kapat

22.07.1999
Anasayfa
Son Dakika
Haber İndeksi
Yazarlar
Günün İçinden
Politika
Ekonomi
Dünyadan
Spor
S u p e r o n l i n e
Magazin
banners
Siber Haber
L E I T Z
Sofra
Bizim City
Sizinkiler
Para Durumu
Hava Durumu
Bayan Sabah
İşte İnsan
Astroloji
Reklam
Sarı Sayfalar
Arşiv
Hazırlayanlar
Sabah Künye
E-Posta

1 N U M A R A
Z D N e t  Türkiye
A T V
M i c r o s o f t
Win-Turkce US-Ascii
© Copyright 1999
MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş.
HINCAL ULUÇ(uluch@sabah.com.tr )


Fikret Ünlü'yü bekleyen gerçek sorunlar..

Efendim, Türkiye sözcüğünün önüne ve arkasına "Telsim" gelmezmiş.. Bir yanda sponsorluk yasasını hazırlarken, bir yandan, bir güzel sponsorluk örneğine karşı çıkmayı anlamak güç..

Şifresiz yayınlarının stadyum seyircisini nasıl öldürdüğünü bile bile, şifresiz yayında ısrar etmeyi anlamanın güç olduğu gibi..

Sevgili Dostum Fikret Ünlü, popülist politikalar üretiyor durmadan.. Şura toplayıp, havanda su dövüyor..

Oysa onu bekleyen çok daha ciddi işler var.

Bir.. Futbol yasasını yenilemek ve kapıları mafyaya kapalı, sadece kulüplere açık yepyeni bir yasa tasarısı hazırlamak..

İki.. 21'nci yüzyıla yakışmayacak, çağ dışı bir olimpik stadı iş işten geçmeden yeniden ele almak..

İlk günden beri söylüyoruz..

Bugün yapılmakta olan stat, bittiği gün bu milletin sırtına ağır bir masraf yükü getirmenin ötesinde hiçbir işe yaramayacaktır. Bu stat, Olimpiyat taleplerimize katkıda da bulunmayacaktır..

Bakın eloğlu neler yapıyor, dünyanın en ünlü stadı Wembley başına bela olunca..

Wembley bugün bir leş.. İngiliz halkı ödediği vergilerin her kuruşuna sahip çıkacak bilinçte olduğu için, halkın sırtına bir kambur olarak yaşayamıyor, köpek yarışları, konserlerle para kazanıp ayakta kalmaya bakıyor..

Bakıyor da, stat bu hali ile 2006 Dünya Kupası'na talip olacak İngiltere'ye yakışmıyor.

Tam 500 milyon dolar harcayıp stadı 21. Yüzyıla yakışır hale getirmeye karar verdiler.

Yeni Wembley 90 bin kişilik olacak. Koltuk araları dizler ve bacaklara daha fazla yer bırakacak şekilde düzenleniyor. Oturma yerleri de, görüşü en rahat sağlayacak şekilde planlanıyor.

Çepeçevre kapalı tribünler arasından çimlerin tamamının güneş alabilmesi için, kayar tavan ve güneş ışığı yansıtıcıları kullanılacak. Atletizm pisti üzerine futbol günleri kolayca açılacak portatif tribünler ilave edilecek.

Bunlar işin içi.. Bir de dışı var..

Yeni komplekste 200 yataklı bir beş yıldızlık otel, 5 bin oturmalı bir balo salonu (İngiltere'de en büyük), çeşitli barlar ve ve sahaya bakan dev bir teras restoran yer alacak..

Stadın akustiği için dünya çapında mühendislerle çalışılıyor. Bu mühendisler, tezahüratın yankılanarak dolaşmasının hesabını yapmakla kalmıyorlar, stadda verilecek konserleri de düşünüyorlar..

Yani Wembley, milli maçtan milli maça kapı açan bir kocaman kambur olma yerine, maç dışında da yaşayabilen bir yapıya dönüşüyor.

Yeni Wembley hem iyi para kazanacak.. Hem de FİFA üyelerine "Gelin bakın, 2006 finalini nasıl bir stadda oynayacağız" demenin keyfini yaşatacak..

Şimdi Fikret Ünlü planları istetsin ve sorsun bakalım..

Bizim stat açıldığı günden itibaren yaşamını sürdürmek için yılda kaç paraya ihtiyaç duyacak ve bu para nerden gelecek?..

Baksın bakalım, televizyon denen canavar insanları stadlardan kaçırırken ve dünya en konforlu stadları inşa ederek rekabete girerken, hala açık tribün çağ dışılığı yaşayan bizim stadın cazibesi ne olacak?..

Bu ortaçağ stadı ile FİFA, UEFA ve Uluslararası Olimpiyat Komitesi üyelerine hava atmamız mümkün mü?..

Stadı vergi verenin sırtına kambur yapmayacak, onu ikinci bir Halkapınar rezaletine çevirmeyecek, gelir getirici yan tesis ve imkanlar neler?.. Nerde bu stadın fizibilite raporu?..

Bugün yol yakın.. Plan üzerinde tadilatla eklemeler yapılabilir.. Yarın biterse, bu ülke zaten Olimpiyat, molimpiyat da alamayacağına göre öyle bir baş belası olur ki, sormayın gitsin..

Popülist konuları bırak, Fikret Ünlü dostum..

Bu ülke sporunun çok ciddi sorunları var.. Onlarla uğraşmaya ne dersin?..

Asker kaçağını sahiplenen Denizli..

Delikanlı, aylardan beri yurtdışında Türkiye adına belki tek ve en yoğun tanıtımı yapıyor.

Delikanlı, devrin başbakanından askerlik tecili sözü aldı diye bu işlere girmiş.

Delikanlı, "Ülkemi seviyorum. İnsanımı seviyorum. Özledim. Dönmek istiyorum. Şimdi tecil edin. Ben askerliğimi de yapacağım" diye bas bas bağırıyor..

Onu vatandaşlıktan atmak için elden ne gelirse yapıyoruz. İlgili yasa tasarılarında bile onu özellikle dışarda bırakmak için çaba harcıyor, milletvekillerimiz..

Ve bu çabalar, ilginçtir, medyada fena halde destek buluyor.

Müthiş bir "İnfaz" mekanizması çalışıyor.

Onun adı Tarkan!..

***

Öteki delikanlı, alenen ve resmen askerden kaçmak için Türk vatandaşlığından çıkmak istiyor. "Askerliğini yap, sonra" demiyorlar. "Buyur çık" diyorlar.

Oysa yapacağı askerlik, askerlik değil.. Bu ülkede hem de milli futbolcular nasıl askerlik yapar, herkes biliyor.

Kaldı ki, askerliğini 33 yaşına kadar tecil hakkı da var..

Hayır, o sıyırmak istiyor.. Bakanlar Kurulu "Buyur sıyır" diyor. Sıyırıyor. Öyle bir sıyırıyor ki, hem de..

Yeni ülkesinde de askerlik sorunu yok. Çünkü oraya göre yaşı geçmiş. Zamanlamaya bakın..

Ve askerlik yapmamak için vatandaşlıktan çıkan delikanlıyı mekanizma koruyor..

Türk vatandaşlarının tüm haklarına sahip olarak, vatandaşlıktan çıkıyor.

İşe bakın..

Biri gidip Doğu Anadolu dağlarında en kötü koşullarda yaşayacak, şehit olacak, öteki, kulübünün 100 metre ötesinde sivil elbise ile askerlikten bile kaçacak ve ikisi de aynı haklara sahip olacak..

Ötekinin adı Tayfun!..

Dahası.. En acısı..

Milli takım teknik direktörü, artık gerçekten tanımakta güçlük çektiğim Mustafa Denizli, "İnsanlar yanlış biliyor. Her şey benim bilgim dahilinde oldu. Tayfun milli takımda oynamaya devam edecektir" diyor.. Diyebiliyor.

Milli takım direktörünün ülke gençliği önüne koyduğu "Ahlak ve vatanseverlik" örneğine bakın..

Gençliğe örnek olması gerektiğini hep anlattım Denizli'ye..

Özel sohbetlerimizde anlattım, anlamadı. Yazdım, dinlemedi..

"Araban bir kilometreden görünecek kadar farklı. Trafik kuralı ihlal etme. Köprüde sıranı bekle.. Pasaport kuyruğunda da sıranı bekle.. Emniyet kemerini bağla.. Alkol almışken direksiyona oturma.. 'Polis beni çevirmez' diye düşünme.. Özellikle gençlerin seni yakından izlediğini aklından çıkarma, örnek ol" dedim. Küstü..

Tayfun yasal olarak milli takımda oynar mı, onu da bilmem.. Yoksa orda bir de katakulli mi yapacaklar?..

Türkiye Cumhuriyeti nüfus kağıdı ve pasaportu taşımayan birisi Türk Milli Takımı'nda oynar mı, oynamaz mı, Şenes Erzik açıklarsa eğer, bu köşede aynen yazarım. Açıklamalı da..

Tarkan'a saldırırken, Tayfun'u savunan Türk medyası da, bu çifte standardının sebebini açıklamalı..

Tarkan ile Tayfun'un farkı, ikincisinin Fenerbahçe futbolcusu olması mı?..

Fenerbahçeli olunca akan sular duruyor mu?..

Tanıdığım en büyük Fenerbahçelilerden biri Sevgili Necati Dayım (Bilgiç), Tayfun'u savunuyor..

Bilgiç'e sormak isterim.

Kendi oğlu Gürcan, askerden sıyırmak için Türk vatandaşlığından çıkıp, Alman vatandaşlığına girse, ne hissederdi?..

Kendi oğlu!..

Ateş olmayan yerden..

Gazetecilik yaşamımda ilk sütunumun adıydı, Ateş Olmayan Yerden..

Daha doğrusu Yeni Gün sporun ortak köşe adıydı. Her gün birimiz yazardık, M.Ali Ağabey'in L'Equipe'ten aynen çevirerek yarattığı bu köşede..

Öcal Ağabeyim, Ahmet (Taner Kışlalı), Yaşar (Güngör), Oktay (Kurtböke), Güneş (Tecelli) ve ötekiler bu işe böyle başladık..

Spor olaylarına mizahi bir yaklaşım tarzıydı bu..

40 yıl sonra, aklıma geldi, sevgili sütunum..

***

Erdoğan Şenay yazıyor. Bir zamanlar.. Fener'de işler çok kötü gidiyor. Necmi Ağabey (Tanyolaç) Tercüman'da şef.. O, İslam (Çupi) ve Erdoğan, Kumkapı'da kafayı çekerek "Ne olacak bu Fener'in hali?" ni konuşuyorlar.

Teşhis.. Lefter'in jübile yapması ile başlayan sorunlar çözülemiyor. Tedavi Lefter'i tekrar futbola döndürmek. Tanyolaç ve Çupi göz yaşartıcı çağrı yazıları yazıyorlar. Futbolu üç dört yıl önce bırakmış Lefter, 42 yaşında geri dönüyor, Fener'i kurtarıyor, şampiyon yapıyor.

Bab-ı Ali'nin nasıl tipik aynası Şenay'ın yazdıkları..

Bir şey eksik.

Lefter'den 10 yaş daha gençken Metin Oktay'a "Geri dön" çağrısı yaptıkları zaman Necmi Ağabey "Dönme.. Kral soytarı olmaz" diye çok ağır bir yazı yazmıştı, hatırlarım..

Şimdi "Dön Lefter" ve "Dönme Metin" yazılarını birbirine bağlayınca..

***

İsmail Sivri'den nakil..

Bülbin Kıvanç Halit Ağabey'den RTÜK'ün telefonunu istemiş..

"Niye" demiş, Halit Ağabey..

"Seni birkaç gün kapattırıp, kafa dinlemek istiyorum da" demiş, Bülbin Abla.

***

Ceride-i Paçavrayı Çiller "Patrick Rafter, dünya sıralamasının zirvesinde yer alan Pete Sampras'ı geçip bir numara olacağını iddia etti" diye haber yapmış..

Gazetelerin futbol dışı haber yapmaları güzel de, insanın "Eksik olsun" diyeceği geliyor..

Rafter 2, Sampras 3 numarada çünkü..

Geriye doğru mu geçecek acaba?..

***

Engin Ardıç "Şimdi düşünün bakalım, spor basını olarak ne gibi puştluklar yapalım da Cimbomu yıpratıp kupayı bu yıl Fenere kazandıralım" diye yazıyor..

Estağfurullah Engin de, sen en çok o yazdığın gazetenin spor sayfalarını kolla o zaman..

***

Popolarını yırtanlar var. Bana bulaşıyorlar ki, adları sütunumda geçsin, benimle polemiğe girip gündeme gelsinler. Gülüp geçiyorum. Çıldırıp daha ağır saldırıyorlar. Daha çok gülüyorum.. Sabah'ı santim santim karıştırıp nasıl benden cevap aradıklarını bildiğim için..

Cevabı, sadece değer verdiklerim alıyor.

Sevgili Onur Belge bunlardan biri..

Dikkat etmiş ben ne zaman "Milli takım kazanamaz" desem kazanıyormuşuz.. Ne zaman "Galatasaray elenir" desem Galatasaray finale doğru gidiyormuş..

Yahu Onur, bu dünyada mı yaşıyorsun, rüya mı görüyorsun..

Bu medyada "Büyük düşünce"nin sahibiyim ben.. "Kaybedeceğiz" dediğimi kim duymuş, kim okumuş?..

Almanya maçı sabahı açık seçik ve net "Bu maçı kazanacağız" diye yazan tek yazar bendim bu ülkede..

Şampiyonlar Ligi kuraları çekildiğinde de "Galatasaray talihli gurupta. Çeyrek finale çıkacaktır" diyen de..

Bin yanlışım var belki, sen kalkmış en sağlam yanımdan saldırıyorsun.

Yazarlar sayfasına geri gitmek için tıklayınız.

Copyright © 1999, MERKEZ GAZETE DERGİ BASIM YAYINCILIK SANAYİ VE TİCARET A.Ş. - Tüm hakları saklıdır