


Kimmiş o, neymiş!
Kaynadı gitti.Halbuki Yüksel Yalova'nın söyledikleri çok mühim.
POAŞ İhalesi'nde büyük dolaplar dönmüş meğer... Parti başkanlarından biri, bu işi çok güzel tezgâhlamış.
Medya'ya yansıyanlar da, olup biten kepazeliklerin yüzde biri bile değilmiş.
Vay vay vay.
*
Bahsettiği parti başkanı kimdir?
Herhalde Erbakan, Çiller falan değil...
Onlar olsaydı, zaten manşetlerde okurduk.
Baykal hiç değil... Zaten bu taraklarda bezi yok.
Bahçeli? O tarihte mecliste bile değil.
Kaldı ki POAŞ İhalesi Mesut Yılmaz'ın başbakanlığı devrine rastlar... Ortakları da Ecevit ve Cindoruk.
Peki, kim bu parti başkanı?
Bunu bilmez mi Mesut Yılmaz?
Bilir.
Neden konuşmaz?
Konuşmaz.
Çünkü ketum adam.
*
Hangi partinin başkanı olursa olsun, POAŞ ihalesinde büyük dolaplar dönmüşse, acaba Başbakan'a rağmen mi dönmüş? Orasını anlayamadık.
Önce Yüksel Yalova hakkındaki fikrimi söyleyeyim.
İyi yetişmiş, bilgili, seviyeli, çalışkan ve dürüst bir politikacı.
Biraz da hafiyeliğe meraklı... belli ki araştırmacı... Bir çok olayın peşine düştüğünü biliyorum... Takdir de ediyorum.
Neden o zaman sustun da şimdi konuşuyorsun diye sormam bile Yalova'ya... Tahmin ederim ki uyumlu bir hükümeti sarsmamak için susmuştur... Ama uyum'dan kasdın, meğer akçalı bir mutabakat olduğuna dair de herhalde içinde bir şüphe doğmuştur.
Canım sadece şüphe... Başka bir şey değil.
*
Olayın üzerine kimse gitmediğine göre, artık bu işlerin Türkiye'de Vak'a-i âdiye olduğunu söyleyebiliriz.
Yüksel Yalova'yı münasebetsizlikle bile suçlayabiliriz...
İster misiniz, Genel Başkanından bir de fırça yemiş olsun...
Tabii başka ihtimaller de var.
Yalova, parti liderlerini karıştırmış olabilir... Ya da ihaleleri karıştırmış olabilir.
Aman Tanrım, neler konuşuyoruz.
Neredeyse şecaat arzedeceğiz.
Geçelim bu konuyu.
*
Geçelim ama, tanıdığımız Ecevit, bu işin peşini bırakmaz.
Mercedes'e binmeyecek kadar tutumlu, memura yüzde 20'den fazla zam vermeyecek kadar devletin parasına sahip bir Başbakan, kendinin de içinde bulunduğu 55. hükümette kötü izler kalmasını ister mi?
Eğer, dönen dolaplar, zaman aşımına uğramadıysa, birileri hakkında suç duyurusunda bulunmak gerekmez mi?
DYP'liler neden susuyor kuzum?
Suç duyurusunu bâri onlar yapsın...
Niye biliyor musunuz?
Bâri dürüstlüğün yeniden târifi için... Çünkü kendini dürüst diye yutturanların çalımından bıktık usandık... Burada İbret-i âlem bir durum var.
Cambaza bak misali, bizi irtica diye uyutup bir sürü dolap çevirenleri sonradan teşhis etsek bile, teşhir etmedikçe neye yarar?