kapat

31.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
Yeşilçam usülü roman
1990'da ilk romanı, geçenlerde 10'uncusu yayımlandı. Kimileri beğenemese, dudak bükse de Osman Aysu artık 'Türkiye'nin gerilim-espiyonaj roman yazarı' oldu

Nilay ÖRNEK

Osman Aysu'nun 10'uncu romanı Yanık Yüz, çok seksi ve güzel bir kadın ile yakışıklı ortağının bir emekli generali öldürmesi ile başlıyor. Emekli general, bir 'yatak cinayeti'nin, bir anlamda şehvetinin kurbanı oluyor. Ardından, başka ülkelerde çok önemli başka kişiler benzer biçimlerde öldürülür. Benzer biçimde öldürmekle kalmaz 'caniler,' ayrıca her cesede üzerinde 'SIT' harflerinin bulunduğu bir kartvizit iliştirirler.

'SIT' uluslararası alanda teşkilatlanmış bir terör örgütüdür ve bu 'kötü kişiler'le Osman Aysu'nun kurgu aleminde bu kez MİT değil, devletlerarası-devletlerüstü, İnterpol benzeri, kısaca DTMT olarak anılan bir örgüt savaşmaktadır. DTMT bünyesinde SIT cinayetlerini araştırmak üzere uluslararası, çok gizli ve özel bir araştırma ekibi kurulur. Romanda 'kötüler' Efendi diye anılan Harry Capshow adındaki eski bir subay ile onun 'öldürmekten zevk alan' usta timleri, 'iyiler' ise usta Türk polisi "Kenan Işık"da simgeleşir ve Frankfurt, Roma, İstanbul ve Paris'te başlayan romanın seyri Barbados'a kadar uzanır...

Önler iyi ama..
Osman Aysu, 10'uncu romanına ulaştı ve artık Türk romancılığında 'gözardı' edilemez bir yere sahip oldu. O, yaklaşık 10 yıldır, Türk yazarlarının Batılı büyükustalarla kalem atıştırmaya pek yanaşmadığı bir alanda, 'gerilim-espiyonaj-polisiye' türünde romanlar yazıyor ve severek okunuyor. Kendine sadık bir okuyucu kitlesi edindi.

Bunda kuşkusuz rahat okunmasının payı var. Eğer Aysu'nun bütün karakter ve olayların anlatımında beylik kalıp ve klişeleri kullanmasına alışırsanız; sürekli "uzun boylu, adaleli ve cinsel tutkularının esiri" erkeklerin, "bir manken kadar mütenasip, bir kadında olması gereken tüm yuvarlaklıklara sahip, güzel, şehvetli ve acımasız" kadınlarla düşüp kalkmasından sıkılmaz, yan figürlerin hep çok çirkin, çok pis, akılsız ve mutlaka ölüyor olmasından bıkmaz, kadınların genelikle kötü, ya eşcinsel, ya aşırı seks düşkünü, "yüzünde adam vurmanın şehevi ifadesi beliren, öldürdükten sonra vahşi bir orgazm yaşayan" tipler olmasından usanmaz iseniz Aysu'yu severek okuyabilirsiniz. "İçki kullanmayan, yatakta asla pişman olmayan, kıllı göğüsleriyle her kadını etkileyebilen, fahişelere yüz vermeyen, atılgan, her ortamda sivrilip doğruları söyleyebilme cesaretini gösterebilen yaman delikanlı" Kenan Işık tipine de yakınlık kurabiliyorsanız, kim tutar sizi.

Sonu 'sıkışmış'
704 sayfalık Yanık Yüz'ün ilk 500 sayfası da tüm bunlara rağmen iyi gidiyor. Ancak yazarın kendi açıklamasından anlaşıldığı üzere 'yer sıkıntısından' kitabın sonunu tutarsızlıklar basıyor. Öte yandan Aysu, "Çöl Akrebi"ne yöneltilen "zaman ve mekân tasvirlerine az yer veriliyor" eleştirisinden etkilenmiş olacak ki, yeni romanında aralara "bolca" tasvir serpiştirmiş. Bir de "Barbados, Küçük Antil adalarında, Commenwealth de denilen İngiliz Devletler Topluluğu üyesi, 300.000 bin nüfuslu bir adadır. (...) resmi dili İngilizcedir. Ülkenin başlıca ekonomik etkinliği tarım, şekerkamışı üretimi ve turizmdir. Balıkçılık da hayli ilerlemiştir. (...) Zenci halk bugün bile nufüsun yüzde seksenini oluşturur" gibi ifadeler olmasa...

Ernst Mandel, polisiye romanı incelediği 'Hoş Cinayet' adlı kitabında polisiye romanın toplumsal işlevinin "zihni dağıtmak, yeniden canlandırmak ve heyecanlandırmak" olduğunu söyler, bizce, Osman Aysu'nun son romanı en azından bu ilk işlevi kesinlikle yerine getiriyor.

Yanık Yüz, Osman Aysu, İnkilap Kitapevi, 704 sayfa, polisiye

Biz adamı ko-nuş-tur-ma-sı-nı biliriz

* Yeni romanınızda MİT yok, bunun nedeni MİT ajanı olduğunuz söylentisi mi?

- Ben MİT ajanı değil, roman yazarıyım. Bu düşünce ile hayal mahsülü uluslararası bir örgüt kurdum.

* Kahramanlar çok klişe tanımlarla aktarılmıyor mu?

Polis romanları pek hakikatleri yazmaz. Okuyucu kahramanı havalı ister, modern tip ister, kendinden daha iyi olanı bekler. Kahramanlarımı okuyucunun aklında götüreceği en ileri seviyede yaratmaya çalışıyorum. Ancak, önümüzdeki martta çıkacak romanımda kişiler, daha gerçekçi, daha sade, 'hakiki' insanlardan oluşacak. Bu da size bir tiyo.

* Kahramanınız Kenan hiç vurulmuyor, kadınlar hep ondan etkileniyor vb. 'Türk erkeği' imgesi çok abartılı değil mi?

- Ne yapalım. Bizde sonuçta Türküz o kadarcık kayırma olsun artık.

* Kitapta çok sık olmasa da "Selametlemek, gitmekliğim, beklemekliğim isteniyor, almaca uzanırken" gibi ifadeler kullanıyorsunuz. Nedeni eski Türkçe merakınız mı?

- İlk kitabımdan itibaren bu tür ifadeleri ayıklamaya çalışıyorum. Köklü bir Osmanlı ailesinden geldim. 64 yaşındayım, hukuk ve tarih eğitimi gördüm. Durum böyle olunca iş bu boyuta geliyor.

* Roman geniş bir alanda geçiyor. Bu ülkeleri gördünüz mü, tasvirleri nasıl yaptınız?

- Bunları her kitabımda soruyorlar. Okuyucuya mahçup olmamak, olaylara inandırmak için çok çalışmak lazım. Kitaplar okuyor, ansiklopedilere bakıyor harita ve dergileri çok iyi tarıyorum.

* Romanda erotizim neden ağırlıklı?

- Kitabıma bu konuda çeşitli eleştiriler geldi. Ama son zamanlarda bu tür pek çok romanda erotizm unsurunun üzerinde çok duruyor. Kaçınılmazdı.

* Her şey normal bir seyirde giderken, kitabın sonlarına doğru birden değişiyor. Roman bitsin de gidelim gibi. Neden?

- Doğrusu bunun nedeni biraz da ticari kaygılar. Bana kalsa kitaba takriben 100 sayfa daha eklerdim. Örneğin adaya baskın sahnesi çok kısa. Ne yazık ki bu ticari mülahazalarla yapıldı. Yayınevi kitabın hacminin belli sınırlarda kalmasını istedi.


Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır