kapat

26.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
SELAHATTİN DUMAN(sduman@sabah.com.tr )


Faksların adresi yanlış..

Okurlarıma uyarı! Bana iki de bir "Af çıkarıp, katilleri gaspçıları yeniden aramıza salacaklarmış.. İlle de bunu yazın.." diye fakslar göndermeyin.. Seçimde oyunuzu güle zıplaya kimlere verdiyseniz onlara gönderin..

Ev hanımlarımızın manevi lideri Rahşan Hanım'ın vakitsiz "af teklifi" üzerinden aylar geçti.. O günlerde öfkesinden havalara zıplayan kamuoyunu yatıştırmak da Bülent Bey'e düşmüştü..

Araya milletvekili seçimleri girdi.. Sibel Can kocasını boşadı.. Galatasaraylı Suat kafasına saç ektirdi.. Turizm elimizde patladı.. Hükümetler altı adet başarısız reform girişinde bulundu.. Bereket can kaybı olmadı!

Bu hengame içinde "Af meselesi" kaynadı gitti..

***

Yaşıyorsa Allah selamet versin, Clint Eastwodd'un arada bir filmlerde kullandığı "God forgiven, I don't.." diye bir lafı vardır.. Meali (Allah affeder, ben etmem!) oluyor..

Rahşan Hanım da kamuoyunun o tepkisini sineye çekerken içinden aynen öyle dedi.. "God forgiven, I don't.." diye söylendi.. Bülent Bey'den başka hisseden olmadı..

Af meselesinin yeniden ısıtılıp önümüze getirilmesinin sebeb-i hikmeti bu..

Kaderimse çekerim..

Tabii işin bir de "Pişikolojik" sebebi var.. O da Bülent Bey'in devletçiliğinden kaynaklanıyor..

Bizdeki devletçilik anlayışına göre vatandaşlar "potansiyel" suçludur.. Bunu bilmek için ille de bir icraat yapması beklenmez.. Suçu aklından geçirme ihtimali dahi, devletimizin savunma reflekslerini harekete geçirmek için kafidir..

Son olarak, hükümetimizin köprülerde icra ettiği "otomatik gişe reformunda" böyle bir ruh haline tanık olduk..

Vatandaşın gişelerden; para ödemeden yani vakit kaybetmeden geçmesine yarayacak bir otomatik geçiş kartı vereceklerdi.. Bu kartı vermemek için icap eden bütün tedbirler alındı..

- "İkametgâh kağıdı.. Kefil.. Nüfus sureti.. Motor şasi numarası.. Askerlik yaptığına dair belge.. Silah ruhsatı.. Banka cüzdanı.. Oynadığın son sayısal loto kuponu.. Hepatit B aşısı.. Kuduz aşısı.."

Bunlardan birini getiremeyene kart yok..

Niye? Bu kartı aldıktan sonra devlete 20 milyon borç takabilirsin.. Yahut kartı kesici alet niyetiye kullanıp maç yüzünden tartıştığın arkadaşının kulağını kesebilirsin..

Veya kartı güneşe tutup, ışığını; uslu uslu kısmetini bekleyen kızların gözüne ayna gibi yansıtarak cinsel tacizde bulunabilirsin.. Mazallah, kartı münasebetsiz bir yerine sokup kendi canına dahi kastedebilirsin..

Devlet dediğin bütün bunları düşünecek.. O yüzden kartı her önüne gelene verip suç işletmeyecek..

***

Bülent Bey bunları bilir.. Üstelik aşure koyuluğu kıvamında devletçi olduğundan, cümle ahalinin "potansiyel suçlu" sayılmasının nasıl birşey olduğunu da bilir..

"Af!" lafı ettiği zaman sadece mahpus damındakilerin değil, cezaevine hiç düşmemişlerin de sevineceğini hesaplar.. O yüzden kafası dalgalandıkça milletin önüne "Af çıkaralım.." teklifini getirir..

Ancak bu Osmanlı dönemindeki divan üyesi bunak vezirin sıkıştıkça "Leblebiye narh koyalım.." demesine benzemez..

Bunak Vezir, Osmanlı'nın başına gelen her müsibetin "leblebi fiyatlarının serbest bırakılmasından" kaynaklandığını düşündüğü için böyle konuşur..

Ecevitimiz ise sadece siyasi bir hamle yapması icap ettiğinde "Af çıkaralım.." diye eşelenir ki gerilip hız alsın..

Yeni iş imkanı doğacak..

Başımıza sardıkları iş sadece "Af yasası" olsa ona da razıyım.. Yanında bir de "Adalet reformu" var.. Gerçi Adalet Bakanı "Konuşması yasak" olduğundan fikir beyan edemiyor ama gazetelere sızdığı kadarıyla biliyoruz konuyu..

Adalet Reformu paketinde yer alan "Organize suçlarla mücadele" kalemi çok ilginç mesela.. Burada organize suçu önleyecek birşey yok.. Sadece bu suçların işlendiğini yazan gazetecilere hapis cezası getiriyor ki meheldir..

Seçimden önce "Benim oyum filana.." diye yırtınan onlardı..

Organize yani mafya türü suçlara verilmesi öngörülen cezalar ise caydırıcı olmaktan çok özendirici.. En ağır hapis kalemi dört beş senelik.. Fiili infazı ise 18 ayı geçmez..

Zaten mevcut yasalar da potansiyel suçluyu kovalarken, gerçek suçluyu kolluyor..

Alın elinize bir makinalı tüfek.. Girin kalabalığın arasına.. Tarayın etrafınızı.. Diyelim ki ondört ölü, yirmi sekiz yaralı var.. Bakın iddia ediyorum.. Sizi böyle güzel bir icraattan dolayı kimse 12 seneden fazla yatıramaz..

Hele bir de Ecevit aflarından biri imdadınıza yetişirse, bu 12 yıllık tavan daha da düşer..

***

Bu işin hukuki sakıncaları varsa da ekonomik olarak büyük yararı var.. Bir kere "tetikçilik" diye adı geçen sektörü canlandırır..

Yüzbinlerce genç işsiz.. Baba parasıyla kahvelerde sürtüp, kola şişesindeki sihirli delikten ikramiye çıkacak mı, diye bakınıyor..

Verirsin birinin eline üç beş kuruş.. "Git oğlum filancayı edep yerinin bir karış altından vur.." dersin..

O da gider, mesela bacağından vurur, yedi sekiz ay yatar çıkar.. Eline geçen para ile de ailesine yük olmadan birkaç sene sürter..

Bizim Hıncal'ı vurdular.. Tetikçisi 9 ayda çıktı.. Hıncal'ın bacağı 14 ayda iyileşti.. Okan Bayülgen'i vurdular.. Tetikçisinin topluma kazandırılması 9 ayı bulmadı.. Vurulan bacağı sorarsanız bir sene hizmet dışı kaldı..

O yüzden ben Ecevitimiz'in yeniden ısıttığı af yasasına şiddetle taraftarım..

Birkaç yıllığına aramızdan ayrılan katillerin, uğursuzların, canilerin tamamını çok özledim..

Üstelik bu insanları altı üstü "bir cana kıydı" diye toplum dışına itmek de yanlış.. Bugün Meclisimiz'e seçilerek giren katiller, bu tür insanların dahi topluma "faydalı birer siyasetçi" olarak kazandırılacağını gösteriyor..

Hem katili, gaspçıyı hapiste yatıracağız da ne olacak?

- "Şu dağlar demirdendir, geçen gün ömürdendir.." diye yaktığı türküleri mi dinleyeceğiz?

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır