kapat

26.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
MURAT BİRSEL(mbirsel@sabah.com.tr )


Fıkra

Adam berbere gitmiş... Berber sormuş. Saçınızı nasıl keselim? Cevap: Sağda kahkül kaş altına düşsün.

Solu sıfır numara al!

Sol favoriyi yok et

Sağ favori kulak boyuna gelsin!

Tepede ortada bir delik olsun.

Kenarları lale yaprağı gibi yayılsın!

Enseyi de merdiven şeklinde yap.

Berber demiş ki:

- Beyim bu tarifi nasıl yapayım ki...

Adam patlamış.

- Geçen sefer tarifi gerek kalmadan yaptın ya!

(Fıkra Sedat Örsel'den... Vergi konusunda anlatılanlar antolojisine katkı olarak aktardı!)

Yüzmenin neden seyircisi yok?

Tesis ve organizasyon bakımından dört dörtlük bir düzenleme yapmışız ama tribünlerde seyirci yok... Avrupa yüzme şampiyonası bu tribünlere "oynuyor."

En azından spor akademisi öğrencilerine "gidin, ayıp olmasın, tribünler boş kalmasın" denilebilirdi! Ama ülkede demokrasi var, ilgi göstermediği şeye gitmiyor!

Ayrıca gidip her yarışta sonuncu olmamızı izlemek de hoşuna gitmeyebilir!

Yüzme yarışlarından çıkan sonuç şu. Hangi dallarda Avrupa çapında başarılı oluyorsak seyirci geliyor!

Futbola zaten geliyor.

Basketbola geliyor.

Voleybola geliyor.

Güreşe geliyor.

Tekvandoya geliyor.

Sadece yüzme değil; atletizmle de ilgimiz yok.

Netice...

Biz İstanbul'da olimpiyat işinde ciddi isek (ki ciddiyiz!):

1- Ya muazzam bir halkla ilişkiler kampanyasını kendimiz için yapacağız... "Yarışlara gidin çok ayıp olur" diye...

2- Veya sporun her branşında en azından Avrupa çapında sporcular yetiştireceğiz!

Tercihen ikincisi...

Olimpiyat ruhu denen bir şey var, tesisten öte!

Not: Tribünleri dolduramayan "sessiz çoğunluk" TV'den izledi.

Açıklamasını bakalım kim yapacak?

Murathan Mungan muazzam

Üç Aynalı Kırk Oda (Murahtan Mungan, Metis Edebiyat) kitabındaki hikayeler yapacağınız tatilin en keyifli anları olabilir.

Hele ilk hikaye "Alice Harikalar Diyarında" Matriks filmi yapımcıları tarafından keşfedilseydi film ayrı bir boyut kazanacaktı.

Hikaye dünya çapında olay olacak bir kıvraklıkta...

Yeşilçam Hollywood olsaydı, yapımcılar yarışa çoktan başlamıştı.

Siz elbette filmi çekilir diye beklemeyin, mutlaka okuyun!

Film sonrası (bir gün) kitabını okumuş muydun sorusuna "elbette" cevabı verirsiniz.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır