Büyük günah iddiası
Bir iddiaya göre, John. F. Kennedy'nin kızkardeşi Rosemary, erkeklere çok düşkündü. Babası Joe, kızını seks düşkünlüğünden vazgeçirmek için ameliyat ettirirken beyninden özürlü olmasına yolaçtı
Küçük Jack (John F. Kennedy), yatılı okuldan annesine gönderdiği mektuplarda, her sabah ve akşam dua ettiğini, eve döndüğünde mutlu olacağını yazıyor, babasına ile dersleri hakkında bilgi veriyordu.
Futbol, beyzbol ve diğer sporlarda çok başarılıydı. 50 metreyi 30 saniyede yüzebiliyordu. Bu hüneri yıllar sonra onun hayatını kurtaracaktı.
Bir yıl sonra okulunu değiştirdi.
Jack Kennedy, 18 yaşında, 5 yıllık yatılı hayatından sonra Choate'deki okulunu bitirdiğinde, uzun, zayıf, ince yüzlü ve çıta gibi bir çocuktu...
Babasının isteği üzerine bir süre London School'a devam etti ama sarılığa yakalandığı için bu okulu bitiremedi.
Nihayet ayrıldıktan 10 yıl sonra 1936'da Boston'a geri döndü.
Jack, aslında yüzmeye tutkundu. Okul sıralarında yaşadığı bir olay, bu tutkusunu açıkça gösteriyordu.
Jack, gribe yakalanmış, ağırlaştığı için hastaneye kaldırılmıştı. Bir arkadaşı ziyaretine gitti. Onu yatakta bulacağını umuyordu ama Jack, Yale takımına karşı çıkacak okul takımında yer almak için, yatağını terk etmiş, hastanenin havuzunda antreman yapmaktaydı. Ve sonra hastaneden kaçacak, müsabakaya çıkıp büyük eforla yüzecek fakat aşırı güç kaybettiği için yarışı kaybedecekti.
***
Jack Kennedy de artık bir Harvard'lıydı. Okulun kampüsü, ateşli tartışmaların yaşandığı, fokur fokur düşünce kaynayan bir yerdi.
İkinci Dünya Savaşı'nın yaklaştığı günlerde, herkes radyoları başında Roosevelt'i dinliyor, Hitler'in Nürnberg konuşmaları çılgınca karşılanıyor, Nation, New Public ve New Masses dergileri sular seller gibi okunuyordu.
1937 yılında başkan Roosevelt, baba Joe Kennedy'yi İngiltere'ye büyükelçi olarak atadı. Jack, artık bir büyükelçi oğluydu ama arkadaşları arasında bununla övündüğüne rastlayan hiç olmayacaktı.
Jack'in kızkardeşleri de büyümüş, Rosemary 19, Kathleen 17 yaşına girmişlerdi.
Jack'in çok sevdiği Kathleen bu sırada, Devonshire dük ve düşesinin veliahtı Harlington markisine aşık olacak ve savaş sırasında da evlenecekti.
Böylece, Kennedy ailesi İngiltere üzerinde bir "asalet unvanı" da ediniyordu.
Fakat Rosemary'nin durumu ağabeyi Jack'i çok üzüyordu. Çünkü bu genç kızın durumu aile içinde bir hicran yarası gibiydi.
Onun doğuştan özürlü olması, son derece parıltılı bir ailenin üzerinde sanki kara bir gölge gibi geziniyordu. Rosemary'nin vaziyeti öyle bir sırra dönüşmüştü ki, aile içinde bile konuşulmayan bir tabu gibiydi...
Unutulmak istenen ama unutturulamayan bir acı...
Nitekim yıllar sonra, anne Rose'un uzun süre sekreterliğini yapmış olan Barbara Gibson'un yazacağı kitap, zavallı Rosemary'ye yönelik büyük bir aile günahının işlenip işlenmediği konusunda, beyinlere saplanan bir kuşku hançeri türünden bir iddiayı ortaya atacaktı.
***
İddia şuydu:
Yıllardır doğuştan özürlü diye bilinen Rosemary'nin, küçük yaştan beri erkeklere aşırı düşkünlüğünü önlemek isteyen ailesi, onu bir beyin ameliyatına sokturmuş ve bitkisel hayata girmesine sebep olmuştu.
Kennedy'ler hakkında şimdiye kadar birçok kimse, sayısız iddia ortaya atmıştı.
Kuşkusuz bunları çoğu, gözler önündeki bir aile hakkında konuşmak ihtiyacından kaynaklanan saçma sapan senaryolardı...
Ama Kennedy'lerin yanında 27 yıl çalışmış olan Barbara Gibson'un, henüz çok yeni olarak Amerika'da piyasaya çıkan "Rose Kennedy ve Ailesi" isimli kitabı unutmayacak bir iddia taşımaktaydı.
1968'den öldüğü yıl 95'e kadar anne Rose Kennedy'nin sekreterliğini yürüten Barbara Gibson kitabında şunları yazıyordu:
"Bir rastlantı eseri Rosemary'nin hatıra defterini okuyunca gerçeği anladım ve ailenin içyüzünü açıklamaya karar verdim. Okuyunca tüylerim diken diken olmuştu. Meğer, bu genç kız erkeklere aşırı düşkünlüğünü önlemek için zorla beyin ameliyatına sokulmuş ve sonra da bitkisel yaşama girmiş..."
Barbara Gibson'un iddiasına göre...
"Rosemary genç kızlığında erkeklere aşırı düşkündü. Bu durum ailenin tepkisini çekiyordu. Katolik olan Joe Kennedy, kadınların mazbut bir hayat sürmesinden yanaydı ve bu durumu kabullenemiyordu. Sonunda bir cerrahi ekibi ayarlayarak kızını ameliyat ettiren ve beyninin ön kısmını aldırtan baba kızının bitkisel hayata girmesine neden olmuştu."
Zavallı Rosemary bir özürlüler evini yerleştirilmiş, aile bireyleri kendisini pek ziyaret etmediği gibi evde de ondan konuşulması adeta yasaklanmıştı.
Bu korkunç iddianın, bütün dünyaca kabul edilmesi için kuşkusuz ispatlanmaya ihtiyacı vardı.
Ama iddia da doğrusu iddiaydı!..
***
Jack Kennedy, 23 yaşında parlak bir derece ile Harvard'ı bitirdi.
Ağabeyi Joe, siyasi alanda başarılar elde ediyordu. Aile, büyükelçi baba Joe'nun tartışılmaz önderliğinde parıltılı bir yaşam sürüyordu.
Kennedy ailesinin bütün fertleri, 9 kardeşler birlikte son kez 1940 yılında bir araya toplanacaktı.
Hyannis Port'daki yazlık evlerindeki bu tarihi ve son toplantıda; Joe Jr. bir siyasetçi; Jack, Harvard mezunu bir genç, Kathleen ise Washington Times Herald gazetesinin genç bir muhabiri olarak, diğer kardeşler ise yeni yetişen gençler olarak yer alıyorlardı.
Bu birlikte olunan son tabloydu çünkü, en büyük ağabey Joe Jr. gelecek yaz Amerikan Deniz Kuvvetlerine uçucu öğrenci olarak katılacak ve aileden ebediyen ayrılacaktı.
Ailenin yaşayacağı ilk büyük faciaya sadece bir yıl kalmıştı.
***
Jack Kennedy, Yale Üniversitesi Hukuk Fakültesi'nde çalışmalarını sürdürmeyi tasarlarken, fikrini değiştirip altı ay için Stanford Üniversitesine gitti. Sonra tekrar gezilerine başladı... Çeşitli yerleri gezip döndüğünde, büyük savaşın ülkesini de sarmaya başladığını hissedip, Amerikan Kara Kuvvetlerine katılmaya karar verdi.
Ama ordu doktorları onun ileri hatlarda savaşacak piyade sınıfına giremeyeceğine karar verdiler.
Jack çok üzüldü ama pes etmedi. Azmetti. 5 aylık bir fiziki eğitimden sonra sırtındaki sorunu en aza indirmekle, Amerikan Deniz Kuvvetleri'nin Washington'daki İstihbarat Birliği'ne atandı.
Jack, geri görev istemiyor, ileri hatlarda çarpışmak arzusuyla yanıp tutuşuyordu.
Nihayet 1942 yılında bu isteğini, Sahil Devreyi Torpido Bot Okuluna atanmakla gerçekleştirdi. 6 ay içinde bu okulu bitirdi. Ve 1943 yılı başlarında, okyanusun sert soğuk dalgaları Deniz kuvvetleri gemisinin bordasında patlarken, San Fransisco'dan demir aldılar...
Rota, Güney Pasific'te tespit edilen Japon kuvvetlerni gösteriyordu.
Sahil devriyenin, P.T 109 sayılı gemisinde Jack'ten başka iki subay ve 10 er bulunmaktaydı.
***
Jack Kennedy, zengin bir ailenin iyi yetişmiş bir üyesi olarak, herkesin gösteremeyeceği bir cesaret gösteriyor, üstlenmek zorunda olmadığı bir riski omuzluyordu.
Bu ailenin geçmiş kuşaklarında miras aldığı "risk alma" faktörü, böylece gün ışığına vuruyordu. Tıpkı ağabeyi Joe Jr.'ın yaptığı gibi...
Acaba ağabey Joe Jr.'ın geçirdiği uçak kazası ile hayatına mal olacak bu yüksek "risk alma" faktörü, Jack Kennedy'nin de hayatına mal olacak mıydı?..
Jack Kennedy, bu ilk savaş deneyiminde büyük bir ölüm kazası geçirip, şans eseri kurtulacaktı ama yıllar sonra, 1963'te...
Amerikan başkanı sıfatıyla Dallas'ı ziyaretinde...
Makam arabasının üstünü örtmeyip açık bırakmakla, yukarıda değindiğimiz türden bir "risk alma" davranışı sergilemeyecek miydi?
Evet, sergileyecekti...
Aynı Jack Kennedy, başkanın can güvenliğinden birinci derecede sorumlu olan ve bu konuda direktif almak zorunda bile olmayan koruma subayına "otomobilin üzerinin örtülmesini istemiyorum" diyerek kendi hayatını tehlikeye atacak ve feci bir suikast sonucu hayatını kaybedecekti.
YARIN: Kennedy'nin başkanlığı
İLKER SARIER
|