Turizmin belini biz değil, Türkiye'nin turizm açısından hızla parlamakta olan yıldızına bozulan Avrupa ülkeleri büktü. Üstelik de bu konuda PKK'yla dayanışma içersinde çalışan Avrupa ülkeleri..
Bizim kaybımızın ne Avrupalıların insan haklarına verdiği önemle ne de pasaport kuyruklarıyla ilgisi var.
Bu yıl turizmin birdenbire bıçakla kesilmiş gibi durmasına esaslı bir neden arıyorsak bunu Avrupa'nın ünlü futbol takımlarının "Terörden dolayı Türkiye'ye gitmiyoruz" anonslarında arayalım.
Herşeyden çok bu etkiler insanları. "Gayet iyi korunacak olan takımlar bile gitmiyorsa bizim de gitmememiz akıllıca olur" der gelecek turist ve bize geleceğine Yunanistan'a gider.
Şimdi bizim yapacağımız tek şey bu yıl uğradığımız kaybı bir yana bırakıp gelecek yaz için kolları sıvamak.
"Sezon öncesinde bir başka çarşının bombalanmasını nasıl önleyebiliriz?"e kafa yormak.. Terör olaylarının televizyonlarda, gazetelerde rating ve tiraj amacıyla tekrar tekrar verilmesinin, kendi bindiğimiz dalı kesmenin önüne geçmek..
Diğer ülkelerde televizyon reklâmlarıyla sürekli Türkiye'nin tanıtımını yapmak..
Kullanılabilecek her metodla ülkemizi cazip göstermek ve bunlar için gerekli fonu ne pahasına olursa olsun yaratmak.
Bir de bu fonları kendisine yontacak reklâm şirketlerine kaptırmamak..
Suçluluk kompleksiyle kaybedecek vaktimiz yok!
Garip bir AF yasası!
Size de garip gelmiyor mu Allahaşkına? Adam öldürenler..
Her türlü trafik suçu işleyenler..
Yağma ve hileli iflasa başvuranlar..
Umuma açık yerde silah atanlar..
15-18 yaş arasında olup da suç işleyenler.. Hepsi af kapsamında.
Aynen "Günah çıkartmak" gibi bir şey.. Sen adam öldürmüşsün,devleti dolandırmışsın, trafik suçu işleyip insanları sakat bırakmışsın.. Ve biri geliyor "Seni affettim, bir daha yapma" diyor.
Ecevitler bu affı kafaya koymuşlar, seçim propagandalarında da tekrarlamışlardı. Nihayet sözlerini tutuyorlar.
ANAP ve MHP ise son zamanlarda her olayda ortaya koydukları sessizlikle onaylıyorlar her şeyi.
Bundan sonra suç işleyen herkes dua ederken bir de "Ey bağışlaması bol Ecevit, beni de bağışla" diyecek.
Gelecek hükümetlerden de af beklentisi doğal görüneceğinden büyük ihtimalle işlenen suçlarda da artış görülecek.
Daha net söylemek gerekirse her gelen hükümet siyasi çıkarı için "af" edecek olursa suçların önü nasıl alınacak?
Ve ayrıca.. Mevcut yasalara göre devletin hakiminin, savcısının yargılayarak verdiği cezayı kaldırma hakkını bir (veya birkaç) siyasi parti kendinde nasıl görebiliyor?
Affederken mağdurların ailelerine de danıştılar mı?
Anne ile kızını kaçırıp tecavüz ederek öldüren tinerci çocukları veya kendisine "hayır" diyen sevgilisiyle annesini hiç düşünmeden öldüren genci affederek topluma kazandırmış mı olacaklar?
Güneydoğu'da töre cinayeti işleyen 15-18 yaş arası gençleri affedince töre cinayetlerini mi önlemiş olacaklar?
Acaba Bülent Ecevit "Af çıkaracağım" derken bu soruların cevaplarını da vermişmiydi, merak ediyorum. Hukümetlerin ancak devlete karşı işlenmiş suçları affetmeye hakkı olabilir, insanlara karşı olanları değil.
Eğer devlet mağdur vatandaşının hakkını aramayı üstlenmezse insanlar adaleti kendileri sağlamaya çalışırlar. "Adalet mülkün temelidir" sözünün anlamı da budur.
Ecevit kahramanlık yapacaksa TCK'daki yasaları güncelleştirmeyi, tutukluluk sürelerini yasayla değiştirmeyi düşünseydi.
Türkiye bu ucuz kahramanlıkların cezasını sonra yıllar boyu çekiyor.
Birbirini yiyen turistler!
Güney sahillerimizdeki oteller tahmin edildiği gibi sezon ortasında hareketlendi. Apo'nun yargılanmasının bitmesi, olayların biraz durulması ve fiyatların da normallerin çok altında oluşu bütün antipropagandaya rağmen turistlerin gelmesini sağladı.
Yine de durum eskisinden çok farklı. Antalya'daki otellerden öğrendiğime göre Alman, İngiliz, çok miktarda Rus ve yeterli miktarda yerli turist Temmuz ayında moralleri biraz düzeltmiş. İşi sıkı tutan, adını duyurmuş oteller zararı minimumla kapatacak gibi görünüyorlar.
Ama: Aması var. Otel yöneticileri turist kalitesinde düşüş olduğundan, gelen turistlerin otele verdikleri dışında beş kuruş harcamamak için özel çaba gösterdiklerinden şikayetçi. İnanmayacaksınız ama tek para harcayanlar Rus'lar.
Bu yaz hırsızlık olayları da artmış. Gelen turistlerin çoğu otel eşyalarını hatıra (!) olarak götürmekte ısrar ediyorlarmış. Otel idarecilerinin bu sezon farkettiği ilginç bir değişiklik daha var:
Farklı ülkelerden olan turistler birbirinden hiç hoşlanmıyor, sürekli itişiyorlarmış.
Alman İngiliz'den nefret ediyor. İngiliz Alman'dan, Fransız'dan nefret ediyor. Hepsi Ruslardan, Ruslar onlardan nefret ediyor.
Bazı otellerde yönetimler çareyi birbirini yiyen turistlerin restoranlarını ayırmakta bulmuş.
Bizim, olay çıkaran, çevreyi hoyratça kirleten, üstelik de parasız olan turiste değil kaliteli turiste ihtiyacımız var..
Buna da kafa yormalıyız.