kapat

26.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
ZEYNEP GÖĞÜŞ(zgogus@sabah.com.tr )


Nedim, Sinan, Robenson ve Cuma

Nerede o eski günler... Generaller işbaşındayken ne kolaydı oralarda tutunmak. Şimdi işin romantizmi kaçtı, eskisi gibi kolay değil hayat.

Belki Kürt sığınmacı olabilirsin, ama onu da herkes yapamaz ki. Hadisenin şıklığı kalmadı yani.

Avrupalı gazetelerde yazısı çıksın, adı görünsün isteyen Türkler ne yazar bundan böyle? Yazar Nedim Gürsel geçen gün iyi bir fırsat yakalamış; baktım, Liberation'da koca bir yazı. Urla'da yeni seçilen ANAP'lı belediye başkanı Yunanlı şair Seferis'in adını taşıyan sokağa takmıştı ya, bunu yazmış Nedim. O da bizim kadar sinirlenmiş, iyi etmiş, ellerine sağlık da konuyu burada çıkan tartışmadan kopuk, tamamen tek boyutlu yazmış. Bizim burada kamuoyunun Seferis Sokağı'nın adının değişmesine nasıl karşı çıktığı, yüzlerce köşe yazısı ve haberde belediye başkanının kınandığı niye yok yazıda? Sonunda belediye başkanının geri adım attığını bile duyurmaya zahmet etmemiş Nedim Fransız okurlara.

Nedim'e sorarsanız "Türkiye'de milliyetçiler seçim kazandı, alın işte size icraatları!" Bunu okuyan Fransız'ın ödü kopar. Ben bu yazıyı görünce çok üzüldüm. Acaba Paris'te oturduğu için burayı yeterince izleyemiyor mu Nedim? Bari dedim, yazının sonuna "Nedim Gürsel, Türk yazarı, son kitabı bilmem ne şu yayınevinden çıktı" diye dipnot koydurmasaydı. Çünkü 50 kitap satmak için piar yazısı yazmış gibi olmuş.

Yine yabancı basından başka bir konu: Yeni Zelanda'nın saygın bir dergisi son bin yılın on eserini seçmiş. On eserden bir de Sedefkar Mehmed Ağa'nın Sultan Ahmet Camii.

Yeni Zelandalı dergicilerin seçiminden çok gururlandık. Bu sonucu hiç sorgulamadık. Diyeceksiniz ki "Sen bizim güzelim Sultan Ahmet Camii'mizden ne istiyorsun?" Çocuktan al haberi: Küçükken önce Ayasofya'yı gezdim, sonra Sultan Ahmet'i. Açıkçası Sultan Ahmet Camii tüm maviliğine rağmen benim için hayal kırıklığı olmuştu. Neyse ki sonradan Selimiye'yi keşfettim. Diyeceğim o ki -ve bunu mimarlık tarihçileri de teyit edeceklerdir- Sultan Ahmet Camii Sinan'ın Edirne'deki şaheseri Selimiye'nin eline su dökemez.

Her neyse, zaten Mimar Sinan'ın aklıma düşmesi başka sebepten. Hazır Osmanlı'nın 700'üncü yılı da kutlanıyor ve Paris'teki Louvre Sarayı'nda muhteşem bir Topkapı sergisi devam ediyorken bizim oralarda yaşayan yazar çizer takımından birileri çıkıp da neden Sinan'la ilgili bir yazı yazıp orada çıkarmaya çalışmaz? Sinan yazmak entellektüellik sayılmaz mı yoksa, havası mı olmaz? Le Monde Diplomatique'de ille de Kürt yazısı çıkacak diye bir zorunluluk olduğunu sanmam...

Bazen düşünüyorum da bizim halimiz Robenson'un Cuma'yı eğitmesine benziyor. Buna bir ölçüde alıştık, fakat yerli Cuma'ların kendi Cuma'larına Robenson zihniyetiyle bakması iyi değil.

Yazarlar sayfasina geri gitmek icin tiklayiniz.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır