İşlerin tepetaklak gitmesini bekleyen bir kısmın yanısıra yavaş yavaş profesyonelleşmeye doğru gidilmesi yönetimin içinde de huzursuzluk kaynağı. Çünkü Trabzonspor etiketine sığınanlar, iddialara göre de avantaj sağlayanlar yavaş yavaş ayıklanmaya başladı bile. Kendini değil, Trabzonspor'u düşünen yöneticiler yönetimde olmayınca her an herkes arkasından sıkılacak kurşunun sesini duymaya hazır olsun.
Trabzonspor önemli bir operasyon geçirdi. Bir süre önce "Ogün ile Abdullah'ı satamazsınız" diyenler çark ettiler bile. Zaten bunların hedefi eleştirmek değil, dönmeye hazırlanan tekerleğe çomağı sokmaktı. Bu kadar ünlü ismi bir kenara atmak her babayiğidin harcı değil. Bunu ancak Mehmet Ali Yılmaz gibi gizli bir "deli" yapabilirdi. Aslında bu yenilenme 3 sezon önce Fenerbahçe'ye kaybedilen şampiyonluktan sonra gözü kapalı yapılmalıydı. Ama cesaret edilemedi. Cesaret eden Yılmaz'ın ayakta alkışlanması gerekir.
En fazla transfer yapılan Trabzonspor'a iyi isimler alındı. Ahmet Suat Özyazıcı da elindeki malzemeden en iyiyi yapacak ideal isim. Ancak hocanın artık "Bu transferleri ben yapmadım, yönetim yaptı" düşüncesinden vazgeçmesi gerek.
Lig yaklaşıyor. 5 yaş birden gençleşen ve tamamına yakını değişime uğrayan Trabzonspor'un geçen yıldan daha iyi bir sonuç alacağına inanıyorum. Almanya okulundan takdirname ile dönen Hami'nin yönetiminde bu takım iyi işler yapacak. Artık sahadakiler kenara bakıp "Beni kimse kesemez" diyemeyecekler. Çünkü kenardakiler pars gibi bekleyecekler.
Havaları sönenlerin kuyusunu kazmaya çalıştıkları menajer Necmi Perekli ile Trabzonspor'da iyi şeyler de başladı. Başkan, yönetim, teknik kadro, futbolcuların yanısıra bu sezon en büyük görev taraftara düşüyor. Perugia maçında 2-0 mağlup takımı coşkuyla destekleyen taraftara düşüyor. Trabzonspor'u yıkmaya, bölmeye, katletmeye çalışanlara tokat atacak taraftara düşüyor. Gerisi zaten havagazı.