Merak konusu, tam böyle telaffuz edilmese dahi, "Ýsrail'e ne kadar güvenilebilir" þeklindeydi. Ýsrail'in yeni lideri Ehud Barak'ýn kararlý ve hýzlý biçimde Suriye ile barýþ yapmayý hedef almasý, ister istemez, Türkiye ile arasýndaki "stratejik öncelik"in erozyona uðrayýp uðramayacaðý tartýþmalarýný davet etmiþti.
Sorunun cevabýnýn alýnacaðý yerlerden biri Ýsrail, diðeri Þam ve tabii ki, Washington. Zaten, daha Demirel, Ýsrail'deyken Barak, Amerika'ya uçtu ve yaklaþýk bir hafta "Ortadoðu Barýþ Süreci"nin alacaðý yol, üzerinden geçeceði "istasyonlar" enine boyuna Amerika'da tartýþýldý.
Barak'a gösterilen hüsnükabul, pek az lidere nasip olabilecek cinstendi. Bülent Ecevit'in Eylül'de yapacaðý ziyaret hakkýnda halâ bir gün belirleyememiþ olan Bill Clinton, Türkiye'den bir ay sonra seçim yapan Ýsrail'in Baþbakaný'ný günlerdir aðýrlýyor. Bu "sembolizm", Amerika'nýn Ortadoðu politikasýndaki "asýl partneri"nin kim olduðunu fazla spekülasyona mahal vermeden ortaya koyuyor.
Barak, Washington'a ayak basar basmaz, Clinton'la saatlerce baþbaþa kaldý. Ardýndan Baþkan'ýn ancak çok özel dostlarýný kabul ettiði, baþkent yakýnlarýnda, Maryland'daki haftasonu istirahatgâhý Camp David'e eþiyle birlikte davet edildi. Pazar gecesi Beyaz Saray'da Barak þerefine düzenlenen yemek, 400 kiþi gibi Beyaz Saray'ýn geleneðinde az raslanan bir davetliler topluluðuna sahne oldu.
Ýki liderin görüþmesinden sonra, Barak'a yolu açmak üzere, Suriye üzerinde Amerika devreye giriyor. Clinton'un Hafýz Esad'a bizzat telefon etmesi bekleniyor. Önümüzdeki günlerde, Dýþiþleri Bakaný Madeleine Albright, Þam yolunu tutacak.
Söz konusu olan Ortadoðu... Bu bölgede hiçbir þeyin, özellikle barýþýn herhangi bir garantisi yok. Buna raðmen, Ýsrail ile Suriye'nin barýþ yapmaya, hiç bu kadar yaklaþmýþ olmadýklarý da bir baþka gerçek.
Suriye'nin "Abdullah Öcalan kartý"ný þaþýrtýcý bir hýzla ve kolaylýkla elinden çýkartmasýnýn, þimdilerde içine adým atmakta olduðumuz yeni bölgesel ve uluslararasý oluþumlarla bir irtibatý var mýydý acaba? Zira, þimdi yýllardýr elinde tuttuðu "radikal" Filistinli gruplarý elinden çýkartmaya baþlýyor.
Bu sorunun ne önemi olabilir? Öcalan, þu anda idam hükümlüsü olarak Ýmralý'da bulunduðuna göre, böyle bir sorunun "pratik" deðeri nedir ki?
Sorulmasý gerekiyor. Pratik deðeri de þöyle var: Eðer, Suriye lideri Hafýz Esad, Ýsrail'le Golan karþýlýðý bir barýþa yanaþmak ve "terörist ülkeler listesi"nden adýný sildirmek amacýyla ve "belli güvenceler karþýlýðýnda Abdullah Öcalan kartý"ný fýrlatýp attýysa; onu harekete geçiren, Türkiye-Ýsrail makasýna gelme yani bir asker” müdahaleye maruz kalma korkusundan ziyade, Amerika ile pazarlýk hesabý rol oynamýþ demektir.
Öyleyse?
Öyleyse, yollar Amerika'nýn arzuladýðý yönde Ýsrail-Suriye uzlaþmasýna açýlýr ve sonuca ulaþýlýrsa; "Türkiye-Ýsrail ekseni", Ýsrail'in elinde bir koz halinde kalýr ama Türkiye'ye Ortadoðu kapýlarýný kapatýcý bir rol oynar.
Böyle bir durumda, "Türkiye-Ýsrail ekseni"nin, Ýran'a yönelik bir "sed" olmaktan gayrý -bu kendi baþýna önemli olmakla birlikte- bir iþlevi olmaz.
Peki, ya Amerika-Ýran iliþkilerinin önü açýlýr; Ýran, tekrar "uluslararasý sistem"e dahil olursa?
Ehud Barak, Pazar günü NBC'nin "Meet the Press" programýnda, Ortadoðu'da barýþ yapýp yapamayacaðýný 15 ay içinde anlayacaðýný söyledi. Bu 15 ay sonunda, Ýsrail halkýna, "barýþ imkânsýz" diye bildirecek. Veya "barýþ yapabileceðimizi gördüm; fedakârlýða hazýrlanýn" çaðrýsý yapacak.
Benim aylardýr Washington'da gözleyebildiðim þu: Amerika ile Ýran arasýnda köprüler, 5 yýl içinde tekrar kurulabilir.
Türkiye'nin stratejik doðrultusu, Bakž-Ceyhan, Ýsrail yakýnlaþmasý vs...
Bir de bu sorularý sorup, bir düþünmeyi deneyin...