kapat

26.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
İPEK CEM(ipek.cem@sabah.com.tr )


Küresel kafes

Ekonomi politikasını değerlendirirken, konuları araştırıp incelemeden, slogana dayalı `ahkam kesmek' çok kolay.

Nitekim hükümet "ekonomiyi canlandırma paketi"ni açıkladığında, farklı sesler duyuldu. Demokratik bir ülkede bu seslerin yükselmesi doğal, ancak biraz derinlemesine düşünerek karar vermeli.

Cumartesi günkü işçi ve memur yürüyüşü önemli bir eylem. Türkiye'nin her yanından gelen 200 bini aşkın memur ve işçinin birlikteliği görkemliydi. "Mezarda Emekliliğe ve Yüzde 20'lik Sadakaya Hayır" diyerek özlemlerini dile getirdiler. 15 sivil toplum örgütünü temsil eden yürüyüşcüler, hükümeti ve son ekonomik paketi kıyasıya eleştirdiler. Sendika liderleri daha sonra Çankaya Köşkü'ne çıkarak, Cumhurbaşkanı'na da yakınmalarını ilettiler.

Yazımın başlığını dünkü Milliyet gazetesinde Osman Ulugay'ın köşesinden aldım. Dünkü yazısında, "Bizim ekonomimiz bir küresel kafesin içindeydi ve bu tür eylemler, kafesin içindeki umutsuz çırpınışları anımsattığı için hüzün veriyordu" diyen Osman Ulagay, Türkiye'de doğruları söyleme cesaretine sahip bir düşünce adamı. Ekonomik paket, esas itibariyle oldukça mantıklı. Öncelikle devletin içinde bulunduğu likidite sorununa çözüm arıyor. Ayrıca, ekonomiyi canlandırmak için tedbirler içeriyor. Hükümetin ekonomi politikalarının başarısı, büyük ölçüde gerçekleştirilecek yapısal reformlara ve IMF'den yıl sonunda sağlanabilecek kaynak aktarımına endeksli.

Bir şirket düşünün ki, tüm kaynak ve gelirlerini borç ödemesine harcıyor. Elinde avucunda para kalmayınca, çalışanlarının maaşlarını yatırım için aldığı kredilerle karşılıyor. İşte devletimiz de bu basitleştirilmiş örneğe benzer bir durumla karşı karşıya. Ekonomiye verim katmayan KİT'ler, kaynaklarını tüketmiş bir sosyal güvenlik sistemi. Amansız bir global rekabet ve küresel piyasalardaki dalgalanmalar. Biz bu temel sorunları çözmeden ve küresel sistemle uyumlu olmadan, çalışanlara ciddi bir kaynak aktarmamız imkansız gibi.

IMF, uluslararası tahkim gibi dünya ekonomik sisteminin işleyişinde yer alan olguları eleştirerek gerçekçi çözüm üretilemez. Daha eğitimli ve verimli bir iş gücü yaratmadıkça, dünyaya satabilecek mal ve hizmetlerinin sayısını ve niteliğini artırmadıkça, bu kısır döngüden kurtulmak da zor. Öncelikle devlet gelirlerinin artırılması için kalıcı yöntemler gerekiyor ki, paylaşılabilecek kaynaklarda artış sağlansın.

Türkiye yeni yeni ekonomideki gerçek portresini kabullenmeye başladı. Değişim için gerekli olan ilk adım bu. Eğer hükümetin öne sürdüğü ekonomik paket ve reformların alternatifleri varsa, medya, iş dünyası, sendikalar ve diğer sivil toplum örgütleri olarak önerileri tartışalım. Kolaya kaçıp, işi sloganla bitirmeyi düşlemeyelim. Diğer ülkelerde başarıya ulaşmış ve hükümetin düşünemediği somut yöntem ve uygulamaları ortaya koyalım.

Türkiye'de çalışan ve yatırım yapan, aynı kulvarda, zorlu bir bayrak yarışını sürdürüyor. Bütçe açığı kapanmadıkça, rekabetçi sektörlerdeki verim ve üretim artmadıkça, bu darboğazdan geçmemiz mümkün değil. Ekonomi politikalarının incelenmesinde de, sorumluluğu birlikte taşımanın yolu, kamuoyuna sloganın ötesinde alternatif sunmaktan geçiyor.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır