Bir yıldan uzun vadeli tahvillere tanınan Geçici Vergi avantajı bu yıl sona eriyor. Katrilyonluk tahvil porföyü bulunan bankalar 15 Şubat 2000'de önemli vergi yükü ile karşı karşıya kalacak. Ancak bankacılar bu muafiyetin gelecekte de devam etmesi için Ankara'da lobi yapıyorlar. Amaç, hükümetin ekonomiyi canlandırmak için açıkladığı son vergi değişiklikleri arasına bu maddeyi de koydurmak.
Vergi kanunundaki 'meşhur' 279'uncu madde, kurumların portföylerinde bulunan menkul kıymetlerin bilançolarda nasıl değerleneceğini düzenliyor. Geçici Vergi'ye geçilmeden önce, bu madde bono ve tahvillerin elde tutulduğu sürece alım bedeliyle değerlenmesini öngörüyordu.
Bu durumda bono itfa olana kadar elde edilen faiz bilançoya yansıyor, ancak gelir kaydedilmediği için vergisi ödenmiyordu.
Ancak geçen yıl yapılan vergi reformu sırasında, 279'uncu maddede değişikliğe gidildi. Faiz reeskontları da Geçici Vergi kapsamına alındı. Bu durum, tahviller itfa olmadan elde edilen gelir üzerinden yüzde 25 oranında vergi ödenmesini ortaya çıkardı. Ancak bankacılar bu karara şiddetle karşı çıktı. Faaliyetlerinin önemli bölümünü Hazine kâğıtlarından elde eden mali sistemin nakit akışının çok bozulacağı ve böyle bir yükün kaldırılamayacağı öne sürüldü.