|
|
Acımasız bir hoca, doyumsuz bir dost
Yıldız Kenter'in ne kadar büyük bir sanatçı olduğunu herkes biliyor. Zaten amacımız, onu tarif etmeye, onu anlatmaya çalışmak değil. O zaten 50 yıldır bunu yapıyor.
Bizim amacımız, onun bilmediğimiz yönleriyle tanımaya çalışmak. 50 yıldır izlediğimiz, Türk tiyatrosunun yapı taşlarından olan Yıldız Kenter'i "yakınlarına" sorduk. "40 yıllık dostu" Haldun Dormen, 30 yıldır hem öğrencisi, hem arkadaşı, hem de ailesinden biri olan Mehmet Birkiye ve onun en çiçeği burnunda öğrencilerinden Mehmet Ali Alabora, bilmediğimiz Yıldız Kenter'i anlattılar...
Onun gibi bir devi anlatmaya ne kelimeler yeter, ne de sayfalar... O, tiyatroyu yaşam biçimi haline getirmiş ve 50 yıldır sahnelerden inmeyen bir tiyatro devi... Tiyatro dünyasındaki kimsenin onun yeteneğine ve enerjisine yetişmesi mümkün değil. Bugün 70 yaşında olan Yıldız Kenter, tanıyan herkesi kendine hayran bıraktıran bir enerjiye sahip.
O öğrencileri için son derece otoriter ve sert bir hoca olduğu kadar, özel yaşamında da eğlenceli kişiliğiyle, etrafındakileri kahkahadan kırıp geçiren bir yapıya sahip.
Yıldız Kenter'in tiyatro sahnesindeki mükemmeliyetçi, otoriter ve hiçbir zaafa göz yummayan hali, özel yaşamındaki ilişkilerinde son derece töleranslı, şefkatli ve anlayışlı bir kimlikle yer değiştiriyor.
Onun son dönemde mezun ettiği öğrencilerinden Mehmet Ali Alabora, "Hepimizin saygıyla birlikte korktuğu bir otoritesi vardır Yıldız Hanım'ın" derken, 30 yıldır onunla birlikte çalışan Mehmet Birkiye de, "Hâlâ kendimi onun öğrencisi gibi görüyorum ve yaşadığım sürece de göreceğim," diyor.
"Tatil yapma yeteneği yok"
Yıldız Kenter'i, tiyatro dünyasının bir başka usta ismi Haldun Dormen'e soruyoruz... İki ustanın, 1962 ile 68 yılları arasında, Dormen ve Kenter Tiyatrosu'nun aynı çatı altında olduğu yıllarda başlayan dostlukları, hâlâ devam ediyor.
Yıldız Kenter deyince, Haldun Dormen'in aklına ilk gelen, yıllar önce beraber çıktıkları bir turne oluyor: "Yıldız'la, 1979 yılında bir ay süren bir İngiltere turnesi yaptık. Benim sahneye koyduğum bir oyunda ve ikimiz de oynuyorduk. Yıldız, hayatımda gördüğüm en uyumlu, en eğlenceli, en şeker, en rahat turne dostu. Bu tarafını o güne kadar keşfetmemiştim. Yine bir fırsat olsa da, birlikte turneye çıksak diyorum."
Yıldız Kenter'in dostluğundan büyük keyif aldığını söyleyen Haldun Dormen, onun tek bir yönüne kızıyor. O da, tatil yapmayı bilmemesi. Bu kızgınlığını da şu sözlerle ifade ediyor: "Bunu benden öğrenmen lazım, diyorum ama maalesef o yeteneği yok. Tatil yapmak da bir yetenek işidir ama eğlenceye, tatile ayıracak vakti yok Yıldız'ın. Ben de çok işkolik bir insanım ama ben mutlaka kendime zaman ayırırım. Bunları yıllardır söylememe rağmen, dinletemedim."
30 yıllık öğrencisi...
Ve Yıldız Kenter'in hayatında neredeyse eşi kadar uzun zamandır var olan bir isim; Mehmet Birkiye... O da bir başka başarılı tiyatrocu olmasına rağmen, hâlâ kendisini onun öğrencisi gibi hissediyor. Ve hayatının sonuna kadar da böyle hissedeceğini söylüyor.
Mehmet Birkiye, yaklaşık 30 yıl önce, bir lise öğrencisiyken tanışmış Yıldız Kenter'le. Okulda sergileyecekleri bir tiyatro oyunu için yardım istemek üzere Kenterler'in kapısını çalmış. Bu yardım talebi karşısında Yıldız Hanım'ın sıcak ilgisiyle karşılaşan Birkiye, birkaç yıl sonra, konservatuarda, Yıldız Kenter'den dayak yiyen ilk ve belki de son öğrencisi olmuş. Beceremediği bir rol karşısında, Yıldız Kenter'in kendisini odaya çekip, "Buradan hissedeceksin!" diye karnına attığı yumruğun çok işe yaradığını düşünüyor.
