kapat

22.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
AHMET VARDAR(avardar@sabah.com.tr )


Ziraat Bankası'nın inanmadığı insanlar...

Çok enteresan biliyor musunuz, Ziraat Bankası müşterileri arasında tefrik yapıyor...

Örneğin; İki baş ineği bir ahır içerisinde gösterirsen milyarlarca krediyi alırsın. Ama dünyanın tarlasını ekersen, onun ürününü sigorta ettiremezsin. Acayip bir iş!... Bakın bir çiftçi okuyucum ne diyor; "Ahmet bey, ben size Afyon'dan yazıyorum. Ailemden kalan tarlamda ortaklarımla birlikte ziraatçilik yapmaktayım. Bu yıl bir tarafı demiryolu, diğer tarafı ise asfalt yolun arasında kalan tarlamıza buğday ektik. Sıcak ve ateş tehlikesini düşünerek, buğdayı sigorta ettirmek için, devletin bankası olan Ziraat'e başvurdum. Ama nedense banka burayı sigorta etmedi..."

Sebebi de gülünç... Banka yetkilisi onlara demiş ki; "Ya mevsim kurak gider de buğday çıkmazsa... Ya tarlayı yakarsanız..." Adamcağız canını dişine takıp, uğraşacak, didinecek, tahıl ekecek ve medeni bir ülkede olduğumuzu farz ederek bunu sigortalayacak, sen onu potansiyel suçlu olarak kabul edeceksin. Olur mu böyle şey!... Tarlasını yakarsa tespit edersin, parasını ödemezsin. Hatta hakkında sahtekarlıktan dava açarsın. Ama yekten ona suçlu gözü ile bakamazsın. Elin oğlu bir ahır içine iki tane inek koyup da sizden dünya kadar kredi götürünce birşey olmuyor da, bütün kurnazlığınız tarla eken çiftçilere mi söküyor...

Adınız üzerinde Ziraat Bankası'sınız... Ziraatçiye hizmeti sizler vereceksiniz. Dışarıdan ithal yoluyla buğday almak zorunda kalan ülkemize bu insanlardan, sigorta istedikleri için kötülük mü gelecek?... Buna kargalar bile güler...

Şu trol işi ne olacak?...
Gerçi bu konuda çok kalem oynattık, mürekkep harcadık ama bıkacak, usanacak değiliz. Konumuz yine balık kaçakçılığı... Oda ne demek demeyin. Resmen denizlerimizin diplerinde balık kaçakçılığı, balık hırsızlığı yapılıyor. Bu iki ithamı birden yapmamım sebebi de, yetkililerin gözünün önünde işlenen bu suçun bir türlü önlenememesi...

Adam baklavacı dükkanından 1 kilo baklava çalıyor, hapishaneye atılıyor. Karpuz sergisinden 3 tane karpuz arakladı diye günlerce nezarethanede kalıyor. Ama denizlerimizin dibinde büyük tahribatlar yaparak, bakıl yuvalarını bozarak, küçük balık yavrularını öldürerek, hem de milyonlarcasını bir seferde katlederek balık neslini tüketen, yok olmasına sebep olanlarla kim mücadele edecek?...

Her zaman yazdım ve yine de yazacağım bir konu bu... Çünkü bu hem hırsızlığa hem de kaçakçılığa giren bir suç... Özellikle kapalı denizlerimiz olan Karadeniz ve Marmara'da bu suçu işleyenler, yetkililerin gözünün içine baka baka dolaşıyorlar. Bir Allah'ın kulu da bunlara dur demiyor. Hani başında yığınla derdi olduğunu bilmesem, bu konuyu da Sevgili İçişleri Bakanımız Saadettin Tantan'a havale edeceğim geliyor. Bana kalırsa bu yazıdan sonra O da (zarfı) okumuş oldu...

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır