Araştırma sonuçları, özellikle küçük müşterilerin bankaların toplam porföyleri içindeki ağırlığının yüzde 25'ten yüzde 34'e kadar yükseleceğini, günümüzde portföylerdeki ağırlığı yüzde 34 olan büyük ölçekli işletmelerin payının da yüzde 28'e ineceğini ortaya koyuyor.
Bu yıl içinde Arthur Andersen tarafından hazırlanıp, Türkiye Bankalar Birliği'ne sunulan bu çalışma, aktif büyüklüğü açısından sistemin yüzde 83'ününe denk gelen 53 bankayı kapsıyor.
Bireysel bankacılık hizmetleri banka grupları açısından incelendiğinde de ortaya şu sonuç çıyıyor:
Büyük ölçekli bankalar, portföyleri içinde kitle bireysel müşteri ağırlığının fazla değişmeyeceğini, ancak yüksek varlıklı müşteri portföylerini artırması hedefliyor. Küçük ve orta ölçekli bankalar ise kitle bireysel müşteri portföyünü artırmayı öngörüyor. Yabancı bankalar ise hem kitle, hem de yüksek varlıklı bireysel müşteri portföyünü iki kat artırmayı hedefliyor. Bu durum 1994'te başlayan rekabetin giderek artacağını ortaya koyuyor.
Araştırmada dağıtım kanallarındaki değişim konusundaki öngörüler ise şöyle:
İnternet bazlı ödeme sistemleri hızla artacak. ATM'ler daha geniş bankacılık hizmetleri verecek, network ile diğer bankalara ve yurtdışına bağlanacak. PC/TV kullanan ekran bazlı sistemler elektronik ve tuşlu hizmetlerin yerini alacak. Geleneksel şubelerin önemi azalacak, bunların yerini müşteriye yerinde hizmet verenler alacak.
Hizmet kalitesi, 2000'li yıllarda rekabet avantajı sağlayacak en önemli kriter olarak görülüyor. Ancak bu kriterin pazarda yer alabilmenin doğal gereği haline gelmesinin ardından, rekabetin fiyatlama arasında geçeceği ve etkin maliyet yönetimi uygulayabilen, aynı kalitede ürünü daha ucuza sunan bankaların öne çıkacağı ortaya konuyor.
Bankalar, 2000'li yıllarda kurumsal müşterilerinin sermaye piyasasından fon teminini artıracağını öngörüyor. Buna paralel olarak ticari kredilerin öneminin azalacağı, ancak ticari tasarruf mevduatının öneminin artacağını düşünülüyor.