Sıcaklarda insanın neye güleceği belli olmaz! Bana göre ayın karikatürünü de Le Monde yayınladı. İki gün önce bizim Dünya Raporu sayfasında da çıktı, Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi Fransa'yı işkenceden suçlu buldu ya, bu karikatürde iki Türk polis ve kocaman bir Türk Bayrağı var. "Fransa işkenceden suçlu bulundu" yazan gazeteyi okuyan birinci Türk polis ikincisine dönüp diyor ki: "Bak, Avrupa Türkiye'ye açılıyor".
Fransızlar işkenceden suçlu bulunduklarından dolayı çok aşağılandılar, fakat asıl ağırlarına giden Türkiye ile aynı kefeye konmak. Bize gelince... Avrupa'da bir müttefikimiz var diye sevinecek hali olan buyursun alsın. Ben almayayım.
Fransız karikatürüne gülerken masamın üzerine bırakılan bir koca şişe çamaşır suyu ilişti gözüme. Masamda bir bu eksikti. (Markasını yazamıyorum, reklama girer, sonra bakarsınız gazeteci arkadaşlar arasında etik tartışması başlar. İpucu olarak şu kadarını söyleyebilirim ki domatesi andırıyor!) Şimdi uluslarararası bir Halkla İlişkilerin şirketi sahibi olan eski gazeteci arkadaşımız Gülderen Koşar tanıtımını yaptığı ultra çamaşır suyunun yanına bir de not düşmüş: "... Ultra çamaşır suyu için ciddi bir bilgilendirme programı hazırladık. Mikropları yok etmenin yollarını hatırlatan bu program umarım ilgini çeker..."
Mikropları yoketmenin her türlü yolu ilgimi çeker, sodyum hipoklorat koksa da... Mikrop deyince benim aklıma Gülderen'le aynı şeyler gelmemekle beraber program gerçekten ilgimi çekti, çünkü bu çamaşır suyunun "toplumsal temizlik bilincini geliştirme misyonu" varmış. Gerçi ana maddesi olan sodyum hipokloratın kokusuna tahammül edemediğimden eve çamaşır suyu sokmam, ama biliyorum ki damacanalarla çamaşır suyu dökseniz de temizlenmeyecek kadar çok iki ayaklı mikrop dolaşıyor etrafta.
Temizlik bilincini yayma misyonu taşıyan çamaşır suyu kampanyasından en çok aklımda kalan cümle: Enfeksiyonların çoğunun kaynağı kendi evimiz! Buzdolabının kulpu, mutfaktaki musluğun ağzı, salmonella saçan bulaşık bezleri derken benim aklım hâlâ Le Monde gazetesinde yayınlanan karikatürde. Fransa işkenceden mahkum olurken elalemin aklına Türkiye geliyorsa bunun nedeni bizim kendi evimizdeki mikroplu ortam!
Çamaşır suyu tanıtımında uyarıyorlar: "Doğru ürünle doğru temizlik yapmanın kurallarını bilmiyoruz!" Keşke bu işi de bir şişe ultra çamaşır suyuyla halledebilseydik, sodyum hipoklorat kokusuna da razı olurdum. İyisi mi Başbakan Yardımcımız Hüsamettin Bey bu konuda ne düşünür bir soralım, hem sesini de duymuş olurduk.