"Yıldız Hanım benim hocam, arkadaşım, ailem, her şeyim ve bu 30 sene içinde en çok gördüğüm insan," diyerek başlıyor söze Mehmet Birkiye ve onu kendi penceresinden şöyle anlatıyor: "Yıldız Hanım dost olarak, özel ilişkinizde çok töleranslı, insan zaaflarının farkında, asla kin tutmayan, anlayışlı, şefkatli bir insandır ama sahne üzerinde mükemmeliyetçi ve sabırsızdır. Sahne üzerinde asla hata kabul etmez ve hep en iyisi olmanızı ister, çok sertir müsamahası çok azdır. Çelik gibi serttir. Sanırım sahne üzerinde beni birkaç kez öldürmeyi düşünmüştür. Ama kişi olarak sahne üzerinde bir yere gelebildiysem, onun bu acımasız, sert ve mükemmeliyetçi tavrından ötürüdür."
Tüm bu yönlerden dolayı, onunla çalıştığı için çok mutlu olduğunu söylüyor Mehmet Birkiye ve ekliyor: "Hiçbir zaman, asla kendimizi kandırmamıza izin vermedi. Hâlâ kendimi onun öğrencisi gibi görüyorum ve yaşadığım sürece de göreceğim."
Mehmet Birkiye de, Yıldız Kenter'in özel yaşamına vakit ayırmadığı fikrine katılıyor ama farklı bir bakış açısıyla: "Onun özel yaşamı ile tiyatro birbirine geçmiş durumda. Onu ayırmak, çizgisini çizmek çok zor. Boş zamanında kitap okursa bile tiyatro kitabı okur. Postacıya 'boş zamanında ne yaparsın' diye sormuşlar, 'şehri dolaşırım' demiş. Yıldız Hanım'ın da bütün hayatı tiyatroyla örülmüş durumda."
Tiyatro deyince; Yıldız Kenter
Ve onun son mezun ettiği öğrencilerinden Mehmet Ali Alabora... Bugüne dek 1000'in üzerinde kişiye hocalık yapan ve pek çoğunun geldikleri noktada en büyük emek sahibi kişi olarak sayılabilecek Yıldız Kenter'i, birçok öğrencisi "zor ve acımasız" buluyor. Hatta onu çok zor bulan öğrencilerin, Yıldız Hanım'a karşı bir takım özel düşünceler oluşturdukları da söylenebilir. Mehmet Ali Alabora, onun öğrencisi olmaktan gurur duyanlardan... Annesi ve babasının da Ylıdız Kenter'in öğrencisi olması ise ayrı bir anlam taşıyor.
Yıldız Kenter adını, hayatı boyunca tiyatroyla eş anlamlı tutacağını söyleyen genç Alabora, hocasını şöyle anlatıyor:
"Hem annemi, hem babamı mezun etmiş biri olarak, hepimizin hayatında ayrı ve önemli bir yeri var Yıldız Hoca'nın. Öğrenci olarak girip aktör adayı olarak çıktığımız konservatuvarda, en büyük destekleyicimiz, en büyük engelimiz, en büyük engel atlatıcımız, her şeyimiz Yıldız Hanım oluyor. Öğrencilerinin hayatında hakkaten çok önemli bir isim. Hayat boyu tiyatro deyince, okul deyince o aklımıza gelecek. 4 yıl boyunca onun çırakları olarak yetiştik Kimileri çok seviyor kimileri sevmeyebiliyor ama hepsinin hayatında çok önemli bir yeri var."
Yeni mezun olmuş biri olarak, Mehmet Ali Alabora'nın ağzından biraz laf almaya çalışıyoruz; "Hiç mi zorlandığınız, ona kızdığınız zamanlar olmadı?" diyerek... "Eskiden daha sertmiş. Eski öğrencileri, şimdiki halinin daha şumuşak olduğunu söylüyor. Hepimizin saygıyla birlikte korktuğu bir otoritesi vardır Yıldız Hanım'ın. Zorlandığımız çok anlar oldu tabii. Onun da bizimle ilgili zorlandığı oldu. Ustalar tabii ki bazen kırıcı olabilirler. Ben bunu gazetecilikte de gördüm. Onlar ustadırlar ve yaptıkları işi en iyi yapanlardır. Kırıcı olsa bile o Yıldız Kenter'dir. Bazen söyledikleri insanlara ters gelebilir. Ama onun emeklerini kimse inkar edemez."
O "otoriter hoca" kimliğinin yanında, öğrencileriyle dost olmayı da başaran bir yapısı olduğunu da söylemeden geçemiyor Mehmet Ali Alabora: "Öğrencileriyle çok samimi olabilen, samimi olduğunda çok komik, gülmekten kırıp geçiren ama çoğu zaman da otoritesinden taviz vermeyen bir yapısı var."
Esra ÖZ
|
Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır
|