı yeni lokal tüm Fenerbahçeliler için de sürpriz olacak.
İşte Yeni Yönetim Kurulu
Önceki hafta Londra'dayken, belediyenin bir uygulamasını öğrendim. Belki biz de de uygulanabilir.
Belediyeler araçları olan ev sahiplerinden her ay evlerinin önünde park etme parası tahsil ediyor. Bunun karşılığında da her araca bir etiket veriliyor. Bu etiketleri taşıyan araçlar kendi bölgelerine giren sokaklarda istedikleri gibi parkediyor.
Ancak görevliler sokakları sürekli denetliyorlar. Üzerinde etiket olmayan araçların tekerlerini o anda kilitliyorlar. Bu kiliti açtırma ücreti bizim paramızla 150 milyon lirayı buluyormuş.
Merak edip "Peki misafir gelen araçlar nereye parkediyor?" diye sordum. O bölgede oturanlara birkaç tane de "misafir araç park etiketi" veriliyormuş. Bir misafiriniz gelirse aracın önüne bunu koyuyorlarmış. Bizde bazı mahallelerde denenebilir. Böylece "kapalı otopark" olması gereken bodrum katlarını daire yapanlar da araçlarını evlerinin önüne parketmek için para öderler, belediyeler de kazanır.